Küçük Bir Slime'ın Büyük Dünyası
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 12:34
Bazıları bir anda bambaşka bir dünyada gözlerini açar, bir diğeri okuduğu kitap ya da oynadığı oyunun içine girer, bazılarına truck-kun çarparak onu hiç bilinmeyen âlemlere teleport eder, e aralarından birkaçı da hakkın rahmetine kavuştuktan sonra başka biri olarak reenkarne olur. Hele ki Uzak Doğu’da yaşıyorsanız eğer bunlardan birini yaşama ihtimaliniz kuvvetle muhtemel ama şansınız kötüyse bu senaryoların absürt bir versiyonuna da denk gelebilirsiniz. Mesela bu hikâyedeki ana karakterimiz ani ölümünün ardından canavarların, büyünün ve türlü tehlikelerin olduğu bir evrende en güçsüz varlıklardan biri sayılan bir slime olarak reenkarne oluyor. Bayağı bildiğiniz, elinizde mıncıkladığınız slime’ın bilinçli hâli; gözü yok, ağzı yok, herhangi bir tehditkârlığı da yok. Doğada hayatta kalmak için yaratılmamış resmen. Ha bu arada bu tatlış mavi arkadaşın adı da Rimuru. Hikâye boyunca onun bu dünyadaki güçlenişini, çevresini nasıl genişlettiğini, pek çok farklı türden canavarı hangi yollarla yanına çektiğini ve varlığını tehdit eden İblis Lordları gibi büyük isimlerle nasıl mücadele ettiğini okuyoruz. Şimdi doğruya doğru Rimuru biraz fazla ve hızlı şekilde power-up alıyor ama o ne zaman güçlense hem kendi tarafındakiler güçleniyor hem de ortaya daha güçlü karakterler çıkıyor; yani sürekli daha üst seviye mücadeleler görüyoruz. Bu da sıkılmayı zorlaştırıyor. Bu manganın animesi de var, üstelik 3 sezon kadar; ben de neredeyse tamamını izledim. Henüz ilk çıkmaya başladığı zamanlar her hafta takip ediyordum. Yani hikâyesini merak ediyorsanız animesi de gayet güzeldir; eğer manga sıkıcı geliyorsa onu izlemenizi önerebilirim. Ben mangayı internetten okuduğum için belli bir yere kadar çevirisi azıcık kötüydü ama dediğim gibi zaten animesini izlemiş olduğum için herhangi bir
1000Kitap
Slime Olarak Reenkarne Olduğum Zaman - Cilt 1Fuse · Akılçelen Kitaplar · 202256 okunma
Bu prense bayılacaksınız!!!
10/10
·276 syf.··
2025 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 01:08
Bu kitaba güzel, hak ettiği gibi bir inceleme yazmak istiyorum. Çünkü benim için bir milat kitabı oldu diyebilirim. Nereden başlayacağımı da bilmiyorum. Heh, durun bi notlarıma bakayım, ehehe :) Evet, şöyle not almışım; Tanrılar. Tanrılar, fantastik evrenlerde çok çok önemli bir kavram. Zira, fantastik bir evrendeki karakterlerin iyi-kötü, adaletli, merhametli, maharetli, güçlü yani kısacası sizin aslında kim olduğunuzu belirleyen çok önemli bir detay. İnandığınız tanrı size güç, karakter ve duygular kazandırıyor. Misal, savaşçı bir tanrıya inanan bir karakter, güçlü, yılmaz bir asker; adalet tanrısına inanan biri merhametli bir paladin; zanaat tanrısına inanan biri, keskin bir kılıç dövecek, örsünde harikalar yaratacak bir demirci olabiliyor. Hatta olabiliyordan da ötesi. Eh, hazır tanrılar demişken kitabın konusuna da küçücük bir değinelim; Tanrılar müthiş bir çekişme içerisinde ve iyilik ile kötülük çarpışmak üzere. Avatar üçlemesini ( Karanlık Vadi Tantras Derinsu ) okuyanlar hatırlayacaktır, tanrılar bir nedenden dolayı büyük gücün gazabına uğruyor ve dünyaya sürülüyor. Ve olaylar nihayete ererken çok çarpıcı bir şeyler oluyor. Bu çarpıcı şeylerin devamında, 10 yıl sonrasında bu kitapta tanrılar kendi köşesine çekilmiş "mutlu mesut yaşarken" ( :P ) Yalanlar Prensi, Nifak ve Ölüm Tanrısı ortaya fitne fesat sokmaya çalışıyor. Ayy, spoiler vermemeye çalışırken ter attım ehhehe. Araya mutlaka eklemem gerektiğini düşündüğüm bir bilgi; bu kitap kesinlikle Avatar Serisi'nin devamı ve hatta bence net dördüncü kitabı olmalıydı. Ancak seriden bağımsız bir kitap olarak değerlendirilmiş. Avatar Serisine yazdığım incelemeleri sırasıyla okuyacak olursanız; Karanlık Vadi #282918642 Tantras #283457801 Derinsu
