10/10
·117 syf.··
Beğendi
·
2025 300. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 22:19
Hayyam, kaba Sâmî düşüncesinin baskısı ve Arap istilası altında yavaş yavaş zehirlenip harap olan, eski mamur ve görkemli büyük İran'ın isyanına, iniltilerine tercüman olur; onun işkence görmüş ruhunun ve boğulmuş zevkinin temsilcisidir. Yukarıda ele alman hususlardan da anlaşıldığı gibi bu terâneleri süsleyen kişi eşsiz bir filozof, astronom ve şairdir. Şimdi bu rubaileri ünlü Hayyam'ın elinden alırsak, acaba kime isnad edeceğiz onları? Bu durumda mutlaka meşhur Hayyam'la aynı yaşta ve belki astronom Hayyam'dan da değerli bir Hayyam daha olması gerekir. Fakat astronom Hayyam'la aynı zamanda, aynı yerde ve aynı tarzda yaşayan bir başka Hayyam'dan hiçbir yerde söz edilmediği gibi, böyle birini tanıyan da yoktur. Böyle terâneler söyleyebilen Hayyam'dan başka birini tanıyor muyuz?
Hayata Dair
Hayyam'ın TeraneleriSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 2016606 okunma
Mülhem Teraneler- Vol.III
Puan vermedi·184 syf.··
2024 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2024 19:40
Ey kötülük alevini salan Salt yüce Güç; Bırak da kavrulalım ateşinde Senin nefesinden olana, Baş edelim arzuyla istence Sıradana, yığına sal görkemli Kudretini Biz yücelerin yücesi akıldan Sakın! Ve nedenidir varoluşumuz Birbirinin... "Memento DEUS" — Yaratıcı kudretin zerresine değin yansıması insan; güçlü, sağlam, sağlıklı, aşkın ideallerle yol alan - hükümran lanetinden kaçın; ezilmişliğin, nakıs ruhluluğun, Köleci ediminin; - kulluk değil istenci, aynadaki kıvanç seyridir onun arzusu, sendeki O istemi. O'nun tahakkümünü icra eyle- O ol yeryüzünde ( olmasa bile ). Tanrısallıkla ilişki soylu bir birlikteliktir; mağrur ve vakar, bilen ve bilinen, - ya da bilinemeyen-. Ne köleci ne çileci Ne de yazgıcı. Homo Deus Ya da Homo Kâfirus — Temel güdülerinden; doğasından ve doğallığından kaçmanın son uğrağıdır Tanrı. Kendinden çıkışın - kaçmanın - baş dönmesidir; bu hayal ve teselli dünyası; birkaç avuntu birkaç kuruntu, var mı ötesi- beri gelin. Ya da geri kaçın şu kutsal sunağınıza. Yıkıcılığınla yarat varlığını; kendini kendinde kendi için ebediyen var et - işte sancılı yaratma-, verili yazgıyı yadsıma, olmak öz-yazgısının efendisi; kalem tutanı ve kılıç tutanı ve kılıç kuşananı.
Ahlakın Soykütüğü ÜstüneFriedrich Nietzsche · Say Yayınları · 20232,657 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mülhem Teraneler- Vol.II
Puan vermedi·176 syf.··
2024 36. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2024 21:28
Dolaysız karamsarlık simülasyonunun " Kuramsal Terörist" simülakrı olan zat-ı Tellal, olay ufkunda elinde tuttuğu ve Tanrıçalardan gasp ettiği ışığı, farksızlığın esrikliği etkisiyle kaybolmuş dünyanın bağrından kayıtsızca bakarak ve sağır gözlerin önünde hiçliğin sakin ve karanlık sularına salıveriyor O son umudu... "Gelişme(!)"lerin yoğun ve aralıksız salvoları karşısında olduğu gibi kalma olanaksızlığnın sonucunda benzeşimlerin artarak dünyayı küçültüp ve en sonunda da tedricen içine kapanmaya/kapatmaya götürmesidir bir nevi büyübozumu. Hasıl-î Kelam, değişimin kaçınılmazlığı ilkesi uyarınca her karşıt duruş tutumu, karşıt özneyi edilgen bir pozisyona çekip iç zehirlenme ile saf dışı bırakarak kabulün kabullenemezliği yoluyla kötümserlik öfkesinin kusmasına götürür.. NOT: BAUDRİLLARD okumanın zihinsel orgazm hazzını verdiği mutlaktır! HEGEL'deki gibi zihinsel sakso durumu namevcuttur. —-—
Kötülüğün ŞeffaflığıJean Baudrillard · Ayrıntı Yayınları · 2012662 okunma
Mülhem Teraneler- Vol.Ι
Puan vermedi·167 syf.··
2024 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2024 17:18
"Bir fenomen zıddıyla giderilmez, aksine daha baskın 'aynısı' ile giderilir. Zıddı onu kaçınılmaz kılar." "Kan dökme istemi döl dökme istemi ile eşdeğerdir." — Mevcut sosyal etkenler ve koşullar tarihin olumsuz belirlenimlerinden pay alarak, arkaik güdülerin yeniden üretilip dolaşıma sokulmasıyla, insanın derinlerinde saklı içsel/dürtüsel yıkıcılığını ortaya çıkarması sonucunda "şiddet" edimi kaçınılmaz hale getirilir. Makul bir gerekçe ile en masum insan bile böylesi edimlerden kendisini soyutlayamaz, eylemi tüm benliğiyle benimser ve yok edici rolünü başarıyla gerçekleştirir. Çünkü dışsal belirlenimlerin özne üzerindeki tahakkümü, kendisinin yani öznenin muhakeme yetisini ele geçirir, seçme özgürlüğünü ve şansını tamamen bertaraf edip özneyi "bilinçsiz fail" konumuna devşirmiştir. "Ulvi gerekçeler" aynı zamanda merhamet, vicdan vs. gibi duygusal çatışmaları da köreltir. Çarpık ussallaştırmalar ile eylemin temel dayanağı tamamlanmış oluyor. Şiddet ve/veya Kötülük, sosyal ketlemeler -önleyici olmakla birlikte tetikleyicidir de- yolu ile cebren baskılanmış; yüzleşilmesi müthiş korkutucu olarak addedilen, saklı ve yasaklı bir içgüdüsel "arzudur." Her arzu gibi Şiddet arzusu da tatmin olma gereksinimini yoğun veya yüzeysel bir biçimde karşılar ve karşılanılmak isteği duyar. Özne ya bilfiil (aktif) ya da mevcut olarak yapılanlar (pasif) üzerinden tatmin ihtiyacını karşılar. Şiddet olgusunun kamusal alana yoğun görsel arzı, pasif konumunda bulunan bireylerce talep edilebilir bir meta aracına dönüşür. En bariz örneğini mafyatik temalı film ve dizilerin bireyler üzerindeki olumsuz etkisini gösterebiliriz. Kitaba gelirsek, kapsamı ve derinliği açısından fevkalade zihin açıcı... Olay ve olguları yetkin referanslarla derinlemesine irdelemesi bakımından ve aynı zamanda
Sevgi ve Şiddetin KaynağıErich Fromm · Öteki Yayınevi · 20001,707 okunma
Wuhu!
