Puan vermedi·634 syf.··
2026 47. kitabı
Bazı kitaplar size bir şeyler öğretmeye çalışır bazıları ise içinizde zaten var olan karanlık düşüncelere bir ses verir Mainländer’i okurken hissettiğim şey buydu Kitap boyunca bir filozofun fikirlerinden çok insanın varoluş karşısındaki yorgunluğunu gördüm Sürekli umut aşılayan metinlere alışmış biri için oldukça sert bir deneyim çünkü burada teselli yok Avuntu yok Sadece insanın kendisiyle baş başa kaldığında karşılaşabileceği rahatsız edici sorular var Her sayfasına katıldığımı söyleyemem ama uzun zamandır bir kitabın beni bu kadar düşündürdüğünü de hatırlamıyorum Bitirdiğimde aklımda kalan şey fikirlerinden çok atmosferiydi Sanki bütün kitap sessiz bir harabenin içinde yazılmış gibiydi
Die Philosophie Der ErlosungPhilipp Mainländer · Kessinger Publishing · 20108 okunma
Siyah Deri Beyaz Maskeler Üzerine
Puan vermedi·280 syf.·
2026 49. kitabı
Siyah Deri Beyaz Maskeler, insanın kendi bedenine yabancılaştırılmasının kitabı. Irkçılığı yalnızca dışarıdan gelen bir aşağılama olarak değil, insanın içine yerleşen, dilini, arzusunu, aynaya bakışını, aşkını ve kendilik duygusunu bozan bir düzen olarak ele alıyor. Bu yüzden metin, sömürgeciliği sadece toprakların işgaliyle açıklamaz; asıl işgalin insanın zihninde, teninde ve sesinde başladığını gösterir. Kitapta dil meselesi merkezi bir yerde duruyor. Zenci ve Dil bölümünde, sömürgeleştirilmiş insanın Beyaz dünyanın diline yaklaşarak kendisini kabul ettirmeye çalışması anlatılır. Dil burada yalnızca konuşma biçimi değil, insan sayılma iznidir. Kendi diliyle konuştuğunda aşağılanan, Beyazın dilini iyi konuştuğunda ise taklitçi görülen insan, daha en baştan çıkışı olmayan bir koridora yerleştirilmiştir. Siyah Kadın-Beyaz Erkek ve Siyah Erkek-Beyaz Kadın bölümleri, aşkın bile sömürge düzeninden bütünüyle bağımsız kalamadığını gösterir. Mayotte Capécia, René Maran ve Jean Veneuse üzerinden kurulan çözümlemelerde arzu, yalnızca kişisel bir duygu olmaktan çıkar; kabul edilme, yükselme, beyazlığa yaklaşma ve eksik bırakılmış benliği onarma isteğiyle birleşir. Bu bakımdan kitap rahatsız edicidir, çünkü en mahrem görünen yerde bile tarihin soğuk elini gösterir. Octave Mannoni ile hesaplaşma ise metnin en önemli damarlarından biridir. “Bağımlılık kompleksi” düşüncesine karşı yazar, aşağılık duygusunun sömürgeleştirilmiş insanın doğasında bulunmadığını, tarihsel ve ekonomik şiddet tarafından üretildiğini söyler. Böylece suç bireyin içine değil, onu o hale getiren yapıya çevrilir. Bu nokta kitabın gücünü artırır; psikoloji, kişisel zayıflıkların dar odasından çıkar, tarih, ekonomi, okul, devlet, dil ve gündelik aşağılama ile birlikte düşünülür. Kitap boyunca
1000Kitap
Siyah Deri Beyaz MaskelerFrantz Fanon · Encore Yayınları · 2016690 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·472 syf.·
2026 67. kitabı
Kitapların savaşını anlatan şahane bir metin okudum. Tankların, silahların ve generallerin gölgesinde kalan başka bir cephe açtı önümde: kütüphanelerin, yayıncıların, sansür kurullarının ve okurların cephesi. Kitapların daima iyi şeylere hizmet ettiğine inanmayı seviyoruz, kabul edelim. Hatta “kitap okuyan insandan zarar gelmez” düşüncesine inanan çokça insan var. Oysa Pettegree bize bunun her zaman böyle olmadığını gösteriyor. Bir kitabın insanları özgürleştirebildiği kadar manipüle de edebileceğini, bir romanın teselli sunduğu kadar propaganda aracı hâline de gelebileceğini hatırlatıyor. Yazarın anlattıkları arasında beni en çok kütüphanelerle ilgili olanlar etkiledi. Çünkü kitap yakmanın ya da bir kütüphaneyi bombalamanın yalnızca fiziksel bir yıkım olmadığını çok net hissettiriyor. Bir şehrin hafızasının yok edilmesinden söz ediyoruz. Bir daha asla yerine konulamayacak el yazmaları, notlar, kişisel arşivler ve izler… Bu bölümleri okurken insan ister istemez “bir toplumu gerçekten yenmek istiyorsanız önce insanlarını mı yok edersiniz, yoksa hafızasını mı?” diye düşünüyor. Cephede kitap okuyan askerler, sansürlenen yazarlar, bombalardan kaçırılan koleksiyonlar, savaş sırasında görevleri dışında çizim yapan ya da yazı yazan insanlar… Bütün bunlar metni kuru bir araştırma olmaktan çıkarıp canlı bir anlatıya dönüştürüyor. Kitabı beş günde bitirdim. Başarılı ve zor bir metindi. Bombardıman altında bile kitap saklayan, kitap taşıyan, kitap basan ve kitap okuyan insanların hikâyesi, savaşın kendisi kadar etkileyiciydi, diyebilirim. Savaşları anlatırken kitapları, kitapları anlatırken de insanı unutmayan bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim.
