10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 13:57
Bütün hastanede sadece iki neşter bulunuyordu, tek bir termometre yoktu, banyolarda patates depoluyorlardı. İdare amiri, başhemşire ve sağlık memuru hastaları soyup soğana çeviriyorlardı. Andrey Yefimıç'ten önce gelen eski doktor hakkında da söylentiler yok değildi. Güya o da hastanenin ispirtosunu gizlice satıyor, hasta bakıcılar ve hastalar arasından gözüne kestirdiklerini haremine alıyordu. Bütün bu düzensizlikler kasabada çok iyi biliniyor, hatta abartılıyor, ancak yine de olup bitenler normal karşılanıyordu. Bazıları hastanede yalnızca orta sınıfla, köylülerin kaldığını, bunların da kendi evlerinde, hastanedekinden çok daha kötü koşullarda yaşadıkları için durumlarından şikayetçi olmayacaklarını söylüyordu. Dağ tavuğu ile beslenecek halleri yoktu ya! Bazıları da Zemstvo'nun(yerel yönetim organı) yardım olmadan zaten hiçbir kasabada iyi bir hastane inşa edilemeyeceğini, kötü de olsa bir hastaneleri olduğu için şükretmeleri gerektiğini söyleyerek diğerlerinin görüşüne destek çıkıyordu. __Sayfa 15__
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
Zihnimize Kazınmış Bu Anıları Biliyoruz Ama Okumak Güzeldi
Puan vermedi
Belki de en son söylemem gerekeni ilk cümlede söyleyeceğim. Kitap, Atamızın çocukluk arkadaşı ve yaveri Sayın Salih Bozok'un oğluna yazdığı bir mektup ise o zaman kapakta "Yazar" bölümünde "Zülfü Livaneli" isminin yazması neden? Kitabın bütün içeriği, Zülfü Livaneli tarafından Salih Bozok'un oğluna yazdığı bir mektup şeklinde kurgulandıysa... Anlatım çok kopuk kopuk... Bütünlük yok. Okurken edebi bir haz alamadım. Atamızın en yakını olan, tarihe malolmuş Salih Bozok ile ilgili, belgesel niteliğindeki bu içerik... Bu şekilde kitaplaştırılması bana çok uygun gelmedi. GELELİM KİTABIN İÇERİĞİNE Çocukluk arkadaşı ve yaveri Salih Bozok'un oğluna yazdığı mektup üzerinden Atamızın hayatına yönelik kişisel detayları büyük bir hayranlıkla okudum. Esasen yeni bir bilgi yoktu. Zaten gerek kitaplardan gerekse yapılan filmlerden bu bilgileri biliyordum. Ama hatırlamak beni mutlu etti. Pek çok bölümde gözyaşlarımı tutamadım. Özellikle Cumhuriyetimizin 15 kuruluş yıldönümünde, o muhteşem ömrünün son günlerini yaşayan Atamız, hasta yatağında... Boğazdan geçen harp okulu öğrencilerinin ulu önderi daha yakından görebilmek için denize atlamaları ve Ekim ayında soğuk sularda hep bir ağızdan Onuncu Yıl Marşını söylemeleri... Ve aynı anda Mustafa Kemal Atatürk'ün onları gözyaşlarıyla izlemesi... Şu an yazarken bile boğazım düğümleniyor, ağlıyorum. Yine çok etkilendiğim bölümlerden bir diğeri, Erzurum Kongresi sırasında, Mustafa Kemal için saray ölüm cezası emrini çıkarmış... Kumandan o sırada böbrek rahatsızlığı sebebiyle hasta. Üniformasını çıkarıyor ve sağdan soldan bulunan sivil kıyafetleri giyiyor. O sırada Kazım Karabekir Paşa geliyor... Mustafa Kemal'i tutuklayıp İstanbul'a teslim edebilir. Kurtuluş Savaşımızın en kritik anı... Kara kaşlı kara gözlü kara bıyıklı heybetli Kazım
Arkadaşıma VedaZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 20216,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·250 syf.··
2025 69. kitabı
Zacharıus Usta - Jules Verne Türü: Öykü Sayfa Sayısı: 64 #kitapyorumum Fransız edebiyatın en güçlü yazarlarından ve bilgi kültürünün öncülerinden sayılan yazardan okuduğum ilk eser, yazarın Denizler Altında Yirmi Bin Feraah, 80 günde Devri-alem ve Balonla Beş Hafta Seyahat gibi eserleri oldukça popüler. Eser ana karakterin alanındaki başarılarından dolayı adeta zafer sarhoşu olarak delicesine bir kibre kapılmamasını konu alıyor. Bu öyle bir kibir ki tanrı ile yarışıyor. Okuyacakları şimdiden Afiyet, Bal ve Şeker olsun #alıntı “Saatlerin bir doktora ihtiyacı vardır lakin bedenleri. değil.” “Bu buluş yaşlı saatçinin başını döndürmüştür; tıpkı termometre de yükselen cıva gibi gibiydi onun yüreğini yükselmiş, yüksek sıcaklıkların çılgınlığına ulaşmıştı.” “Efsaneye göre kış gecelerinde ruh harabelerin gölgesini yutulduğu derin karanlıklarda şeytan, geleneksel şenliğe liderlik ediyordu.” #konusu Saatçiliğe ve dolayısıyla zaman yepyeni bir boyut kazandıran usta, daha önce bir şöhretle sattığı saatlerin durması üzerine kibrine yenik düşerek derin bir ölüm korkusuna kapılıyor. Ölmemek için kibirine tutunan adam tanrııyla kendini kıyaslıyor. #klasikleriokuyorum #reklamdeğil
