Puan vermedi
Virginia Woolf'un 1931 yılında yayımlanan Dalgalar (The Waves) adlı eseri, geleneksel bir romandan ziyade "şiir-roman" olarak kabul edilen, edebiyat tarihinin en deneysel ve büyüleyici metinlerinden biridir. Dalgalar, Virginia Woolf’un yazarlık kariyerinin zirvesi ve "bilinç akışı" tekniğinin en uç örneğidir. Dalgalar, klasik bir roman değil. Olay yok denecek kadar az, diyalog neredeyse yok. Bunun yerine karakterlerin zihnine giriyorsunuz. Başta zorlandım; bazı sayfaları tekrar tekrar okudum. Bazen “Ben ne okuyorum?” dediğim oldu. Ama sonra fark ettim ki bu kitap aceleye gelmiyor. Yavaşlamanı, durmanı, düşünmeni istiyor. Roman, Virginia Woolf’un bilinç akışı tekniğiyle kurduğu altı karakterin sesiyle ilerliyor: Bernard, Susan, Rhoda, Neville, Jinny ve Louis. Her biri hayata başka bir yerden bakıyor. Okurken bazen birine çok yakın hissettim, bazen diğerine… Ama en çok şunu düşündüm: Aslında hepsi biraz biziz. Hepimiz bazen güçlü, bazen kırılgan, bazen kaybolmuş, bazen umut doluyuz. Onları bir arada tutan Percival’in ölümü ise hayatın ne kadar geçici olduğunu hatırlatıyor. Roman boyunca zaman akıp gidiyor: çocukluk, gençlik, olgunluk, yaşlılık… Okurken kendi hayatımı düşündüm; geçen yılları, kaçırdığım anları, “keşke”leri, “iyi ki”leri… Dalgalar bana şunu fısıldadı: “Zaman durmuyor. Sen de durma.” Her bölüm, deniz ve güneş betimlemeleriyle açılır. Sabah, öğle, akşam ve gece… Bu doğa sahneleri insan hayatını simgeler. Tıpkı dalgalar gibi, insanlar da doğar, yükselir, durulur ve kaybolur. Diyalogların yokluğu, olayların geri planda oluşu ve yoğun iç monologlar, kitabı adeta bir şiire dönüştürür. Bazen bir cümleyi iki kez okursunuz, bazen durup düşünürsünüz, bazen kendinizle yüzleşirsiniz. Dalgalar bana yalnız olmadığımı, herkesin iç dünyasında fırtınalar koptuğunu,
DalgalarVirginia Woolf · İndigo Kitap · 20193,955 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 19:38
İngiliz edebiyatının mihenk taşlarından Virginia Woolf’un (1882-1941) Dalgalar adlı eseri -roman ya da hikâye gibi kalıpların dışında olan- genellemelerin ona ilişmesine izin vermeyen, apayrı bir evren. Dalgalar, kendinizi düşüncelerin akışına bırakacağınız ve hangi kıyıya çıkacağınızı son sayfaya kadar kestiremediğiniz bir kitap. Kitap klasik bir anlatıdan çok, içsel seslerin ve zamanın dalga dalga kıyıya vurduğu bir şiir gibidir. Woolf, burada denizi sadece doğanın bir parçası değil, insan ruhunun en derin, en karmaşık halleriyle buluşan metaforik bir ayna olarak kullanır. Kitap Altı karekterin Bernard, Susan, Rhoda, Neville, Jinny ve Louis adlı karakterlerin gençliğinden yaşlılığına kadar olan dönemler eserde işlenmektedir. karakterin bilinç akışıyla örülmüş monologlarından oluşur; her biri kendi iç dünyasında yol alırken, tıpkı denizdeki dalgalar gibi hem birbirlerinden bağımsız hem de birbirine bağlıdır. * Roman boyunca denizin ritmi hiç susmaz; dalgalar gibi yükselir, çekilir, insanın içindeki değişimlere, kayıplara ve yeniden doğuşlara eşlik eder. Woolf, zamanı lineer değil, dalgalı bir deneyim olarak tasavvur eder. Bu yaklaşım, okuyucuya sadece olayları değil, duyguları ve düşünceleri de hissettiren eşsiz bir deneyim sunar. The Waves,(Dalgalar) bireysel kimliklerin parçalanması ve yeniden birleşmesi üzerine bir meditasyondur; her karakter kendi yalnızlığında yüzleşirken, ortak bir varoluşun içinde savrulur. *Romanda ,Bu altı kişinin tek bir kişinin değişik yanları olduğu düşünülmüş eleştirmenlerce. Virginia Woolf’un günlüğünde Dalgalar’a “bir özyaşamöyküsü denilebileceğini” söylemesi ise bazı eleştirmenlerin, Virginia Woolf’un kendi benliğini ortaya koyduğunu düşünmelerine neden olmuş. **Sanırım okuduğum en karmaşık ama anlatımı en mükemmel kitaplardan
