Gündem
Telefon elimde öylesine geziniyorum. Parmağımı yukarı kaydırdıkça videolar peşisıra akıyor. Neler mi çıkıyor karşıma: — Tayyip Erdoğan: "CEHAPE dövüş kulübünden farksız; gelişmeleri biz de kenardan izliyoruz, bizim olup bitenle uzaktan yakından alakamız yok. Ama sokağa inerlerse iş değişir, dedi. — Kurmay Kayyum Kemal Butlancıoğlu: "CHP artık benim, olağanüstü kurultaya gitmek dışında bütün yetkiye sahibim ne istersem yaparım, zaten çoğunuz hırsız, arının da gelin" dedi. — CHP'mizi hırsızlardan arsızlardan kurtaracağız diyen Kayyumcuzade Gürsel Tekin'in Bodrum'da kiraladığı evin 52 değil 155 m2 olduğu ve 4 yıldır kirasını ödemeyip üstüne yattığı, icra takibinde olduğu ortaya çıktı... — Selden kütük kapmak için Kemal Butlancıoğlu'nun safında yer alan "tomruklar" yeniden milletvekili olabilmenin hesabını yapıyorlar... — İmamoğlu, mahkemede bilmem kaçıncı savunmasını yapacak.. — Murat Bardakçı HABERTURK'ün eski bir videosunda Abdülhamid'in 16 eşini tek tek sayıyor... — Enflasyonda dünya beşincisiyiz... — Altın fiyatları yine fırlamış... — Madenciler eylemde... — Polisler, bir grup öğretmeni yaka-paça otobüse zorla bindiriyor... — Özgür Özel ve en yakın arkadaşlarının milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılabilirmiş. Ankara'da dosya-fezleke çalışmaları hızlanmış... Telefonu bırakıverdim. — Nasıl bir ülkedeyiz yav?
Başbuğ Atatürk'ün ''benim naciz vucudum bir gün elbet toprak olacaktır'' sözünü dönemin devlet kadrosuna söylediği ve bugün aynı şeylerin geçerli olduğu artık daha iyi anlaşılıyor. Gerçekten Türklerin Osmanlı anlayışından kurtulamayacağını ve devlet yönetim şeklinin hep aynı kalacağını bildiği halde büyük mücadele ettiği görülüyor. Türkiye'de terör örgütü kadar tehlikeli hale gelmiş AKP-MHP-DEM'in ve MİT'e kadar uzanan personel girişlerinin Türkiye'de ne büyük sıkıntılar açacağını ilerleyen yıllarda acı bir şekilde şahit olacağız.
Mustafa Kemal Atatürk
Reklam
Suriye'nin Yeniden Dizaynı: Stratejik Sessizlikten Kurumsal Rehabilitasyona I. Giriş: Yanlış Soruların Esareti Buckingham Sarayı'nın altın yaldızlı salonlarında iki adam el sıkışıyor. Biri İngiltere Kralı III. Charles. Diğeri, bundan yalnızca bir yıl önce üzerine 10 milyon dolar ödül konmuş, ABD'nin terör listesinde adı geçen Ebu Muhammed el Şara. Bu fotoğraf bir soruyu zorunlu kılıyor: Bu nasıl mümkün oldu? Ortadoğu coğrafyası üzerine yapılan analizlerin büyük çoğunluğu bu soruyu sormaz. Bunun yerine daha güvenli, daha sığ sorularla yetinir: "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" veya "Esad neden düştü?" Oysa doğru sorular çok daha rahatsız edicidir: IŞİD kimin işine yaradı? Şara'yı kim, ne zaman ve hangi araçlarla rehabilite etti? Ve tüm bu kaosun sonunda kim kazandı? Bu makale, Suriye'de yaşananların ne bir tesadüf ne de öngörülemeyen bir "blowback" mekanizmasından ibaret olduğunu savunuyor. Ortada, adım adım ve çok aktörlü biçimde inşa edilmiş bir bölgesel dizayn var. Ve bu dizaynın mimarlarını bulmak için komplo teorisine değil, yalnızca sonuçlara bakmak yeterli. II. Blowback'ten Öte: IŞİD ve Güç Boşluğu 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali, sadece bir rejimi devirmenin çok ötesine geçti. Ordular lağvedildi, devletin kurumsal hafızası silindi, onlarca yıllık güvenlik bürokrasisi bir gecede yok edildi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. IŞİD bu enkazdan beslendi, büyüdü ve zamanla Suriye iç savaşının yarattığı ikinci boşlukta gerçek bir devlet gibi hareket etmeye başladı. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Daha önce de görülmüştü; 1980'lerde Sovyetlere karşı CIA tarafından beslenen Afgan mücahidleri, zamanla El Kaide'ye dönüşmüştü. Ancak blowback teorisi, IŞİD söz konusu olduğunda kritik bir soruyu
