Moda değişimlerine ve farklı toplumsal sınıfların giydiği çeşitli kıyafetlere rağmen, Asur ve Babil giyiminin temel öğeleri hep aynı kalmıştı. Bunlar bir başlık ya da baş örtüsü, bir tunik ya da gömlek ve ayak bileklerine kadar uzanan uzun bir dış giysiydi. Erken Babil dönemlerinde başlık, öne ve arkaya doğru uzanan kurdelelerle süslenir, bu kurdeleler boynuz biçimini andırırdı. Daha sonraki dönemlerde başlık, tepe kısmı sivri bir miğferi ya da bir tür taç biçimini aldı. Bu başlıklar kalın bir malzemeden yapılır, kimi zaman da içi dolgulu olurdu. Üst sınıflar, ayrıca güneşten korunmak için şemsiye taşırdı; bu nesne Asur'da krallık ya da yarı krallık yetkesinin simgesi hâline gelmişti. Tunik ise, keten ya da yünlü dokumadan yapılırdı; özellikle soğuk havalarda yün tercih edilirdi.
İşin gerçeği Melbury, Fitzpiers'ın durumu hakkında çok yanılmıştı. İnsanlar çalı çotukları üzerine tepe üstü düşerse yara almadan paçayı kurtaramaz. Yaşlı baba, Fitzpiers'ı yeterince yakından görebilseydi ayağa kalkıp çalıların arasında yürümeye başladığında arkasında kan damlaları bıraktığını, elli yarda bile ilerleyemeden, baş dönmesi belirtileri gösterdiğini ve ellerini başının üstüne doğru kaldırdığını ve sendeleyip yere yıkıldığını görecekti.
Kuantum teorisi ilk çıktığında fizikçiler atomların etrafındaki elektronların birer dalga gibi davrandığını gördüler ve çok şaşırdılar. Peki ama bu dalga ne dalgasıydı? Su dalgası gibi fiziksel bir şey miydi? Max Born buna inanılmaz tuhaf ama doğru çıkan bir cevap verdi: Bu dalgalar birer olasılık dalgasıdır.
Yani bir elektron çekirdeğin etrafında dönerken, onun tam olarak nerede olduğunu bilemeyiz. Elektron aynı anda pek çok yerde "ihtimalen" bulunur. Dalganın tepe yaptığı yerlerde elektronu bulma şansımız çok yüksektir; dalganın söndüğü yerlerde ise elektronun orada olma ihtimali neredeyse sıfırdır. Kuantum mekaniği bize evrenin en temelinde kesinliklerin değil, sadece ve sadece olasılıkların hüküm sürdüğünü söyler. Bir şey biz ona bakana kadar net bir yerde değildir, sadece bir ihtimal bulutudur.
Yüz Binlerce insan her yıl ahlaksızlığın en tepe noktasına vardırılıyordu ve ahlakları tam olarak bozulduğunda hapishanelerde kaptıkları ahlaksızlık mikrobunu halkın arasında yaysınlar diye serbest bırakılıyorlardı.
Köklerimiz ile Yüzleşince Ters Meme İnek Tepesi ile Karahantepe Arasında Kuruldu Bağ
Biraz daha varlığı sarsmanın sırası geldi. Azgınlık da ivmeyi zaman daraldıkça artırıyor. Ne olacak diye seyirci olarak boşu boşuna seyirci mi kalacaksınız?
Adam oğullarını başlangıç olarak atlayıp peygamberler şehrini ortadoğu da dinler üreten bir anlayışa hapsedenler Urfa Göbekli tepe de tarih oldular.
Varlığın başlangıçı kimdir sorusunun yanıtını Anadolu'nun sırlanmış toprakları adeta haykırarak söyledi dile getiremediler.
Göbeklitepe de gizli gizli ayinler yaparsak kendimizi buraya da yama yaparız diye bir hikayeye başvurunca Anadolu da olanlar oldu. Girdikleri çıkmazdan o gün bugündür geriye dönemediler.
Hakikati taşa yazmış atalarım algı ile hakikat değişebilir mi diye hesap hatasını yine yüz yıl önce olduğu gibi yaptılar. Kayaların oğullarına çarpınca bir kozmik tufan da daha çarpıldılar.
On iki bin yıl önceden bu çağa saklanmış zaman kapsülü T taşlar bize ne anlatıyorlar?
Bugüne kadar ki tüm bilgiyi yerle bir etti varlığın başlangıç noktası. On iki bin yılın öncesi daha neler neler söyleyecek?
Varlığı verene şükret ki tohum toprak ile buluşup seni doyursun. Neden Anadolu gibi bir bereket coğrafyasında aç kalma korkusu yaşıyorsun? Hiç bunu düşündün mü?
Neler yaşadı neler gördü tümünü iyisi ve kötüsü ile içine gömdü Anadolu o zaman kapsülü T taşlarını kiminle içine hangi sırlar gömdü sakladı?
Doğanın ve yaşamın tüm paydaşlarının taşlar üzerine kazınmış halleri tufanın habercisi mi? Kalıntısı mı?
O çağı küçümseyen kibir abidesi bilim hala ilim ahlakından uzak bir anlayış ile konuşuyor mu?
Toprak sırrını açık ettikçe daha neler neler söyleyecek bize, biz olmamız için.
Biz kimiz? Köklerimiz kadim bilgelik sırlar ile bize neler demişler tam anlayabildik mi?
Hiç