1000Kitap
Kitaplar ve SavaşAndrew Pettegree · Yeditepe Yayınevi · 20253 okunma
Bavulda Biriken Kelimeler ve 'Ferhanca' Bir Göçebelik
Puan vermedi·330 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:34
Eğer benim gibi iflah olmaz bir Ferhan Şensoy hayranıysanız, onun dünyasında hiçbir nesnenin sadece bir nesne olmadığını zaten bilirsiniz. Bir daktilo sadece yazı yazmaz onun dünyasında; tıkırdadıkça ömürden harfler döker. Bir bavul sadece kıyafet taşımaz; içine sığdırılmış koca bir yaşamı, hayal kırıklıklarını ve bitmeyen göçebeliği sürükler peşinden. Oteller Kitabı da tam olarak böyle bir yolculuk. Usta bizi şehir şehir, otel otel, oda oda gezdirirken, aslında o loş ışıklı koridorlarda insanın kendi içsel sürgününü yüzüne vuruyor. Arka planda hep o bildiğimiz zarif, incelikli hüzün geziniyor ama öyle ağlak bir yerden değil; tam Şensoyvari, hayata bıyık altından gülümseyen bir yerden. Dilimize kazandırdığı o benzersiz kelime oyunları, cümlelerin o kendine has ritmi bu kitapta da tam gaz, eksilmeden devam ediyor. Kendini hiçbir yere ait hissetmeyenlerin, yolda olmayı evde oturmaya tercih edenlerin ve kelimelerin o büyülü gücüne fena halde inananların dönüp dönüp okuması gereken bir başucu serüveni bu. Ama bu kitapta beni asıl vuran şey başka: Ustanın o zekice, keskin gözlemleri... Özellikle kadınlarla ilgili o şahane betimlemeleri, duygularını ifade edişindeki o fütursuz çıplaklık ve sarsıcı samimiyet... İnsanın içine işliyor. Hiçbir maskeye sığınmadan, olduğu gibi, çırılçıplak anlatıyor sevmeyi de, yalnızlığı da. Velhasıl kelam; bavulu toplama vaktidir, yolumuz yine Şensoy’un odalarına düşüyor.
Oteller KitabıFerhan Şensoy · Ortaoyuncular Yayınları · 2018493 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 122. kitabı
Bugün sizlere farklı bir kitapla geldim. @birim_ozer_sili ’nin yazdığı “Yalnızlığı Sen Seçmedin” adlı romanında okuyucuyu fiziksel dünyanın katı sınırlarını aşmaya davet eden, gizem dolu ve son derece etkileyici bir içsel yolculuğa çıkarıyor. Hikayenin merkezinde, eşi Kaptan Mehmet’in ani ve şüpheli ölümüyle dünyası bir anda tepe taklak olan Sare yer alıyor. Çevresindeki herkes ona bunun sadece talihsiz bir tekne kazası olduğunu söylese de, Sare kalbinin ve güçlü sezgilerinin sesine kulak vererek bu ölümün arkasında çok daha karanlık bir gerçek olduğunu hissediyor. İçindeki o susturamadığı sesin izinden giderek, gerçeği ortaya çıkarmak adına tehlikeli ve bir o kadar da mistik bir arayışa koyuluyor. Yazarın ilk sayfalardan itibaren satırlara yansıyan samimi, sıcak ve pozitif enerjisi, ölümün o soğuk ve ürpertici yüzünü sorgularken bile okuyucuya tuhaf bir teselli sunmayı başarıyor. Bu sürükleyici arayışta Sare, yalnız kalmıyor; ruhlarla iletişim kurabilen bilge bir usta ona bilinmeyen dünyaların kapısını aralarken, eski bir dost ve sezgileriyle öne çıkan güçlü bir dedektif de bu gizemli yolculukta onun gölgesi oluyor. Sırlar birer birer dökülüp zaman ve mantık kavramları esnedikçe, kendinizi gerçekliğin çok ötesinde bir sorgulamanın içinde buluyorsunuz. “Bazen bir aşk, ölümle bile son bulmaz. Bazen bir ölüm, sadece başlangıçtır” mottosuyla hareket eden roman, sevginin fiziksel boyutları aşan o en saf ve ölümsüz halini gözler önüne seriyor. Akıcı dili sayesinde bir solukta bitecek bir yapıya sahip olsa da, hissettirdiği derin duygusal yoğunlukla okuyucunun zihninde uzun süre yer edecek türden. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202615 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 38. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:49
Kendine has üslubuyla dosta müşfik ve o kadar lezzetli, düşmana sert ve bir o kadarda acı olmasının yanında gayet güzel bir eser. Müellifimiz olan Üstadımız Osmanlı devletinin son zamanlarında doğup o zamandan bu zamana kadar olan hadiseleri teşhis etmesi ve bizlere aktarması ise bizler ve gelecek nesiller adına büyükçe bir nimet. Bu vesileyle üstadımıza Allah'tan gani gani rahmetler dileriz, âmin.
Edebiyat
Osmanlı Tokadı Nasıl Atılır?Üstad Muharrem Cezbe · Mostar Yayınları · 201720 okunma