Gonca

Puan vermedi·158 syf.··
2021 1. kitabı
Bir sefalete ne kadar dayanabilir bir insan? Açlığını bir nebze dindirmek için kumaş çiğnemek, kemikteki çiğ etleri emmek zorunda bırakan bir sefalet.. Açlıkla beraber umut ve umutsuzluk arasında verilen savaş ve bu bağlamda yaşanan acı ve yalnızlık anlatılıyor kitapta. "Sefaletim beni canımdan öyle bezdirmişti ki, artık bu hayatı mücadeleye değer görmüyordum." Aklında sadece yazısını tamamlayıp para alarak düzlüğe çıkabilmenin olmasını istese de düşünceler ve yaşadıkları onu bırakmıyor ve her şeyi kendi içinde yaşıyor karakterimiz; kendisiyle tartışıyor, kendisiyle gülüyor.. Zaman zaman bu yüzden delirdiğini düşünse de ve yaşam umudu kesilse de her zaman tutunacak bir dal buluyor kendisine. Çünkü elinde kalan tek şey umudu aslında. Ancak umudunun yanında çok büyük bir gururu var. Öyle ki ceketinin düğmelerinden gelebilecek çok çok düşük bir para düşüncesi bile onun için bir umut olabilirken tanımadığı kişinin ona karşı tek bir bakışı bile onu dibe düşürüp hayattan kopmasına neden olabiliyor. Günlerce aç kalmasına rağmen en ufak bir küçük düşme düşüncesinden dolayı kimseden bir şey isteyemiyor. Bunlar olurken ise asla yazarlıktan ve yazmaktan vazgeçmiyor isimsiz karakterimiz. Okudukça ruha dokunan bir kitap.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·65 syf.··
2020 26. kitabı
Palto, bir oturuşta bitirebileceğiniz çok kısa bir kitap fakat bu kadar kısa olmasına rağmen o dönemdeki Rus toplumunu net bir şekilde gözler önüne seriyor. Anlatımı, hitabı da çok güçlü ve Rus edebiyatı için önemi olan bir kitap. Hikaye, karakterimiz Akakiyeviç'in sıradan hayatını; çevresindeki onu ezen, alay eden kişilerin gözüyle bakıldığında da "ezik" karakterini anlatmasıyla başlıyor. Bunları okurken Rusya'nın soğuğunu düşününce değil de bir insanın ezilmişliğinde üşüyorsunuz adeta. Hikayenin devamı paltosunu daha doğrusu "sabahlığını" onarması için bir terziye gitmesi ve burda paltosunun onarılamayacak kadar yıpranmış olmasını öğrenmesiyle devam ediyor. Yeni bir palto diktirmenin önce korkulu rüyası olması hatta bunu düşündüğü anda gözlerinin kararması fakat sonrasında; bunun, karakterin sıradan hayatındaki tek amacı, tek hayali haline gelmesini anlatıyor. Öyle ki hasta düştüğünde bile sayıkladığı şeylerin tamamı bu yeni paltosu hakkında oluyor. "Sanki yaşamında eksik olan bir şeyin yarattığı boşluk doldurulmuştu..sanki yanında, yaşamakta olduğu anı paylaşan biri vardı..bu hoş hayat arkadaşı paltosundan başkası değildi." Kitabın sonu beklemediğim bir şekilde fantastik olarak bitse de güzel bir son oldu.
PaltoNikolay Gogol · Bordo Siyah Yayınları · 201246,2bin okunma
8/10
·464 syf.··
2020 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2020 13:16
Her Stefan Zweig kitabında olduğu gibi bu da yine o duyguların muhteşem anlatımını hissettiğiniz bir kitap. Bu kitapta anlatılan duygu ise acıma duygusu. Tüm duygular arasında en yoğun olanının aşk olduğunu düşünebilirsiniz belki de. Ama bu kitaptan sonra söz konusu olan acıma duygusunun, insanı tahmin ettiğinizden daha çok kontrol edebildiğini ve belki de en yoğun duygu olduğunu anlayabilirsiniz. Çünkü acıma duygusu vicdanımızdan gelir ve vicdanımız hiç susmaz, her olayı anımsar ve peşimizi bırakmaz. Bu yüzden merhamet, acıma duygusu sizi çok daha kolay eline geçirebilir, zayıflatabilir. "Acımak tehlikeli, çok tehlikeli bir duygu! Bir anlık zayıflığınızın nelere yol açtığını kendiniz de görüyorsunuz.” Kitaptaki karakterimizde de bu durum böyle oluyor. Sadece ve sadece hissettiği bu acıma ile kitaptaki sakat, yalnız kıza karşı büyük bir sorumluluk duyuyor. Yapmayacağı davranışları gerçekleştiriyor ve ne zaman kendisine 'dur' demek istese her defasında bu acıma duygusu istek ve iradesinden daha güçlü çıkıyor. Zamanla kendisinden çok şey beklenildiğini ve bununla baş edemeyecek noktaya geldiğini düşünse de hep pes eden taraf kendisi oluyor. Bunları okurken ise karakterin bu 'acımayı' hissederkenki tüm düşünceleri, kararsızlıkları, öfkesi ve kendisiyle çatışmaları size tam anlamıyla geçiyor. Kitabın sonu benim beklediğimden farklı bitse de sevdiğim kitaplar arasına girdi. Tavsiye ederiim.