Puan vermedi·534 syf.··
2024 4. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2024 00:15
Öncelikle tarihi bir kitabı kurgusal yerleri olmasına rağmen bitirmiş olmanın verdiği huzur ile cumlelerime başlıyorum... Yazara şöyle eline yüreğine ve hayal dünyana sağlık diyerek teşekkür edeyim de üzerimde kalmasın... Antik Mısır,firavunlar ve halk...Antik Mısır dedim ama yıl 2024 bazı ulkeleri o bazı ülkelerde yaşanan sorunları-ki yönetim,ekonomi,açlık,terörizm vs vs-dusununce insanoğlu hiç yol katetmemis bunu fark ettim...Üzülerek söylüyorum inanmak bir zorunluluk olabilir ama inandığımız şeyleri herşeyin önüne getirmek ne kadar realist bir fikir bunu bilmiyorum...Milyonlarca yıl önce ki ruhban sınıfı ve şimdide bunun karşılığı olanlar...O zaman da da makam mevki ve kendi istikballeri bu zamanda da aynı teraneler...Kısaca şimdiyi geçmişin gözünden görmeme sebep oldu...Ve insanoğlu yaşadıkça ihtiraslarin kurbanı olmaya devam edecek gibi...Kim bilir milyon milyon yıl sonra bir yazıtta belki rastlanilmayacak ama şu an bu iletiyi yazdığım telefon denilen alet toprak altindan çıkartılıp bu yazdıklarım okunacak birileri tarafından...O zaman umarım okuyanlar biz başarmisiz degistirmisiz diyebilirler hayatın yorungesini... Saygilarimla
Bidünyakitapgrubu
AkhenatonTuna Kahraman · Dorlion Yayınları · 2023138 okunma
Puan vermedi·680 syf.··
2023 29. kitabı
Herkes okumuştu sanırım bir ben kalmıştım, Pessoa ile tanışmadım demem artık. Çok gerek var mıydı? Orası tartışılmaya değer bir konu... Huzursuzluğun Kitabı, hakikaten adı gibi huzursuzluğun dehlizlerinde kaybolmuş bir adamın oldukça kişisel hezeyanları. Kendi zihninde var olmanın zorlukları, aşk, geçmişe dönüp eylemlerini sorgulama, hayatla hesaplaşma, yabancılaşma... Kısaca Pessoa'nın yaşama dair ne varsa kısa kısa aktardığı, yer yer felsefik anlatısı. Duyguları, fikirleri, dertleri olağanüstü; fakat hayat tekdüze, sıradan bir gerçeklik. Bu tezatlığın içinde Pessoa'nın derdi de benliğine sahip çıkmak aslında. İçerik olarak çok dolu olduğunu düşünsem de, okurken beni çok zorlayan bir eser oldu Huzursuzluğun Kitabı, oldukça kişisel buldum aktarılanları, 'tabi ki kişisel olacak yazarın kendi hayatından aktarımlar bunlar' dediğinizi duyar gibiyim... 674 sayfalık bir anılar aktarımı benim için fazla uzun, üstelik çokça karamsar ve etkisi bana göre anlık... Bu nedenle kesinlikle okuyun diyebileceğim ya da herkese tavsiye edebileceğim bir eser değil. Bir de, bunca huzursuzluğun içinde iyice huzursuz etti beni Pessoa... Edebiyatın huzursuz edeni makbuldür tabi, orası ayrı. .. .. "Hayatta en tiksindiğim şey, toplumsal ahlak edebiyatı. Sırf "görev" kelimesi bile, davetsiz bir konuk gibi batar bana. Ama "yurttaşlık görevi", "dayanışma", "insanlığa hizmet" ve bu cinsten daha başka teraneler, bir pencereden tepeme atılmış çöpler kadar sinirimi bozar. Birilerinin kalkıp da böyle ifadeleri ciddiye alabileceğimi, değil değerli, sadece anlamlı bulabileceğimi düşünmesi bile cidden onuruma dokunur."
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,6bin okunma