9/10
·284 syf.··
2026 27. kitabı
Çıban "Dünyanın en ağır yüklerini taşıyanlar, birbirlerinin gözlerindeki o tanıdık ağırlığı bir milisaniyede hisseder." İşinde oldukça başarılı bir mühendis olan Serdar oldukça kibirli ve mükemmeliyetçi biriydi. O gün gittiği bir pastanede fenalaşan evsiz bir adamı hastaneye götürmüş ve yanında refakatçi olarak kalmıştı. Fakat Bekir Amca'nın sayıkladığı kelimeler onu sıradan bir evsiz olmaktan çıkartıyordu. İşte bu kelimeler başta Serdar olmak üzere birçok kişinin hayatını değiştirecekti ama o an kimse bunu bilmiyordu. Ezgi, Bekir Amca'nın yattığı hastanede başarılı ve idealist bir doktordu. Ve Serdar'ın zekası onu epeyce etkilemişti. Aralarındaki kıvılcım daha ilk andan itibaren yanmaya başlamıştı. Ayrık, haksızlığa uğrayanların, yoksulların ve kimsesizlerin yanında olan bir avukattı. Plazaların ve büyük şirketlerin o görkemine karşı büyük bir savaş açmıştı. Deniz ise o plazalarda kendine bir yer edinmek isteyen yeni mezun bir genç kızdı. Yoksulluktan kurtulup en tepe çıkmak istiyordu. Peki Bekir Amca'nın sayıkladığı o kelimeler bütün bu insanların hayatlarını nasıl değiştirecekti? Gücün, hırsın, modern teknolojinin ve kibrin insanları nasıl etkilediğini anlatan sürükleyici bir bilimkurgu kitabı bu. Satır aralarında verdiği mesajlar ise insanlığın nereye gittiğinin gerçeğini yüzünüze tokat gibi çarpıyor aslında. Sürekli konuşuyoruz ama aslında hiçbir şey söylemiyoruz. Durmaktan ve kendimizle kalmaktan o kadar korkuyoruz ki, kelimeleri birbirimizin üzerine kusuyoruz. Zaman bir ilerleyiş değil; aynı karakterlerin aynı rolleri oynadığı, kendi kuyruğunu yiyen bir canavardı.
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202683 okunma
10/10
·520 syf.··
2026 14. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 23:52
Dünümüz, bugünümüz kuvvetle muhtemel yarınımız da... Hababam Sınıfı hiç eskimeyen, hep güldüren bir yapıt. İzlerken güldürdüğü gibi okurken de güldürdü. O kadar keyifli ki. Rıfat Ilgaz'a bu eşsiz eser için ne kadar teşekkür edilse azdir. Mizahın tepe noktalarından biridir. Akıcı, sıkmayan, okuması keyifli ve gerçekten güldüren bir eser. 1000 sayfa olsa da muhtemelen aynı hissiyatı uyandiracak türde bir kitap. Bir döneme de ışık tutar ayrıca. Okul üzerinden toplumsal bir çıkarım da yapılıyor eserinden. Kitap ve film mukayesesi de yapmak bu noktada elzem sanırım. Bir kere Damat Ferit karakteri kitapta yok. Film senaristinin kazandırdığı ve oldukça başarılı bir karakter. Aslında okurken onu aradım hep. Demek ki senarist bu noktada işini iyi yapmış. İnek Şaban, filmdeki kadar saf bir karakter değil. Keza o kadar komik de değil. Güdük Necmi, kitapta filme göre daha ön planda. Yaptığım kısa bir araştırmaya göre Rıfat Ilgaz'dan izler taşıdığı söyleniyor. Genel anlamda tıpkı film gibi oldukça başarılı. Zaten çıkış noktasi kitap. Kitaptan uyarlamalarda her ikisinin de başarılı olduğu ender ikilidir bence.