Yalanlar PrensiJames Lowder · Arka Bahçe Yayınları · 200418 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 132. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2025 13:08
İlk önce bunları demek istiyorum. Biraz spoiler içeriyor; okumayı planlıyorsanız inip okumayın.-Uyarı koyacağım.- Neyse, ilk önce kitap bende ne hissettirdi, onu demek istiyorum. Kitabı okurken çok ürktüm. Neden bilmiyorum ama sürekli biri ihanet edecek kafası vardı bende. Biliyordum bir veya iki kişi kalacağını ama ben birinin ihanet edeceğini düşünüyordum. O yüzden okurken çok ürktüm. Başkası ürkmeyebilir, normal. Onun dışında kitabı genel anlamda sevdim. Karakter dinamikleri hoşuma gitmedi çünkü çok azdı. Belki ilahi bakış açısının etkisi vardı diyeceğim ama ilahi bakış açısını kullanıp bal gibi karakter dinamiği yazan var. Ve karakterlerle bağ kuramadım... Karakter ölünce üzülmedim, sadece şaşırdım. Ama en azından şaşırttığı için Scott Reintgen'i alkışlıyorum çünkü bazı yazarlar hem karakterle bağ kurduramıyor hem de karakterin başına bir şey gelince bir duygu kıpırtısı bile yapamıyor. Sonrasında, yazım dilini beğendim. Benim için çok üst düzey değildi ama okurken çok keyif aldım. Asıl hoşuma giden şey ise sınıfsal farkın belirgin bir şekilde yansıtılması ve karakterimizin bunu sonlandırmaya çalışması. Beni kitaba bağlayan bu oldu. Ben de sınıfsal farkı değiştirmeye çalışan karakter yazmayı, okumayı, izlemeyi çok seviyorum ve bu yüzden kitabı çok sevdim. Kitap ortalamanın üstünü garantiliyor benim için. Şimdi ana konuya geçiyoruz. -Spoi.- Ren Monroe büyüyle yönetilen, sınıf ayrımlarının son derece katı olduğu bir dünyada yaşıyor. Büyü burada bir güç değil, aynı zamanda bir servet biçimi. Kim daha zenginse daha çok büyü kullanabiliyor. Ren bu düzene aykırı bir kız. Alt sınıftan geliyor ama zekâsı ve azmi sayesinde Balmerick adlı prestijli bir büyü okuluna kabul edilmiş. Ancak oraya sadece okumaya değil, aslında sistemin içine sızmaya gidiyor. Babası bir
1000Kitap
Karanlıkta Bir KapıScott Reintgen · Artemis Yayınları · 2023144 okunma
Mickey 7
7/10
·280 syf.··
2025 5. kitabı
Mickey 7 bir klon. O bir “harcanabilir”. Başka bir deyişle, gerektiğinde defalarca ölmesi için işe alınmış bir uzay adamı. Bir gün gezegen yüzeyindeki bir görevde, yapmaması gereken bir şeyi yapıyor — ve ölmüyor. Hayatta kalması olası görünmeyen bir kazanın ardından iş arkadaşları onu ölü kabul ederek Mickey 8’i aktive ediyorlar. Ve sonra olanlar oluyor. Mickey 7 üsse geri döndüğünde, odasında yeni bilinç kazanmış, taze bedeniyle dinlenmeye ihtiyaç duyan Mickey 8 ile karşılaşıyor. Artık ikili bir hayat sürmek zorundalar. Çünkü komutanları bu durumu fark ederse, ikisi birden dönüştürücüye gönderilebilir. Benlik nedir? Bizi biz yapan nedir? Başkalarından — hatta son birkaç gün hariç tamamen bizimle aynı olan kopyamızdan bile — bizi ayıran şey nedir? Kimlik, benlik ve bilinç nedir gibi en derin sorularımıza bir ışık tutuyor bu hikaye. Kendinin farkında bir varlık anılarıyla mı tanımlanır, yoksa fiziksel yapısının bütünlüğüyle mi? Bir kopya ölüme gönderilmeden önce bir başlık yardımıyla anılarını sisteme yükler. Yeni beden aktive edilmeden önce bu anılar yüklenir ve Mickey’in bir sonraki versiyonu uyanır. Peki aynı anda, aynı anılarla birden fazla kopya uyandırılırsa ne olur? An be an farklılaşan deneyimlerle her biri birbirinden farklı bireyler meydana gelmez mi? Mickey 7 bunun farkında. Önceki versiyonlarının öldüğünün ve kendisinin bu bedende yaşayan farklı biri olduğunun bilincinde. -Buradan sonra hafif bir spoiler var- Kitabın sonunda artık bir harcanabilir olmak istemediğini, istifa ettiğini söylerken bize de önemli bir mesaj veriyor: "İstifa ediyorum. Harcanabilir olma kontratını sağlayan Mickey öldü ve ben, bağımsız bir birey olarak yaşamımı her koşulda muhafaza etmeye çalışacağım". Bu sözleriyle zihin ve bedenin birlikteliğinin varlık için en önemli koşul