Zacharius UstaJules Verne · Kızıl Panda · 024,9bin okunma
Termometre Adamı
9/10
·517 syf.··
2025 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2025 01:56
Merak etmeyin, spoiler vermeyeceğim bu kitapta. Okunması gerek, merakla okunması gerek. Azmin, hırsın ve aşkın insana neler yaptıracağını, sonunda nelere mâl olacağını görüyoruz bu kitapta. Martin, büyük yazar; büyük kaybeden. Aşkı yaşamış, hayatı kaybetmiş, gerçeği görmüş… Küçük dostum benim. Herkesten bir şey öğrendi Martin ama güçlü duramadı. Öğrendiklerini hayatın içine yediremedi, büyük sona adım adım yaklaştı. Ruhsal olarak çöktü. Daha fazla bir şey demeyeceğim. Kitabı okuyun, düşüncelere dalın. Termometre adamı Martin Eden ile tanışın.
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Termometre Adamı
10/10
·517 syf.··
2021 2. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2021 00:00
Başkan, çok iyiydi. Bu adam aynı ben. Denizci Martin işini bırakıp bir kıza vuruluyor kız kültürlü bizim Martin barzo. Kıza kendini beğendirmek için okuyor yazıyor çiziyor yazar oluyor kültürleniyor fakat sonrası hazin bir son oluyor. Ruth hiç aşık olmamış ki nerden bilsin... Termometre adamı Martin en sevdiğim karakterlerden oldu.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
10/10
·256 syf.··
2023 26. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2023 22:36
Farklı bir coğrafyaya Orta Asya ya Moğolistan a gidip Dukhaları ziyaret ettim. Bizim dört duvarla çevrili korunaklı evlerimize kıyasla onların uçsuz bucaksız stepleri ve gökyüzüne sıfır çadırları beni epey cezbederken Sibirya nın soğuğu iliklerimi dondurdu. (Şifayı kaptım) Allaha şükrediyorum beni göçer bir aileye evlat etmediği için. Yılın 9 ayı kış ve termometre -40 derece ile -25 derece arasında değişiyor tabi bu rengeyikleri için sorun değil onlar kışı seviyor. Birde tuzu çok seviyorlar. Kültürel Antropolog Selcen Küçüküstel 6 yıla yayarak aralarında yaşadığı Dukhaları tüm merak edilen yanlarıyla öyle içten anlatmış ki kendimi obada, çadırda, göç esnasında yanlarında hissettim. Küçüküstel Dukhaların çok zorlu bir coğrafyada zorlu hava koşulları altında çadırlarda sürdükleri hayatın tüm mevsimlerini, doğal habitatlarından ayırmadan evcilleştirdikleri rengeyiklerinin kendileri için ne kadar önemli olduğunu ve onlarla nasıl işbirliği içinde yaşadıklarını, avla ilgili tüm detayları okuyucuya sohbet havasında sunmuş. Yaşayan her şeyin ruhu olduğuna inanan Dukhaların kızgın nehirleri, sinirli dağları ve kayaları var bunları avlanırken bilmeleri ve oralardan uzak durmaları çok önemli aksi taktirde başlarına çok kötü şeyler gelebilir. Şaşkınlıkla izlediğim bir şey var ki inanışlarına göre sürekli Yer iyelerine (ruhlara) sütlü çay sunumu yapmaları. Ben farklı coğrafyalarda insanların nasıl hayatta kaldığını merak ettiğim için büyük bir keyif alarak, öğrenerek okudum. Ve şunu da söylemeliyim ki mekan neresi olursa olsun mücadele şart arkadaşlar.. Son olarak bugün yerli halkların yaşam alanlarının işgal altında olduğuna değinen Küçüküstel bizi düşünmeye davet ediyor ve soruyor. "Sizce ayıyı bile arkasından vurmayan bir halk mı daha gelişmiştir yoksa tüm canlılar üzerinde söz
Rengeyiği Türkleri: DukhalarSelcen Küçüküstel · Kolektif Kitap Yayınları · 202074 okunma
Reklam
Reklam