Sabırsız YürekStefan Zweig · Can Yayınları · 20147,5bin okunma
8/10
·208 syf.··
2020 15. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2020 22:09
"Kitaplardan neden bu kadar nefret edildiğini, korkulduğunu anlıyor musunuz? Hayatın gerçek yönlerini veriyorlar." Bilimkurgu tarzının kitaplara değil filmlere yakıştığını, bu yüzden bilimkurgu kitaplarına hep önyargıyla yaklaşarak okumayan biri olarak ilk bilimkurgu romanımı okudum. Ve bu kitap bu konudaki önyargımı kırdı diyebilirim. Yanmayan evlerin, böcek denilen süratli araçların, mekanik tazıların olduğu bir dünya. Fakat bu dünya aynı zamanda düşünmenin neredeyse tam anlamıyla engellenmeye çalışıldığı bir dünya. İnsanların robotlaştığı, herkesin birbirine benzediği, duygusuzlaşmış bir dünya... Baş kahraman itfaiyeci Montag de bu dünyanın bir parçasıyken tanıştığı Clarisse isimli kız ve işi sırasında yaşadığı bir olay -kitaplarıyla beraber yakılan kadın- kendisini fazlasıyla etkileyerek içinde bulunduğu dünyayı sorgulamasına yol açıyor. "Kitaplarda bir şeyler olmalı. Kadının yanan bir evde kalmasını sağlayacak şeyler." Evet. Kitaplar yakılıyor. Ve bunu itfaiyeciler yapıyor; bu dünyada itfaiyecilerin görevi yangını söndürmek değil, kitapları yakmak. Devlet kitapları yaktırarak insanların sorgulamasını elinden alıyor ve bunu insanların mutluluğu, huzuru için olduğunu söylüyor. “Zenciler Küçük Siyah Sambo’yu sevmiyorlar, yak gitsin. Beyazlar Tom Amca’nın Kulübesi’yle ilgili iyi şeyler hissetmezler. Yak gitsin. Birisi çıkmış tütün ve akciğer kanseri hakkında bir kitap yazmış. Sigaracılar ağlıyor mu? Yak kitabı. Sükûnet, Montag. Huzur, Montag. Fakat insanlar o kadar robotlaşmış ki bunun farkına varamıyorlar. Kitapların onları kötü etkilediğini düşünüyorlar. Okumayan dünya sorgulamayan bir dünyadır. Kitap, yazıldığı yıl düşünüldüğünde şimdiki zamanda okurken bile bu durumdan rahatsızlık duyarken insanı gelecek hakkında endişelendiriyor. Okunması gereken ve keyifle
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
9/10
·576 syf.··
2020 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2020 20:19
Elinize alıp okumaya başladığınızda zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız bir kitap... Mükemmel bir kurgu ve akıcılıkla yazılmış bu kitaptan bir polisiyeden alabileceğiniz maksimum verimi alıyorsunuz. Adeta bitmek bilmeyen bir satranç oyunu gibi her hamleyi merakla bekliyorsunuz ve kitap kahramanlarının o hamleleri, içinde bulundukları bulmacayı nasıl çözdüklerini okurken büyük bir haz alıyorsunuz. Kitapta tarihsel açıdan da birçok bilgi mevcut. Özellikle bilimsel tarih açısından çok fazla şey kattı bana ve eski bilim insanlarına hayranlık duyarak okudum. Bahsettiğim tüm bu hayranlıklar ve polisiye heyecanı birleştiğinde de sürekli bir aydınlanma yaşamak kaçınılmaz oluyor. Hatta bu aydınlanmalardan dolayı sersemleyeceğinizi bile söyleyebilirim. Şiddetle tavsiye.
Melekler ve ŞeytanlarDan Brown · Altın Kitaplar · 200442bin okunma
Reklam