Mickey 7Edward Ashton · İthaki Yayınları · 2025438 okunma
9/10
·298 syf.··
2024 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2024 21:19
Kitabın ilk 100-150 sayfasında kurulan evrendeki ayrıntılar çok çok detaylı, hatta gereksiz bile diyebileceğim kadar da fazla geldi bana. Başlarda geçen isimler ya da yerler sadece o sayfalarda kaldığı, bir noktada tekrar kullanılmadığı için pek hoşuma gitmedi bu durum. Bunun dışında ana karakterin konuşma tarzının başlarda 'Canın cehenneme dostum' gibi bir hissiyatı vardı, kitapta ifade edildiği şekliyle varoş ve yerel söylemleri ile yer yer kullanılan küfürler bende olumsuz bir his bıraktı. Tabi kitaba dair getirebileceğim eleştiriler yalnızca bunlardan ibaret ve aslında ana karakterin 'varoş, eğitimsiz, hiçbir işe yaramayan, kendini geliştirmemiş, tembel' birinden 'intikam hırsıyla yanan, kendini geliştirmeye ve iyileştirmeye adayan, güçlü kuvvetli, hırslı' bir kahramana dönüşümüne adım adım tanık olunca her şey yerli yerine oturuyor. Kitapta en sevdiğim noktaysa bu oldu, normalde belki de bir kitabın ana kahramanı olamayacak birinin dönüşümünü görmek gerçekten keyifliydi hatta hiç beklemedim ve hayran kaldığım, baştaki o halinden hiç de beklenmeyecek bir tutumla da beni baya bir etkiledi. Kitabın kurgusuysa o kadar iyiydi ki neden bir bilimkurgu klasiği olduğunu sorgulamaya bile lüzum kalmıyor. Aynı zamanda toplumdaki neredeyse herkesin artık teleport etme özelliği kazanıp istedikleri her yere rahatça gidebiliyor oluşlarıyla dünyada ne gibi değişikliklerin ortaya çıktığını, toplumsal ve evrimsel dönüşümü görmek de gerçekten çok keyifliydi.
Bilimkurgu
Kaplan! Kaplan!Alfred Bester · İthaki Yayınları · 20171,691 okunma
Her yol Amber'e çıkar
10/10
·680 syf.··
2023 35. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2023 08:10
Serinin eski baskısında 1-2-3 kitapları tek kitap olarak basılmıştı. Bilimkurgu ile fantastik kurgunun birleştiği, sürükleyici olay örgüleri, birbirinden farklı ve güçlü yanları olan karakterler, muhteşem mekan tasvirleri ( okudukça orada bulunmak isteyeceksiniz) sizi kitabın içine çekiyor ve elinizden bırakmıyorsunuz. Seride eşlik eden Aslihan Yayla a çok teşekkür ederim. İlk başta size evrenden biraz bahsetmek istiyorum. Amber, Kral Obelon ve dokuz prens ile yönetilen bir ülkedir. Amber kanı taşıyan kral ve prensler özel güçlere sahiptir. Kendi düşünceleri ile farklı bir ülke veya evren yaratabilmektedirler. Bunlar da Amber'in gölgeleri olmaktadır. Bu gölgelerde yürüyerek Amber'e ulaşabilirsiniz çünkü Amber yaratılan bütün gölgelerin merkezidir. Bu yüzden "Her yol Amber'e çıkar". Gölgelerde zaman farklı işler ve kraliyet ailesi birbirleriyle iletişime geçmek için Koz Kartlarını kullanırlar. Bu Koz Kartları, iskambil kağıtlarına benzer ve her koz kağıdında bir kraliyet ailesinin portresi usta Dworkin tarafından çizilmiştir. İletişime geçmek istedikleri kişinin kartını seçerek onu düşünmeleri yeter ,tabii ki karşı tarafından bunu kabul etmesi gerekiyor, hatta karşı tarafın yanına teleport olabilmektedirler. Bunlarda sadece güçlerinin bir kısmı, kitabı okudukça güçleri ve evren hakkın daha fazla öğreniyoruz. Curwin hastane odasında gözlerini açar. Hiçbir şey hatırlamamaktadır. Hastaneye nasıl geldiğini ve daha önemlisi kim olduğunu. İçgüdüleri bir an önce bulunduğu yerden çıkmasını söyler. Hastaneden kaçar ve hastane kayıtlarında kendinden sorumlu olan yazılan kişinin yanına gider. Yine içgüdülerine göre hareket ederek hafızasının kaybettiğini belli etmez. Nasıl bu hale geldiğini çözmeye çalışırken hem ait olduğu Amber hakkında hem de kardeşleri hakkında yeni
Fantastik Edebiyat
Amber Yıllıkları 1. 2. 3. KitaplarRoger Zelazny · İthaki Yayınları · 2002122 okunma