Doğduğumuz günden itibaren kelimeler ve tanımlarla kuşatılıyoruz. İlk söyleyeceğimiz kelime bize en çok dayatılan kelime oluyor. Yıllar geçip giderken ailenin, toplumun, dünyanın döngüsüne katılıp, kavram hapishanesine tıklıyoruz. Büyüklerine sürekli gökyüzü neden mavi, bulut neden beyaz vb. sorular soran çocukların bunu yapmasındaki sebep henüz kavramların oturmamış ve merakının törpülenmemiş olmasıdır. Ancak yıllar geçtikçe büyük bir itina ile çocukların merakını köreltiriz. Çünkü neredeyse kimse renklerin neden varolduğunu, bulutların da niye beyaz olduğunu bilip de o çocuğa açıklayamaz. Yaptığımız tek şey öyle işte beyaz, Tanrı öyle yaratmış gibi geçiştirme cevaplardır.
Yetişkin insanların topraktan, sudan, gökyüzünden çıkardıkları anlam ile çocukların ve hayvaların çıkardıkları anlam bambaşkadır. Bir kedi ile bir insanın bulutlara baktığında hissettiği şey kesinlikle aynı değildir.
Thearthur