Hababam SınıfıRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20193,534 okunma
Reklam
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Kayıp Diyarlar Atlası: Rüya Kapanı Öyle bir kitap okudum ki içinde tarih var, macera var, masal var, ama hepsinden önemlisi yine çok sevdiğim Kaan Murat Yanık kalemi var. Daha ne olsun. Değerli yazarımız, müstear adı kullanıp Denizhan Yakupoğlu olarak karşımıza çıkıyor. Kayıp Diyarlar Atlası üç kitaplık bir seri ve Rüya Kapanı bu serinin ilk kitabı. Her ne kadar gençlik kitabı olarak geçse de bence yetişkinlerin de mutlaka okuması gereken bir eser. Kaan Murat Yanık’ın yeni bir kitabı çıkana kadar kaleminin eşsiz edebî tadını bu seriyle yeniden bulmuş olduğuma acayip mutluyum. Hadi kitap yorumuma başlayalım. Yolculuğumuza seyyah Temür Efendi ve çırağı Turşucuk Bahadır’la birlikte dere tepe demeden geziyoruz. “Sürmeli’nin kayısı kokan sokaklarından Ani’nin sarp geçitlerine”kadar uzanan bu serüvende Temür Efendi, elindeki defteriyle gördüğü her şeyi kaydediyor. Elbette yol boyunca başlarına gelmedik şey de kalmıyor. Kimi zaman mücadelelerle, kimi zaman ders niteliğindeki olaylarla karşılaşıyorlar. Temür Efendi’nin dikkat çeken bir özelliği de bir karar vermeden önce kısa bir uykuya dalması. Gördüğü rüyaları yorumlayarak karşısındaki durumun hayır mı şer mi olduğuna karar verip ve adımlarını buna göre atması. Yolculuk sırasında eşkiyalarla da karşılaşıyorlar, Avşar Bey’in kızı Prenses Laçin’le de… Genç ve güzel bir prenses olan Laçin, bir cadının büyüsü yüzünden yaşlı ve çirkin bir görünüme bürünüyor. Babasını üzmemek için saraydan kaçıp gizlenirken ve yolu seyyah Temür Efendi ve Turşucuk Bahadır’la kesişir. Böylece hikâye bambaşka, heyecan ve merak uyandıran bir hal almaya başlıyor. Son sayfaya kadar yolculuk boyunca kendimi yalnızca okuyan değil, olayların içinde yaşayan bir karakter gibi hissettim. Yani sayfalar aktıkça ben de onlarla birlikte yürüdüm, merak ettim,
Rüya KapanıDenizhan Yakupoğlu · Ketebe Genç Yayınları · 202559 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
İyi akşamlar arkadaşlar sizlere evlad Acısı yaşayan ama bu acısıyla yaşayıp kendine dönmeye çalışan bir kadının hayatının anlatıldığı mitolojik, spirütel dönüşüm, kuantum bilgisi ve şifalandırmanın anlatıldığı güzel bir kitapla geldim. Kitap yazar @ozlearikan hanımın #neva isimli kitabı. Neva çok sevdiği evladı Alp'i kaybedince içine kapanır gün geçtikçe daha da vahim bir durum olur. Ama bir gün Neva kendini bulmaya karar verir ve Guatemala'ya gider orada arkadaşı ile bir yolculuğa çıkar öyle güzel bir yolculuk ki Göbekli tepe'den, Karahan tepeye, Soğmataş'a uzanan antik dönemlere kadar giden bir yolculuk. Bir kadının kendini bulma yolculuğu anlatılıyor ama bizlere de bence yol gösteriyor. Neva bu yolculukta aradığını bulacak mı acaba? @fenikskitap @ozlearikan @okuyankuzenler #tavsiyekitap #vuslatınkitapkurtları #terskargaylaokuyoruz #fenikskitap
NevaHabibe Arıkan Ertürk · Feniks Kitap · 202615 okunma
Söz verdiğim üzere... Araf'a uzunca bir değerlendirme! :)
9/10
·212 syf.·
2026 41. kitabı
