Ksenophanes
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
doğa filozofları içerisinde ksenophanes'in apayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum. bu incelememde filozofun öğretilerinden ziyade bıraktığı etkilerden bahsetmek istiyorum; bilindiği gibi ksenophanes, elea okulu'nun öncüsü kabul edilir. parmenides'le birlikte şekillenen bu okulun temel savunusu: varlığa monist (tekçi) bir yaklaşımla bakması ve tüm oluşları reddetmesidir. buradan da anlaşılacağı üzere bir herakleitos reddiyesi de mevcuttur. peki ksenophanes'in tüm bu ontolojik ve metafizik bağlamda önemi nedir? ksenophanes'in en etkili felsefi düşüncelerinden birisi: antropomorfizmi reddetmesidir. antropomorfizmin reddi de etik anlamda çığır açan bir düşüncedir. örneğin; protagoras'ın şu meşhur sözü "insan her şeyin ölçütüdür" aslında bir ksenophanes öğretisidir çünkü filozof; insanı ölçüt alarak insanbiçimciliği reddetmiştir. ksenophanes'in teolojik alanda önemi nedir? bilindiği gibi ksenophanes yunan politeizmini de reddetmiştir ve tek tanrı fikrini savunmuştur. buradan da anlaşılacağı üzere ksenophanes'in tevhid'i savunan ilk filozoflardan birisi olduğunu görürüz. yunan felsefesinde tevhid ve iman ilişkisini her ne kadar sokrates'le birlikte görsekte kökleri ksenophanes'e kadar gitmektedir. bundan dolayı filozof; teolojinin (ilahiyat) kurucusu olarak da kabul edilir.
FragmanlarKsenophanes · Pinhan Yayıncılık · 2019274 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:01
esselam ey had-ı rah-i Huda nesl-i Ali esselam ey kutb-i alem hacı bektaş-i veli ulu hünkarımız hacı bektaş-i veli, yalnızca tasavvuftaki makamıyla değil, edep ve terbiye yolundaki rehberliğiyle de gönül dergahımızın postundadır. o'nu kimi zaman "eline, diline, beline..." kimi zaman da Makalat'ında olduğu gibi "şimdi, tevhid tac; ibadet gerdanlık..." derken buluyoruz. o nefes vermeyi arzu ettiğinde buğday için ısrar eden miskin yunus'un dizelerindeki inciler gibi o da gönlü yüceltir; Makalat sahibi ulu hünkar buyurur ki: "beyt-i mamur, kabe de var. fakat gönül ikisinden de kıymetlidir. (...) gönül, padişah-ı alem Tanrı'nın nazargahıdır." horasan'ın erenlerinden el almış, baba ilyas'ın kutlu halifesi dün olduğu gibi bugün de herkesçe sahiplenilir, herkes kendi yolundan göstermeyi yahut görmeyi arzular. bugün kendinden yesevilik ya da alevi-bektaşi görüşün temeli olarak bahsedebilmemiz bunun en temel göstergesidir. ancak hayatı ve öğretileri gösteriyor ki o bir tarafa ait olmaktan çok "insan" olmaklığı yüceltmiştir. tevhidden temizliğe, esrardan irfana çok şey onda mevcuttur. şamanist moğollar ve kapadokya bölgesinde yaşayan hristiyanların ihtidasına çaba göstermiştir. hatta bu yörede kendinden aziz charalambos adıyla bahsedilmiştir. Makalat'ında buyurur ki Çalap Tanrı ne yaratmışsa insanda vardır ve kişi kendini bilmeklikle