1000Kitap
Stratejik Sessizlikten Büyük Plana: IŞİD, HTŞ ve Suriye'nin Yeniden Dizaynı Yanlış Sorulan Sorular Ortadoğu'ya dair her tartışma, yanlış sorularla başlar. "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" diye sorulur, "IŞİD kimin işine yaradı?" diye sorulmaz. "HTŞ lideri Şara nasıl dönüştü?" diye sorulur, "Bu dönüşümü kim, ne zaman ve hangi araçlarla planladı?" diye sorulmaz. Doğru soruları sormak, doğru cevaplara giden tek yoldur. Bu makale o soruları sormaya çalışıyor. Birinci Perde: IŞİD ve Stratejik Körlük 2003 ABD işgali Irak'ı paramparça etti. Sadece bir rejim yıkılmadı; ordular lağvedildi, devlet aygıtı çöktü, onlarca yıllık bürokratik hafıza silindi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. Bu boşluktan IŞİD filizlendi. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Afganistan'da Sovyetlere karşı beslenen mücahidlerin zamanla El Kaide'ye dönüşmesi de aynı mekanizmanın ürünüydü. Ama blowback teorisi bir noktada duruyor ve yetersiz kalıyor. IŞİD dört yıl boyunca Suriye ve Irak topraklarında fiilen devlet kurdu. Petrol sattı, vergi topladı, mahkeme işletti. Onlarca ülkeye saldırılar düzenledi; Paris'te, Brüksel'de, İstanbul'da, Kahire'de kan döktü. Ama sınırını fiilen paylaştığı İsrail'e tek bir koordineli, ciddi saldırı düzenlemedi. Resmi açıklama şu: "Yakın düşman" ideolojisi. Selefi-cihadist gelenekte önce yerel yönetimleri, mürtet saydığı rejimleri devir; sonra İsrail'e yönel. Ama bu ideolojik açıklama kritik bir gerçeği gizliyor. IŞİD, İsrail sınırına en yakın olduğu dönemde bile Golan hattında tek bir ciddi operasyon yapmadı. Öte yandan İsrail, IŞİD'e karşı tek bir hava saldırısı düzenlemedi. Üstelik İsrail hastaneleri, IŞİD bağlantılı Suriyeli yaralıları tedavi etti. Buna resmi bir ad bile verildi: "Hayırsever Komşu
Tarih
1) “ŞARTLAR MÜDAHALEYİ GEREKTİRİYORDU AMA ŞARTLARI KENDİLERİ BİLEREK HAZIRLADILAR” (ŞARTLARIN OLGUNLAŞMASINI BEKLEDİK) SÖYLEMİ "Bu konuya başlarken önce şu çok önemli 2 soruyu samimiyet testi olarak sormak isterim: 1.Soru: Anarşi ve terör ülkede 70’lerin başından beri var olduğuna ve giderek azdığına göre, size göre hangi yıl yapılacak bir askeri müdahale zamanında yapılmış ve “şartların olgunlaşması beklenmemiş” olurdu? 2.Soru: Peki sizin “şartların olgunlaşması beklenmeden ve daha çok kan akmadan şu zamanda olmalıydı” dediğiniz tarihte asker müdahale etseydi siz o zaman bu askeri müdahaleyi onaylayacak ve lideri olan kişiyi (Kenan EVREN, Semih SANCAR veya Faruk GÜRLER) sevecek miydiniz?" METİN SEVİL, 12 EYLÜL MÜDAHALESİ EZBERLER VE GERÇEKLER, SAYFA: 41 (SORU SORMAK SANATTIR)
Yok birbirimizden farkımız
Yakın çevrem, iç siyasette olup bitenleri, Nefret Objesi Sendromu'na yakalanmış Kemal Butlancıoğlu'nun geldiği son noktayı, Selden kütük kapmak için Butlancıoğlu'nun etrafına çöreklenmiş "tomruklar"ı soruyorlar bana. Onlara rahmetli Cemil Meriç'i hatırlatıyorum: 👉 “Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur; bu ülkede namuslu ve namussuzlar vardır." Ruşen Çakır'ın dediği gibi: — Söyleyeceklerim bu kadar, hepinize iyi günler. 🖋 Mustafa TULUKCU ●●●
Reklam
Reklam