Çok Kurnaz Odysseus
Puan vermedi·504 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 06:58
Ya da polymekhanos, polytropos, polytlas, polytlemon. Çilekeş, akıllı, kurnaz, gezgin, tanrısal Odysseus. Odysseia’yı okumak İlyada’yı okumaktan çok daha kolaydı çünkü Odysseia çok daha akıcı, merak uyandırıcı, sürükleyici bir destandı. İlyada’da bir savaşı (galiba işsizlikten bir dolu erkeğin bir kadın için giriştiği savaş) okurken; Odysseia’da Odysseus’un evine, karısına ve oğluna kavuşmak için verdiği on yıllık mücadeleyi (aslında burada da bir nevi bir kadın için savaş çıkıyor) okuyoruz. Bu on yılda Odysseus sadece devlerle, tanrıların gazabıyla, canavarlarla, seirenlerle savaşmıyor; nefsiyle ve özlemiyle de savaşarak büyük bir sabır gösteriyor. Odysseus ne kadar tanrısal olarak anlatılsa da tüm hatalarını, kibrini, duygusallığını da okuyoruz, erkekler ağlamaz değil yani Odysseus bile ağlar, bu da okumasını kolaylaştıran bir yönü olabilir ki tanrısal sıfatıyla şahlandırılan bir varlığın bile kusursuz olamadığını görüyoruz. Toksik maskülenitenizi bir kenara bırakıp hüngür hüngür ağlayabilirsiniz, bu yolda en büyük destekçinizim. Bambaşka bir dünyanın içine sokması ve hissettirdikleriyle bir roman, hayallerinizde canlanmasıyla bir film. Kitabın önsöz kısmında denildiği gibi: “Odysseia göze görüneniyle film, kafaya değineniyle romandır.” E Christopher Nolan sağ olsun, bizi mutlu edecektir. Filmini de sabırsızlıkla beklemekteyim. Son olarak: Ithaka gave you the marvelous journey. Without her you wouldn't have set out. She has nothing left to give you now. And if you find her poor, Ithaka won’t have fooled you. Wise as you will have become, so full of experience, you’ll have understood by then what these Ithakas mean. Farkındayım hiç yardımcı olmayan bir inceleme oldu, paragrafların bir bütünlüğü de yok. Farkındayım. Kafam da karışık zaten. Neyse yardımcı
OdysseiaHomeros · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,2bin okunma
Bülent Akyürek’in Yırtıcı Mirası
Puan vermedi·528 syf.··
2026 27. kitabı
Bazı yazarlar vardır, edebiyatı bir sığınak değil, bir savaş alanı olarak görürler. 2026 yılının Şubat ayında aramızdan ayrılan Bülent Akyürek, Türk edebiyatının o dar ve steril koridorlarında elinde bir neşterle dolaşan, önüne çıkan her konfor alanını deşen bir "yeraltı" cerrahıydı. Onu anlamak için sadece kitaplarını okumak yetmez; modern dünyanın sizin için kurguladığı o kadife hapishaneden —faturanızdan, markalı ayakkabılarınızdan, "sen değerlisin" diyen o narsist fısıltıdan— bir anlığına başınızı çıkarmanız gerekir. Bülent Akyürek'in romanları, Türk edebiyatında yer altı edebiyatının en özgün ve sarsıcı örneklerinden biri olarak öne çıkar. 1969 doğumlu yazar, 17 yaşından itibaren yazdı.Erken dönem eserleri daha nihilist, yıkıcı ve bireysel çöküş odaklıyken, sonraki yıllarda modernite eleştirisi İslami bir perspektifle derinleşmiştir. Ne yazık ki, 2026 Şubat'ında aramızdan ayrılan Akyürek, son romanı Satılık Adam'ı (2025) 24 yıla yayılan bir emekle tamamlamış ve bu eserle yazarlık serüvenine çarpıcı bir nokta koymuştur. Bülent Akyürek’in edebiyatı, modern dünyanın pırıltılı vitrinlerine fırlatılmış ağır bir taş, alışılmış estetik değerlere yönelik yıkıcı bir saldırıdır. Onun romancılığı, sadece bir hikaye anlatma çabası değil; bireyin toplumla, teknolojinin insan ruhuyla ve konforun özgürlükle giriştiği amansız kavganın metne dökülmüş halidir. Akyürek, "her sözümü son sözüm gibi söylerim" diyerek her cümlesine bir idam mahkûmunun ciddiyetini ve mutlak ağırlığını yükler. Bu üslup, sokak diliyle harmanlanmış sert, ironik ve provokatif bir damardan beslenir. Geleneksel roman kalıplarını yıkan yazar, "yeni roman"ın öncü örneklerini verirken okuyucuyu bir konfor alanına davet etmek yerine, onu kütüphanesini yakmaya zorlayan bir hakikat arayışına iter. Estetiği, adeta
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025151 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
18-20 arası kızlara bir aşk dersi niteliğinde
7/10
·344 syf.··
2026 5. kitabı
Ah Adelaide :( Bu kitaba başlarken çok inceleme vs okumadım o yüzden ergen genç kız aşkı gibi bir şey olduğunu sandım ama asla öyle değilmiş. Baya bi ıssız adam sendromu yaşayan bir erkek tarafından Adelaide in psikolojik olarak istismar edilmesi var. İstismar ağır bir laf kalabilir diye düşünenler olabilir ama tam olarak budur bence. Siz siz olun ne istediği belli olmayan, sizi önceliği yapmayan, kendine güvenli duygusal limanı gören, sorumluluk alamayan, eski ilişkilerini unutamamış biriyle beraber olmayın. Özellikle de aileniz olmayan hiçbir erkek için önceliklerinizi onun etrafında şekillendirmeyin. Değerinizin farkına varın ve bir ilişkide sevgi saygı talep etmenin, karşı tarafın da sizi değerli hissettirmesi gerektiğinin farkında olun. Hayatınıza böyle erkekler girdiyse ve hala varsa lütfen bu kitabı okuyun. Çünkü içindeyken anlamıyorsunuz ve anlamamakta da ısrarcı olabiliyorsunuz. Benim de hayatıma böyle erkekler girdi ama çok şükür kendimi kullandırmadım müsaade etmedim. Şimdi 3. bir göz olarak okuyup bakınca ne kadar üzücü acınası bir şey olduğunu anladım. Keşke hayatıma girmelerine müsade bile etmeseymişim dedim. 18-20 yaş civarı genç kızların kesinlikle okuması lazım. Kitabın ortaları biraz yavaşlıyor ama devam edin sıkılmayın. Ayrıca Adelaide in genç kızlık şeyini de çok sevdim, ilgi alanları arkadaşları olsun o dönemin (2018-2019 civarı) trend olan dizi film kitapların işlenmesi falan. Adelaide kesinlikle İngilterede gerçekten yaşamış olan bir karakter gibiydi yani. Hatta yazar kitabın başında kesinlikle hiçbir gerçekçi öge içermemektedir falan diyor da bana bu hikayeyi arkadaşım anlatsa tanıdığım biri dese inanırsın yani.