Rabbını bilir. kişi Rabbını bilmekle kemale erer çünkü bütün kemalat O'ndadır. akıl nuru kimin gönlünde varsa o hoştur, kimde yoksa onun Çalap Tanrı katında yeri yoktur. ilim aynaya benzer, kim aynaya bakarsa iyi yanını gördüğü gibi kötü anını da görür, kendi ayıbını gören başkasını ayıplamamalıdır. şeytanın korktuğu üç nesnedir: sabır, utanmak, kanaat. bunlar aklın hasekisidir, bunlar gelince gönülden açgözlülük ve iki yüzlülük
Makalat (Hacı Bektaşı Veli)Mahmud Es'ad Coşan · T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı · 199039 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·184 syf.·
2026 44. kitabı
Gerçek zenginliği ve gerçek fakirliği sadece dünya penceredinden bakan insanlara, İmam ahiret penceresinden baktırmış kitapta. Dünya penceresinden baktığımız zaman, zenginliğin; mal mülk evlat olarak görüyoruz fakirliği ise punlardan noksan olarak. İmam ise gerçek zenginliğin: Kim, kendi zenginlik sebebine muhtaç olur, ona dayanır ve güvenirse ona zengin denmez. Çünkü o, vasıtalara muhtaç olan birisidir. Bir kişi ancak, sebepleri yaratan Zât'ın rahmetine, hikmetine, tasarrufuna ve güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nunla zenginleşir ve sebeplere dayanma illetinden kurtulursa “zengin” diye vasıflanabilir. Kim, sebeplere güvenip dayanma ve Hakk'ın hükmüyle —O'na boyun eğerek— çekişme hastalığından kurtulursa, onun kalp zenginliği gerçekleşmiş olur. Kişi, Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olup kalbi bununla zenginleştiğinde, sadece bununla tam zengin sayılmaz. Bir de buna, Allah'ın hükmüne boyun eğerek teslim olmanın eklenmesi gerekir. Çünkü Allah'ın hükmüyle çekişip başka hükümlere başvurmak, seçme hakkını kullanmadaki düşüncesizliğe delalet eder ki bu, seçme hakkını kullanan kimsenin seçilen şeye muhtaç olduğunu gösterir. Allah'ın dilemediği bir şeye ihtiyaç hisseden kimseye, Allah'ın tedbirini gözeterek zengin olmuş denemez. Bundan dolayı diyoruz ki; Allah'ın kulu için olan tedbiri göz önüne alınarak zengin olmak, ancak Allah'ın güzel tedbirine vâkıf olduktan sonra O'nun hükümleriyle çekişmeyip itaat etmekle olur. Aslında dünyaya ne kadar bel bağlarsak o derecede fakirleşiyoruz. Çünkü bel bağladığımız. Gelip geçici olandır. Zenginliği bide bu bakıştan aktarıyor: Şeyhin zenginliği bu derecelere ayırması, zenginliğin bağlı olduğu şey açısından kaynaklanmaktadır. Şeyh şöyle diyor: "Kalp zenginliğine gelince; kalbin sebeplere itimat etmekten kurtulması, Hakk’ın
Din
Allah Katında Fakirlik Ve Zenginlikİbni Kayyim El Cevziyye · Polen Yayınları · 202016 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 2. kitabı
Server Yayınlarının artık malum olan Ufka Yolculuk adlı yarışmasının kitabıydı okudum diyemem okumaktan ziyade kitabı uygulamadan dinledim. Kitabın kurgusu büyük oranda güzeldi podcast niyetine uygulamadan dinlenilir.
