Puan vermedi·112 syf.··
2026 51. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:49
#okudumbitti YAZAR: MEHMET RAUF YAYIN: PUSLU YAYINLARI Herkese merhabalar bugün sizlere Mehmet Rauf'un kaleminden çıkan genç kız kalbi adlı eseriyle geldim. Yazarı daha önce Eylül adlı eseriyle tanıyordum fakat yazarla ilk kez bu kitapta tanıştım ve Pervin'in hikâyesi uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir hikâye oldu. Şimdi gelelim konusuna. Pervin, hayata ve aşka dair tertemiz hayalleri olan, ince ruhlu bir genç kız. Büyük umutlarla geldiği İstanbul'da ise hayallerindeki dünyayı bulamıyor. Çünkü ne şehir onun düşlediği kadar güzel ne de insanlar onun kalbi kadar zarif. Etrafında gördüğü ilişkiler ve evlilikler, onu ruhuna dokunabilecek gerçek bir aşkı aramaya daha da fazla itiyor. Kitap boyunca en çok Pervin'in yalnızlığına üzüldüm. Kalabalıkların içinde bile kendini ait hissedemeyen, anlaşılmayı bekleyen bir genç kadının sessiz kırgınlığı sayfalara çok güzel yansıtılmış. Ayrıca kadın olmanın zorluklarına dair yapılan tespitler de aradan geçen zamana rağmen hâlâ düşündürücü. Ve sonra Behiç Bey... Pervin'in kalbini heyecanlandıran, ona umut veren adam. Ancak Pervin'in hayallerini süsleyen bu aşk, zamanla büyük bir hayal kırıklığına dönüşüyor. Onunla birlikte ben de umutlandım, onunla birlikte hayal kırıklığı yaşadım. Bu kitap benim için sadece bir aşk hikâyesi değil; hayallerle gerçeklerin çarpıştığı, insanın kalbinde buruk bir iz bırakan Pervin'in hikâyesiydi. #ALINTILAR Düşünmüyorlar ki kader, bizim kendi hareketlerimizin yanlışlığına kendimizin verdiği bir isimdir. Ben de dünyada en büyük mutluluğun yalnızca sevmek ve sevilmekte olduğuna İnanırım. " Çünkü yaşamak için hayat lazımdır, hayal değil!"
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 202410,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 95. kitabı
Todd McElroy - Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi Yapmak Bu kitabı elime aldığımda tembelliği eleştiren ya da daha verimli olmamı öğütleyen klasik bir kişisel gelişim kitabı okuyacağımı düşünmüştüm. Ama tam tersine, bana yıllardır sorgulamadan kabul ettiğim bazı yargıları yeniden düşündürdü. Günümüzde sürekli üretmek, sürekli meşgul olmak ve her an bir şeylerle ilgilenmek neredeyse bir zorunluluk gibi görülüyor. Bu kitap ise bir an durup şu soruyu sorduruyor: "Gerçekten dinlenmeye izin veriyor muyuz kendimize?" En sevdiğim tarafı, tembelliği sadece olumsuz bir özellik olarak ele almaması oldu. Çünkü kitap boyunca aslında "hiçbir şey yapmamak" ile "kendine zaman ayırmak" arasındaki farkı düşünmeye başladım. Bazen durmanın, yavaşlamanın ve boş kalmanın da hayatın önemli bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Özellikle modern hayatın bitmeyen koşuşturması içinde, verimlilik baskısının insanı nasıl yorduğuna dair yaptığı tespitler bana oldukça gerçek geldi. Sürekli daha fazlasını yapmaya çalışırken bazen yaşamanın kendisini kaçırdığımızı fark ettim. Kitabın dili de oldukça sade ve sohbet havasında ilerliyor. Okurken kendimi bir öğüt dinliyormuş gibi değil, farklı bir bakış açısıyla tanışıyormuş gibi hissettim. Bu da kitabı benim için daha samimi hâle getirdi. En çok aklımda kalan şey ise şu oldu: Belki de bazen hiçbir şey yapmıyor gibi görünürken aslında zihnimiz, ruhumuz ve bedenimiz en önemli işi yapıyordur; dinlenmeyi... Kitap, tembellik kavramına farklı bir pencereden bakmamı sağlayan, üretkenlik takıntısının içinde kaybolduğumuz bir dünyada yavaşlamanın değerini hatırlatan bir kitaptı. . . .
