Katkı değeri en yüksek kitaplardan biri oldu benim için, daha önce bu kadar çok şey öğrendiğim bir kitap olmamıştı. İyi ve kötü zamanlarda insan davranışlarını kendinizi ve toplumları anlamak isterseniz bu kitabı okumanızı ısrar ediyorum. Öğrendiğim bir kaç nokta
Prefrontal korteks en son gelişimini tamamlayan yaşlanınca ilk kaybettiğimiz beyin bölgesi
Alkol herkeste aynı etkiyi göstermez farklı kişilerde farklı özellikler ortaya çıkarır.
Dopamin sistemi daha fazlası daha fazla haz olarak çalışmaz
Kadınlarda oksitosin yabancı düşmanlığına sebep olabilirken testesteron öfke ile paralel bir hormon değil öfke toplumsal bir öğretidir daha çok.
BehaveRobert M. Sapolsky · Penguin Press · 2017116 okunma
Entel Feridunun kaleminden çıkmış bir hikaye adeta... Günümüzde şu öykü yayınlansaydı yer gök inlerdi. Testesteron seviyesinin arşa çıktığı sapık bir "delikanlının" hikayesi.
“Kitap bir kadının hayat hikayesini anlatıyor. “
Bu giriş bu kitap için yetersiz bir giriş cümlesi aslında. Çöl çiçeği yani Waris, zor koşullardan kurtulmayı başarıp kendine yeni hayat kuran güçlü bir kadını anlatan etkileyici bir kitap. Waris Dirie Somali çöllerinde doğmuş ve kendi başına gelen tüm o felaketlerin başka çocuklarında başına gelmemesi için uğraşmış yüce gönüllü bir kadın.
Somali diğer Afrika ülkeleri gibi geri kalmış ve yoksulluğun hakim olduğu bir ülke. Günümüze kadar uzanan kabile ve din savaşları sebebiyle gelecekte de gelişmesi pek mümkün görünmüyor. Ülkede nüfusun çoğu düşük gelire sahip ve çöl bölgesinde yaşıyor. Buralar hala geleneklerin hakim olduğu ve sorgusuz sualsiz uygulandığı yerler. Cehalet Afrika kıtasındaki pek çok kadının ıstırap içinde yaşamasına sebep oluyor. Deve ve domuzlar insan hayatından özellikle kadın ve kız çocuklarından daha değerli.
Somalide gelenek adı altında yapılan “Kadın Genital Sünneti” aslında tüm kız çocukları ve kadınlar için bir işkence. Bu gelenek kadınlara uygulanan bir şiddet türü.” Dini gelenekler, yanlış inançlar, bekaretin korunması ve insanların bu vahşeti sorgusuz sualsiz kabul etmesi günümüze kadar milyonlarca kız çocuğunu ya sakat bırakmış ya ömür boyu süren hastalıklara sahip olmasına sebep olmuş ya da ölmesine sebep olmuştur “ diyor Waris kitabında. Gerçekten de dinin baskın olduğu yerlerde ölen kadınlar ya da çocukların sayı olarak bile değeri olmadığını anlıyoruz kitaptan.
Bir bireyi “evlenilesi” kılmak için yapılan bu tarz (genital sünnet) işlemler genelde gelişmemiş Sahra altı Afrika ülkelerinde ve bazı Latin Amerika ülkelerinde günümüzde hala uygulanmaktadır. Erkeğin “ her “ hakka sahip olduğu bu gibi ülkelerde “ ayıp ve yasaklı olanlar” hep kadınlara dayatılıyor maalesef. Kadınlar erkeklerin
Bu kitap hakkında ne kadar çok şey söylense azdır ne kadar övülse yetersizdir göklere çıkarsa ancak hakkını vermiş olabiliriz.