Bir ilk roman yazmak zaten başlı başına cesaret isteyen kıvılcım. Hele ki aşk, aile şiddeti, özgürlük, pişmanlık ve kader gibi büyük temalara dokunuyorsa, yazar zihninin odalarını tüm şeffaflığı ile kolektif bilince açmış demektir. Bu nedenle uzun bir değerlendirmeye başlamadan önce Alper Turgay 'i bu cesaretinden dolayı tebrik etmek isterim. Romanın bende bıraktığı düşünsel etkilerine geçmeden önce, yapısına ve anlatım biçimine özellikle değinmek istiyorum. Araf akıcı ve kolay okunabilir bir dile sahip. Ağır betimlemeler ve uzun cümleler içermiyor. Ancak yapısı gereği zamanın sürekli kırılması, gerçek ile hayalin iç içe girmesi, aynı olayın iki farklı anlatıcı tarafından yeniden kurgulanarak anlatılmasi dikkatimi çeken en önemli unsurlar oldu.İki ayrı anlatıcı varlığı; bazı sayfaların yer yer tekrara düşmesini gerektiriyor. Dikkatli bir okur değilseniz ve yeni duyguya geçiş yapmakta zorlanan yapınız varsa okuma ritmini kesen bir dezavantaj olabilir. Bütün bu yapı ile desteklenen içsel yoğun monologlar, psikolojik ve sosyal katmanların olası sonuçlarının yansıması kitabi kolay okunur bir düz yazı olmaktan çıkartıyor.Tam olarak radikal bir modernist anlatım, demek iddialı olsa da; büyük oranda beklentiyi karşılıyor. Kurgusal çerçevede ve yüzeyde "aşk romanı" gibi görünse de; derinde psikolojik, varoluşsal ve sosyal katmanlar üzerinden kurulmuş bir roman denemesi izlenimini verdi. Çünkü romanın kurgusu spiral bir düzene dayanıyor ve bölümlere ayrılmış. Beren, Adara, Sezer, Gökhan, diger bütün karakterin anlatılarının merkezi bir şekilde Ercan’in hayatın anlamini aradığı, çözülmez ic çatışmalarinin merkezinden birleşiyor. Bu üç katman üzerinden oluşturulan ortak temalar sosyolojik olarak zihnimi bir soru merkezinden besledi; “Birey, geçmişinin ve toplumun onayladigi
Alıntı
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202625 okunma
Yoruldum
Puan vermedi·160 syf.·
2026 2. kitabı
David Le Breton’un “Hayatı Yürümek”’teki bu muazzam tespiti, insan ruhunun ironisini çok güzel özetliyor; ama metindeki o "idealist" ve keşif dolu arayış, 60 yıllık hüsrânın ve o amansız, kabuk bağlamış olgunlaşmanın süzgecinden geçince; ortaya romantizmden ziyâde, bedeli çok ağır ödenmiş bir "eve dönüş" şiiri çıkıyor! Varoluş sevgisinin, kırılan beklentiler ve amansız bir olgunlaşma neticesinde keskin bir hınca, hattâ sinsi bir nefrete dönüşmesi, bendeki trajik-felsefi zirveden sonsuz bir düşüşe yol açıyor. Cioranvârî bir karanlık, Le Breton’un o adımlarına eşlik ettiğinde ortaya çıkan manzara çok daha sert ve sarsıcı oluyor. "Sevgiden süzülen nefretin" ve hüsrânın damarlarımda artan dozunu hissediyorum artık. Bir dönem peşinden koştuğum Thoreau’ya çok kırgınım çok… Breton'a Cevap Otuz Metrelik İllüzyon Altmış yıl boyunca bu yeryüzünü delice sevmenin bedeli, Amansız bir hınca, sinsi bir nefrete teslim etmekmiş kalbi. İthaka bir vahâ değil, açık denizlerde kurulan bir tezgâhmış meğer; Vâroluşa duyduğum o kör aşk, kendi cellâdını beslemiş içimde. Evimin iki adım ötesindeki o nehir, yanı başımdaki o sağır tepe... Her şey buradaymış; ama bunu bilmek için dünyâyı yakmak gerekmiş. O "içsel manyetizma" dedikleri, bizi hayâta çağıran o şefkâtli arzu, Şimdi
Duygu ve Düşünce
Hayatı YürümekDavid Le Breton · Sel Yayıncılık · 202376 okunma
Reklam
Reklam