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 20259 okunma
Reklam
plana sadık kal
8/10
·65 syf.··
2026 5. kitabı
Kitap, stratejilerin yanı sıra bilgelik, hikmet, hakikat ve sabır gibi evrensel konulara dair tespitler de yapmaktadır. Eserin ilk bölümü olan Hesaplama, bir savaşı mutlak kazanmanın beş yolundan bahseder. Bu şartlar sırasıyla gök, yol, komutan, kural ve mekandır. Yol, savaşta izlenmesi gereken stratejileri anlatırken Gök tabiri Tanrı’nın bir sembolüdür. Yer, savaşın yapılacağı mekan ve savaşta kullanılan silahları kapsar. Komutan ise savaşların en temel taşıdır. Çünkü komutan iyi bir plan yapamazsa, birlikte fikir ayrılıkları ortaya çıkabilir. İkinci bölüm olan Savaş’ta ise düşman ordusuna karşı hangi taktiklerin uygulanacağı anlatılır. Devamında Taktik Saldırı’dan bahseden eser, başarılı olan bir komutanın hem kendini hem de karşısındakini tanıması gerektiğini vurgular. Savaşların inceden planlanması gerektiğini sıkça ifade eden Sun Tzu, gizliliğin ve asker moralinin başarıya giden yolda ne derece önemli olduğunu belirtir. Başarılı bir Çin komutanı olan Sun Tzu, kitabında üstü kapalı bir biçimde aslında hayatın ne denli yollar ve varyasyonlar içerdiğini anlatmaktadır. Savaşta zafer olsa bile, geçen uzun zaman asker ve komutanları yıpratmakta ve psikolojik birçok hasar bırakmaktadır. Savaş’ta esas olan galibiyet değil, kaybedilen vakittir. Çünkü hem ekonomik koşullar hem de halk direnci, zamanla seyrin en önemli iki unsuru haline gelir. Orduyu iyi idare eden kişi savaş gücünü ülkesinden, ikmalini düşmandan sağlar. Akıllı komutan yiyecek teminatını düşmandan almalıdır. Eğer sefer uzaktaysa, halk yoksullaşır. İşgalin en başarılısı ise savaşmadan düşmana boyun eğdirmektir. Bu nedenle en iyi askeri strateji taktiksel saldırıdır. Askerlikte kural, “10 katıysan kuşat, 5 katıysan saldır, 2 katıysan dağıt, eşitsen yenmeye çalış, az isen çekil, zayıf isen savaşmaktan
Savaş SanatıSun Tzu · Karbon Kitaplar Yayınları · 201949,5bin okunma
Puan vermedi·65 syf.··
2026 58. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 03:28
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Zadie Smith'in “Martha ile Hanwell” adlı öyküleri oldu. Yazarı, önceden duymuştum fakat geçen ay okuduğum “İngiliz Edebiyatı 101” kitabında da geçince tanışmak istedim. Everest Açıkhava Serisinden 68 sayfalık iki göçmen öyküleri bulunuyor içinde. Pdf'den okuduğum için bu defa önsöz yoktu. Yorumlarda gördüğüm kadarıyla Önsöz'de iyi tespitler bulunuyormuş. İki karakterinde iç dünyasında bir yere ait hissedememesinin sorununu göstermek istemiş yazar. Açıkçası tatmin edici bir okuma olmadı.