Bu kitaba dair söylemek istediğim bir hususta hem kendim hem de etrafımda şişirilmiş balonların,boş insanların, boş hayallerin ve hayatların açığa çıkmasına vesile olmasıdır. Örnek vermek gerekirse full makyajlı harika bir kadının duştan sonra yüzüne bakmak istemeyeceğin bir hal alması ya da testesteron yüklü bir erkeğin hormonsuz kalması gibi doğallıktan uzak yapmacık hayatlar yaşayan bizlerin gerçeklik algısı ile kişilere ve olaylara bakmamızı sağlayan,kendimize gelmemize vesile olan çok özel bir eser 
İnceleme yazmayı pek sevmem, okumayı da... Çünkü ne söylenirse söylensin fazlasıyla eksik kalacağını bilirim. Bahse konu eser okunmak için bir köşede duruyorken onu değil de onun hakkındaki -çoğu zaman da sıkıcı- gevezelikleri okumak aptalca gelir bana. Ama söz konusu sen olunca prensiplerimin üstüne sifonu çekmekten gocunmam. Çünkü şu hayatta derisi yüzülmüş ruhuma dokunabilen nadir yazarlardan biri sensin Hank.
Hiç unutamıyorum, orta okul ya da lise çağlarımdaydım. Ağzından salyalar akan kuduz köpekler gibi ergenliğin sancısıyla boğuşuyordum. Çocuksu kalbim aşina olduğu çilecilikle tutuşur omuzlarımdan çıkmasını umduğum kanatlarla manevi bulutlara uçmayı hayal ederdi. Ergenlik mahsülü bedenimse testesteron vurgunu yemiş olmaktan rüyalar ve kırmızı noktalı filmler arasında şarhoş sarhoş gezinirdi. -nereden baksan ahmakça-
Bir parça pornografi bulurum hayaliyle almıştım ilk kitabını! "KADINLAR" ilk sayfalarda bile sarsmıştı beni. Söz konusu kadınlar olunca ilk rauntda vurduğunu deviren boksörlerden farkın yoktu. Haz ve utanç bir birine karışmıştı beynimde. Heyecan ve merak...
Ama henüz tanrılardan azade olmamış zavallı ruhum yazdıklarını okumaya dayanamamış içine saplanan suçluluk duygusuyla baş edememişti. Silik ömrümün kara bir lekesidir ki vicdanıma yenik düşerek kitabını sayfa sayfa yırtıp sobada yakmıştım. Bunun için beni affet sevgili Hank. Bilirsin her insan biraz aptaldır ve ben de her insan kadar aptal ya da her aptal kadar insanım.
Ama yıllar sonra yaktığım kitabından ve tanrılardan ve yalanlardan ve insanlıktan ve kendimden umudu yirirince tekrar okumaya başladım seni. Ömrün boyunca boktan işlerde çalışıp yarı aç yarı tok geçirdiğin günleri iliklerimde hissederek... Barlarda, batakhanelerde, hipodromda ve sokaklarda tüm insanlık kadar bezgin ama tüm
Waris, çölde göçebe hayatı yaşayan bir ailenin kızıdır.
Küçük yaşta kadın olmanın zorluklarıyla karşılaşan Waris; 12 yaşına geldiğinde babasının onu dört deve karşılığında evlendirmek istemesiyle birlikte daha fazla bu zorluklara dayanamayarak evden kaçmaya karar verir. Bu zorlu süreçte başını bir çok olay gelir ama bi şekilde hepsinin üstesinden gelip kendi ayaklarının üstünde durmaya çalışır.
Irkları ne kadar farklı olursa olsun kadın maalesef her yerde kadın. Kadınların yaşadığı bu acılar akıl alır gibi değil. Umarım kadınların değerli görüldüğü güzel günler yaşanır.
Ne olduğundan emin olmasam da hayatta daha fazlasının olduğunu biliyordum.
Babam beni yaşlı bir adamla evlendirmeye çalışınca hayatta görülecek daha çok şey olması gerektiği düşüncesiyle evden kaçmıştım. Yemek pişirmek, çamaşır yıkamak, bebeklere bakmak değildi aklımdaki.
Bunları erkek ve kız kardeşlerim için yeterince yapmıştım..
Hayatımı sona erdirme dürtüsü çok güçlüydü, ama sonunda neden öyle acınacak bir adam yüzünden hayatımı harcayayım? diye sordum kendi kendime.
Çünkü hiçbir şeyim olmadığı zamanlarda da ben çok mutluydum.
Erkekler sakinleşip dünyaya karşı daha duyarlı
olabilirler. Testesteron olmazsa savaş, cinayet, hırsızlık, tecavüz olmayacaktır. Biz onların cinsel organlarını kesecek olursak belki o zaman hayatta bir kerecik olsun kadınlarına ne yaptıklarını düşünürler.
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,6bin okunma