Tür: Edebiyat, şiir
Sayfa sayısı: 512
İki ayrı hayat ve Çile'nin oluşumu.
Üstat'ın hayatı Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ni «Tanımadan Önce» ve «Tanıdıktan Sonra» diye iki ana bölüme ayrılır. Bundan biraz bahsetmek istiyorum.
1924 yılında eğitim için Paris'e gönderilen Üstat, Paris'te Sorbonne Koleji Felsefe Bölümü'ne girdi. Bu okulda mistik filozof Henri Bergson ile tanıştı. Paris’te bohem bir yaşam sürdü, içki içmeye ve kumar oynamaya başladı. Öyle ki bu dönemde alkol ve kumara bağlılığından dolayı kaldığı evin kirasını bile ödeyemediği olmuştu. Bir yılın sonunda, başarısızlığından dolayı bursu kesildi ve yurda dönmek zorunda kaldı.Paris’teki bohem hayatına bir süre İstanbul’da da devam etti. 1929 yazında Ankara'ya “Umum Muhasebe Şefi” olarak girdi. Bu kurumda 9 yıl çalıştı. 1931-1933 arasında askerlik yaptı. Askerliğini yaptıktan sonra Ankara’ya döndü. Bu arada içki ve kumar düşkünlüğünden kurtulamamıştı.
Arkadaşı Eşref Şefik Atabey, Necip Fazıl'ın hastalığında ilaç alması için ona, para vermişti. Fazıl ise parayı kumarda kaybederek evine eli boş döndüğü bile olmuştu.
1934 yılı, Necip Fazıl biyografisinde bir dönüm noktası oldu. O yıl, bir Nakşî şeyhi olan Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştı. Abdulhakîm Arvâsî'nin sohbetleri sayesinde ciddi bir fikir ve zihniyet dönüşümü yaşadı. Abdulhakîm Arvâsî ile tanışmasını kendisine milat kabul eden Necip Fazıl’ın şiirlerinde bu tanışmadan sonra tasavvufi düşüncenin izleri görülmeye başladı.
Üstat şeyhiyle tanışıp, fikirleri değişmeye başlayınca, ondan önceki şiirlerini çöpe atıp, yeni şiirler yazmaya başladı. “Çile” adlı kitabındaki şiirler bu dönüşümün izleridir.
Birkaç alıntı bırakarak noktalayayım.
*Kazanda su kaynasa sanki ben pişiyorum;
Bir kuş bir kuş öldürse ben can çekişiyorum...
*Bir yurt ki bu, diriler ölü, ölüler