Edebiyat Hikaye Öykü
Martha ile HanwellZadie Smith · Everest Yayınları · 2021456 okunma
9/10
·352 syf.··
2026 79. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 11:14
İnsanın donması için illa karın altında kalması gerekmiyor, bazen hatıralar da insanı yavaş yavaş donduruyor. Soğuk sadece mekânın soğuğu değil burada; insanın içine, geçmişine, vicdanına, hatta aklına kadar işleyen bir şey. Kitabı okurken sürekli o ayazı hissettim. Sanki her cümlede biraz daha nefes buğulanıyor, insan biraz daha kendi içine kapanıyor. Romanın merkezinde doğuda askerlik yapan Asil var. Nöbetler, kar, disiplin, yalnızlık, ölüm fikri ve insanın kendi zihninin içinde dönüp duran o karanlık sesler… Ama Ziyan sadece askerlik anlatısı gibi kalmıyor. Bir noktadan sonra geçmiş bugünün içine hayalet gibi sızıyor. Ziya Hurşit’le kurulan o yarı gerçek yarı sanrılı alan kitabı bambaşka bir yere taşıyor. Tarih dediğimiz şey de bazen böyle değil mi zaten? Bitmiş gibi duruyor ama bir yerden çıkıp insanın boğazına yapışıyor. Bir de Asil’in bizi ister istemez Azil'e doğru yönlendiren tarafı var. Bunu sadece iki roman arasında bağlantı kurulmuş diye okumamak lazım. Günday’da bazı karakterler kendi romanlarında kapanıp kalmıyor; başka bir kitabın kapısını da aralıyorlar. Asil’in içindeki soğuk, yabancılaşma ve kendine bile uzak düşme hâli *Ziyan*da başka bir renge bürünüyor. Sanki Azil de başlayan karanlık, burada askerî bir ayazın içinde tekrar nefes alıyor. Bu bağlantıyı fark etmek, kitabı benim gözümde daha da ilginç yaptı. Hakan Günday’ın dilini seven biri olarak burada yine o sert, karanlık, bazen insanın yüzüne tokat gibi çarpan cümleleri buldum. Adam bazı şeyleri süslemiyor; acıyı da, çürümeyi de, insanın içindeki karanlığı da doğrudan koyuyor önümüze. Ama dürüst olayım, bazı yerlerde o keskin tespitler hikâyenin önüne geçiyor gibi geldi bana. Günday okurken bunu bazen yaşıyorum: Cümle çok güçlü, fikir çok sert, ama bir noktadan sonra metin “bak şimdi sana ne
ZiyanHakan Günday · Doğan Kitap · 20196,3bin okunma
5/10
·256 syf.··
2026 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:54
Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan romanı, Türk edebiyatının en çok övülen eserlerinden biri olarak gösteriliyor. Ancak kitabı okuduktan sonra bende bıraktığı izlenim, bu övgülerin biraz abartılı olduğu yönünde oldu. Romanın kötü olduğunu düşünmüyorum; fakat bana göre hakkında oluşturulan büyük beklentiyi tam anlamıyla karşılayan bir eser değil. Romanın en güçlü yanı, insanın kendi zaaflarını dış etkenlere yükleme eğilimini ele alması. "İçimizdeki şeytan" metaforu, insanın sorumluluktan kaçışını anlatması bakımından oldukça etkileyici. Bunun yanında kitapta altı çizilecek birçok güzel alıntı ve insanı durup düşünmeye sevk eden fikir bulunuyor. Özellikle karakterlerin insan psikolojisine dair yaptığı bazı tespitler, romanın en değerli tarafını oluşturuyor. Buna karşılık olay örgüsünün zaman zaman yavaş ilerlediğini ve karakterlerin bazı noktalarda yeterince derinleşmediğini düşündüm. Bu nedenle roman beni sürekli içine çeken bir anlatıya sahip olmadı. Daha çok fikirleri ve diyaloglarıyla öne çıkan bir eser izlenimi bıraktı. Sonuç olarak İçimizdeki Şeytan, okunmaya değer bir roman. Ancak bana göre, Türk edebiyatındaki en büyük başyapıtlardan biri olarak gösterilmesini hak edecek kadar güçlü değil. Yine de içerdiği etkileyici alıntılar, insanın kendisiyle hesaplaşmasına kapı aralayan düşünceleri ve psikolojik çözümlemeleri sayesinde okunması gereken eserler arasında yer alıyor. Benim için, edebi değerinden çok düşündürdüğü noktalarla öne çıkan; beklentimin altında kalsa da zaman zaman zihinde iz bırakan bir roman oldu.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
Reklam
Reklam