Yoksulun Allah’ı var ama oda yoksul. Onun ambarları da tam takır. Onun ambarlarını insanlar yağmalamışlar. Hepsi insanların elinde; ona değil insanlara yalvaracağız.
Sabahları sanki içimde ölü bir şey taşıyormuş gibi bir duyguyla kendimi yataktan zar zor kaldırıyordum. Hayatın beni faka bastırdığı ya da kandırdığı hissi sürekli olarak beynimi oyuyordu ve bazen aynada gözüme çarpan buruk, kaderci bir ifadenin yüzüme yerleşmesini engel olamadığımı hatırlıyorum.
O sihirli varlıklardan bu zavallılara ne zaman dönüştük diye geçiriyorum içimden. Gençken taşıdığımız onca albeni büyüdükçe nereye kayboldu? Altından saçlarımız ne sebeple soldu, yıldızlı kocaman gözlerimiz ne ara sönüp bu iki umutsuz deliğe dönüştü? Sihir ne zaman bitti? Onca neşe, onca parıltı, onca ışık nereye gitti, hiç anlamıyorum.