DalgalarVirginia Woolf · İlgi Kültür Sanat Yayıncılık · 20183,955 okunma
Reklam
Kelsey Kingsley - Lighthouse Duology Series #1 - Crashing Waves
10/10
·360 syf.··
2025 111. kitabı
Çok mutluyum çünkü müthiş bir yazar keşfettim! Ama bir o kadar da mutsuzum; çünkü bu yazar “kırılmış”, ama kalbi yumuşacık adamlar yazıyor… Hem de yalnızca onların ağzından. Öyle öpülesi, öyle içe işleyen karakterler ki, bir daha toparlanamayacakmış gibi hissediyorsun. Dalgaların kıyıya acımasızca çarpması gibi bu kitap da bana öyle çarptı. Dramatik kitaplardan kolay kolay etkilenmem; ama bu sanki buz gibi bir denizde yüzüme demir gibi çarpan bir gerçeklikti. Çok yalın, çok sade ama bir o kadar da vurucu. Ne duygu sömürüsüne düşüyor, ne de abartıya. Bu kadar güçlü duyguları bu kadar doğal anlatmak herkesin harcı değil. Okurken aklıma sık sık Anathema’nın Temporary Peace şarkısı geldi. “I swear I never knew, I never knew how it could be / All the waves are washing over all that hurts inside of me…” Kitabın tam olarak hangi yıllarda geçtiği başta belirtilmiyor. Ama sonra, dünya tarihini değiştiren bir olayla o dönem bir anda yerine oturuyor. O sahnede içim titredi. Maxwell, umarım o ufkun ötesinde seni bekleyen şey güzel bir düş olur… Yine de içimde bir his var ki, ikinci kitapta sen Teoman’ın Çoban Yıldızına dönüşeceksin ve kalbim paramparça olacak gibi… Bir insanın hayatı bu kadar acıyı gerçekten kaldırabilir mi? Ben okurken kaldıramadım. Öyle bir yer vardı ki okuduktan sonra nefes alamadığımı hissettim. Maxwell’den çok benim kalbim kırıldı belki de. Sana kıyamam minnoşum Max!
Crashing WavesKelsey Kingsley · Independently Published · 20259 okunma
Denizin Ritmi, Satırlar: The Waves Üzerine Bir İnceleme
Puan vermedi·256 syf.··
2021 12. kitabı
Virginia Woolf’un The Waves (Dalgalar) romanı, klasik bir anlatıdan çok, içsel seslerin ve zamanın dalga dalga kıyıya vurduğu bir şiir gibidir. Woolf, burada denizi sadece doğanın bir parçası değil, insan ruhunun en derin, en karmaşık halleriyle buluşan metaforik bir ayna olarak kullanır. Kitap, altı karakterin bilinç akışıyla örülmüş monologlarından oluşur; her biri kendi iç dünyasında yol alırken, tıpkı denizdeki dalgalar gibi hem birbirlerinden bağımsız hem de birbirine bağlıdır. Roman boyunca denizin ritmi hiç susmaz; dalgalar gibi yükselir, çekilir, insanın içindeki değişimlere, kayıplara ve yeniden doğuşlara eşlik eder. Woolf, zamanı lineer değil, dalgalı bir deneyim olarak tasavvur eder. Bu yaklaşım, okuyucuya sadece olayları değil, duyguları ve düşünceleri de hissettiren eşsiz bir deneyim sunar. The Waves, bireysel kimliklerin parçalanması ve yeniden birleşmesi üzerine bir meditasyondur; her karakter kendi yalnızlığında yüzleşirken, ortak bir varoluşun içinde savrulur. Özellikle deniz teması, romanın ritmini ve ruhunu belirler. Deniz, hem sürekli hareket halinde olan yaşamı hem de içsel sessizliği, hem doğanın gücünü hem de insanın kırılganlığını simgeler. Woolf’un dili, dalgaların ritmi gibi akıcı ve büyüleyicidir; okuyucu, satırlarda kendini kaybeder, bazen sakin bir koyda dinlenir, bazen fırtınalı bir denizde savrulur. Sonuç olarak, The Waves sadece bir roman değil; yaşamın, zamanın ve insan ruhunun derinliklerine yapılan şiirsel bir yolculuktur. Virginia Woolf, denizin ritmiyle akan satırlarında, bizlere kendi içimizdeki dalgaları izlemeyi ve anlamayı öğretir.