İnceleme & Yorum
Tevhid MuhafızlarıBilgenur Çorlu · Server Yayınları · 202592 okunma
Muazzâm bir detaylı anlatım…
Puan vermedi·64 syf.··
2026 73. kitabı
Esselamu aleykum ve rahmetullahu ve berâketuh… Bu elimde bulunan eserin ilk incelemesini yazdığım için biraz hüzünlü (daha evvel okunmadığı için yada inceleme yazılmadığı için ) Birazda eseri yazanın , tercüme edenin Ecrin’e ortak olabilme ihtimalimden dolayı sevinçli , Ve birazda insanlara ulaşabileceğine dair ümitliyim. Tüm TAĞUTLARI LÂ diyerek red eden ve İLALLAH diyerek imân eden, müminlere karşı yumuşak, müşrik ve kafirlere karşı sert olan kardeşlerimin, kelime i Tevhid (fıtrat kelimesi) İle ilgili eserleri incelerken elimde bulunan ve içi delilleri ile tevhidin doğru anlaşılabilmesi, anlatılabilmesi için, hatta nasıl yaşanması gerektiğine dair ender rehberlerden biri olduğuna inandığım için şiddetle tavsiye ediyorum… Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve sahabesi bu kelime, bu kelimenin korunması ve kalplerde iyice yerleşmesi için en değerli şeyleri feda etmişlerdir. Fani ve dünyevi ganimetlerden hiçbir şeyi bu kelimeye tercih etmemişlerdir. Kureyş Peygamber'e tevhid davetini bırakmasına karşılık efendilik, krallık, mal ve istediği dünya nimetlerini teklif etti ama Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) onların bu isteklerini reddetti. Allahım, bilerek sana şirk koşmaktan sana sığınırız, bilmeden şirk koşmaktan da sana sığınırız. Allahım, bizi müslüman olarak yaşat, müslüman olarak vefat ettir ve bizi salihlere ilhak eyle. Allahım, dünyadaki son sözümü "Lâ ilâhe illallâh" eyle. Allahumme amin
Varlık Âlemindeki En Büyük Kelime: Lâ İlâhe İllallâhAbdullah Muhaysini · Hidayet Yayınları · 20231 okunma
8/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:08
Mâverdî –A‘lâmü’n-Nübüvve Gül suyu (mâü’l-verd) işiyle iştigal eden babasının mesleğine nispetle Mâverdî ismiyle meşhur olan Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed b. Habîb el-Basri 364/974 yılında Basra’da dünyaya gelmiş, Mu‘tezilî Ebü’l-Kāsım es-Saymerî’den (ö. 386/996) fıkıh tahsil ederek başladığı ilk öğreniminin ardından 398/1008’de Bağdat’a geçerek 450/1058 senesinde vefat edinceye kadar orada ikamet etmiştir. Bağdat’ta birbirinden farklı mezhep ve meşrepteki hocalardan tefsir, hadis, fıkıh, fıkıh usulü ve edebiyat gibi ilmî disiplinlerde tahsilini tamamlayan Mâverdî, ilim dünyasında fıkıh, siyaset ve ahlâk felsefesi alanındaki önemli çalışmaları ile tanınmıştır. Şâfiî, mezhebinde müctehid derecesine yükselmiştir. Kitabımız 423 sayfa olup Darun nefais yayınları tarafından Beyrutta yayınlanmıştır. Maverdi kitabın giriş kısmında , Allah’ın insana onu diğer canlılardan ayıran anlamaya sevk eden ifade yetisi ( nutuk) ve bilmeye götüren akıl gibi iki büyük nimet verdiğini söyler. İnsan bu nimetlerle şeriatı kavrar. Fakat itaat arzusunun uyanması ve isyandan alıkoyacak bir bilincin oluşması için peygamberlerin gönderilmesine ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Yazar kitabı da peygamberliğin ispatı ve ona dair kuşkuları gidermek için gereksiz delillendirmeye girmeden yazdığını ifade eder. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır, ilk kısım Peygamberlik kurumunun genel olarak ispatı ve bunun delilleri, ikinci kısım Peygamberliğin kendi içindeki farklı kısımları ve hükümleri hakkındadır. Yazar, konu dağılımını bu şekilde kurgulamış olmakla birlikte, ele aldığı meseleleri toplamda yirmi bir başlık altında sistematik bir biçimde incelemiştir. Bunun yanı sıra, çalışmanın ikinci bölümünde yer verdiği peygamberliğin kısımları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklı hükümlere ilişkin tartışmaları,
Alamün-Nübüvve - أعلام النبوةİmam Maverdi · Darü'n-Nefais · 19941 okunma