Koridordan, 10-15 dakika kadar arayla devamlı tekrarlanan, -STAR televizyonu haberi olarak-, halk içinde yapılan konuşmalar. 50 yaş civarında, sanki memur emeklisi, konuşma sesi güzel bir adam, bir yaşlı kadın vesaire: Benim hakkımda sorulan soruya, menfi yorumlardan sonra "terörist" diye biten cevaplar.
Televizyon haberi tamam da, -o niyetle dinliyorum-, bu sürekli tekrarlar ne? Sonunda, "Herhalde teybe aldılar, benim koğuşa yakın bir yerde tekrarlıyorlar!" diye düşünüyorum.
Bu türlü haberlerden biri de, benim hakkımda Demirel'e sorulan sanki imâlı bir soruda:
"Ben Salih Mirzabeyoğlu'nu ne tanırım, ne bilirim, ne ilgisi var, pööh..." diyor.
Konuşma rum... Psikolojik baskı ve kafa ütüleme niyetlerinin sebebini o günler henüz bilmediğim için, TELEGRAM'ın alt yapı oyunlarından biri olduğunu, o günlerde düşünemiyordum. Zaten yaralı ve hastayım; ruh ve beden direncini içli dışlı kırma ve beyni iptâle yönelik sair tertipler içinde, ilk 15-20 gün sonra, beni delirtme niyetlerini sezmiş olarak, mani olamadığım bir sel önünde olduğumu hissettim ve paniklemeye başladım. Kafamla oynuyorlardı. Ben, şuurlu olarak işitmemeye çalışsam da, mani olamadığım.
Televizyon sesini daha iyi anlamaya çalıştığım, kapıya kulağımı verdiğim bir seferinde:
"Bak, kapıya dayandı!" diye, hâlimi birine duyuran, tâ koridorun başından gelen ve normal olarak işitilemez olan tonda bir ses. Nasıl bilebiliyorlar?
Bir gece, koridor sessizken, koridorun başından mikrofona benzer bir sesle, normal konuşma tonunda ismimin geçtiği ama tam anlayamadığım aleyhimde bir konuşma duydum. Kapının mazgal deliğine yanaştım; bazen yorulup kapı aralığından duymaya çalışıyorum. O ses, bu sefer sanki kapıyı zorlamak için dayanıyormuşum gibi, tedip edici şekilde:
__"Bak, bak,