Edebiyat & Roman
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,955 okunma
10/10
·944 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2024 23:23
Şu anda aklımdakileri anlatabilmek için kendime şans diliyorum. Kitap 944 sayfa ve benim aklımdakiler onun iki katı. Lanet okumayı hiç sevmem ama LANET OLSUN! Bu kitap.. aman tanrım! Pekala hadi şu işi halledelim! İlk kitabı BAYILARAK! okumuş ama ne yalan söyleyeyim sonda hissettiğim bazı durumlardan dolayı 10/10 kendi içimde bitirememiştim. (İlk kitap her zaman kafamda 9.35 olarak canlanacak.) Birkaç gün önce ise ki bu bir haftada olabilir, tam olarak emin olamıyorum. Çünkü anlayacağınız üzere yaklaşık 944 sayfadır Navarre'deyim. Çok şey yaşadım, iyi değilim (kafasından duman çıkan, delirmiş ama mutlu ve huzurlu yüz emojisi). Sonra Bismillah daha kitabı ve playlisti (alta ekleyeceğim) açar açmaz tüylerim diken diken oldu. Dedim; 'Woww wooow sakinn!' O kadaaar özlemişim kii evreni, kurguyu, karakterleri, her şeyi! Yüzümde ister istemez saçma bir gülümseme oluştu. Vee başladım okumaya! Tamamen benim hislerim olarak söylüyorum ki bir cümlesinin bile uzatıldığını düşünmüyorum. Evet aşırı uzun, aşırı olaylı, pardon bir daha dile getireceğim AŞIRI! olaylı olmasına rağmen ben o kadar büyük bir keyif ve merakla okudum kii. Hiçbir cümlenin kitaptan çıkarılmasını şahsen istemem. Epik fantastik okumaya bayıldığım için beni gram rahatsız etmedi. Sadece bu konuda bir şey demek istiyorum. Ben üçüncü kitaba hazırlık olsun ya da olayları karıştırmayayım diye bir not alayım dedim, 20 sayfa not çıktı mübarek. YANİ! bu kitabı okuyup, not çıkarmayıp, üçüncü kitap çıkana kadar da olayların hepsini aklında tutabilecek bir yiğit varsa aramızda helal olsun diyorum vallahi. Dili su gibi akıcı, kurgu örümcek ağı gibi karışık ve muazzam bir düzendeydi. ŞİMDİ! kafamdan çıkarıp sizlerle de paylaşmak istediğim ana bir neden var ki bayıldığım, düştüğüm, güldüğüm, eridiğim, haykırdığım.. o da
Fantastik
Demir AlevRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20243,181 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2022 41. kitabı
Bu kitap Esperanza Cordero adındaki 12 yaşındaki bir kızın, bir yıl boyunca gördükleri ve yaşadıklarını kısa hikayeler halinde anlatıyor.Meksika kökenli bir genç kız Esperanza ve ailesiyle beraber çok sık taşınıp ev değiştiriyorlar, en sonunda da mango sokağındaki bir eve taşınıyorlar ancak bu kez buradaki evlerinde kalıcılar. E kalıcı olunca da haliyle insanlarla daha çok iletişim içinde ve her biriyle tanışık oluyor, böylece mango sokağında yaşayan her bir komşusu, arkadaşları, gelenler ve gidenler hakkında daha çok bilgi sahibi oluyor.Özelliklede kadınların ve kız çocuklarının hayatındaki olaylara.Tüm bu hikayelerde de bir kızı veya kadını anlatıyor genelde, zaten yazar kitabı kadınlara ithaf etmiş.Kendini, annesini, büyükannesini, kız kardeşini, beraber oyunlar oynadığı arkadaşlarını, komşularını ve daha nicesini.Her bir hikaye ayrı özel, güzel, anlamlı, etkileyici, hüzünlü, komik. İngilizce olarak okuduğum bir kitap oldu ve çok beğendim.Başlangıçta kısa hikâyelerden oluştuğunu bilmiyordum ancak okudukça beni çok etkiledi ve iyi ki başlamışım dedim.Her hikaye güzel ama benim çok komik bulduğum “Louie, His Cousin & Other Cousin” ile üzücü ve trajikomik bulduğum “A Rice Sandwich” sevdiklerimden oldu.Bir de Esperanza’nın kendi yazdığı bir şiiri çok sevdim ve yorumuma da bu şiirle nokta koymak istiyorum. I want to be like the waves on the sea, like the clouds on the wind, but I’m me. One day I’ll jump out of my skin. I’ll shake the sky like a hundred violins.
Mango Sokağı'ndaki EvSandra Cisneros · Pegasus Yayınları · 2019435 okunma
Reklam
Reklam