"Vücut" Arapça varlık, varoluş, "Vecd", Türkçe söylenişe göre "Ve cid", aşkla cezbeye düşmek, özlemle kendini yitirmek, hallenmek, "Tevacüd" de, vecde düşmeksizin kendini vecde düşmüş göstermek, o hali benimsemeye uğraşmaktır. Neşideler, ilahiler, nefesler okunurken vecde gelmiş gibi sıçra mak, oynamak, bağırmak, Tevacüd'dür. Tevacüd, vecde gelmeye bir gayret olduğundan, tasavvuf ehlince hoş görülmüştür. Vecd gerçekten kendinden ge çip semaya girmek, feryat etmek gibi hallere düşmektir. Vücut'sa, tevacüdün ve vecdin ötesindedir; Hakk'la Hak olmak ve varlığından geçip Hak varlığına bürünmek, Hakk'tan başka hiçbir varlığı bilmemek, görmemektir. Vücut ma kamına eren, vecid ve tevacüde tenezzül etmez. Melamet ehli ve Mevleviler, tevacüdü riya saymışlar, vecid ve cezbenin izharını da hoş görmemişlerdir (Bkz. Kanını içine akıt).