Elindeki serçeyle, damdaki güvercin benzetmesi buraya pek uygun düşmüyor. elimde hiçbir şey yok, damdaysa her şey var, ama yine de -mücadele koşullarının ve yaşam çilesinin kararı böyle- hiçi seçmek zorundayım.
Ancak konunun önemini küçümsüyorsun, üstelik öylesine küçümsüyorsun ki birbirimizle bu konuyu konuştuğumuzda aslında bambaşka şeylerden söz ediyor oluyoruz.
Yazdıklarımın konusu sendin, öyle ya, senin göğüsüne yaslanıp yakınamayacaklarımdan yakınıyordum orada yalnızca. Kasıtlı olarak uzatılmış bir vedaydı bu sana.