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,900 okunma
Mahalle Havası
Puan vermedi·152 syf.··
2026 63. kitabı
Şimdi düşün: Mahallede oturmuşuz, çay elimizde, Hüseyin Rahmi’nin Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç romanını konuşuyoruz. Ben diyorum ki: “Arkadaş, kuyrukluyıldız gökyüzünde görünmüş, millet evde dua ediyor, bazıları da ‘dünya bitecek bari evlenelim’ diye koşturuyor!” Yani romantizm değil, resmen kıyamet paniğiyle hızlandırılmış evlilik paketi. Romanı okurken sürekli güldüm. Çünkü karakterler öyle bir telaş içinde ki, sanki kuyrukluyıldız kapıya dayanmış da “Hadi bakalım, kim kiminle evleniyor?” diye yoklama çekiyor. Bir yandan hurafeler, bir yandan mahalle dedikoduları… Hüseyin Rahmi öyle bir anlatıyor ki, sanki yan sokakta komşular kavga ediyor da biz izliyoruz. En komik tarafı da şu: İnsanlar kuyrukluyıldızdan korkarken bile fırsat peşinde. “Dünya bitecekmiş, bari şu kızı kapayım” kafası… Yani romantizm değil, bildiğin survival modu. Sonuçta roman bana şunu düşündürdü: Bizim milletin mizahı hiç değişmiyor. Bugün de bir şey olsa, eminim sosyal medyada “dünya bitiyor, bari sevgili bulayım” diye trend olurdu. Hüseyin Rahmi bunu yüz yıl önce yazmış, biz hâlâ aynıyız.
1000Kitap
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,6bin okunma
What do we do when things go wrong?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:36
Years ago, when I first spotted this book in a stationery shop, I decided to buy it without even flipping through its pages. On the cover, three men were being carried by the river's current toward an unknown destination. The title revealed little more than the image itself: Three Men in a Boat. Where they were going and why remained hidden between the pages. For some reason, I never got around to reading it. The book sat forgotten on a shelf for years, quietly waiting for me. Then one day I picked it up and finally began. Soon, I discovered why these three men had embarked on such a sudden and peculiar boating trip. Tired of their daily routines and convinced that they were suffering from all sorts of illnesses, they believe an adventure will do them good. Instead, the following two weeks prove far more challenging than expected. They can never quite agree on what should be done or how it should be done. They blame one another, make a mess of simple tasks, and seem incapable of catching a break. Jerome narrates all of this with an exaggerated sense of humor and remarkable wit. In the end, the three companions more or less accomplish what they set out to do. By the time they return to dry land, they are rather proud of themselves. But perhaps this book was written not only to amuse, but also to make us reflect. As we accompany these three friends like an invisible fourth passenger, we spend much of the journey wanting to step in and sort things out for them. And yet, when things go wrong in our own lives, what exactly do we do?
Three Men İn a BoatJerome K. Jerome · Literart Yayınları · 20151,027 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 13. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 22:58
Currently being the only reader and the first reviewer of this book is thrilling! Alright, let's start. So, this book is literally a conspiracy theory itself. Silas Orven is a man, a supposed time-traveller, who appeared in a private Facebook group in about 2024-2025 if I remember correctly. In that group he claimed that he came from the future to try and edit the timeline because humanity in his era of the future is having massive problems. If you can "edit" the timeline, it creates a new variable. Our current actions, if they are different, can create a new result and new future timeline. At first, people mocked him, trolled him, dismissed him completely. But when he began accurately predicting specific events, people were stunned and began taking him far more seriously. Some even started idolizing him and treating him like some kind of divine figure, even though he repeatedly said he wasn’t a prophet or anything divine and that no one should worship him. The guy became a sensation, basically. So in 2025 he published this book and then completely disappeared. No one knows where he is. No one can identify him. His name doesn’t even show up in any global database. Some of his most devoted followers genuinely believe he went back to the future, where he came from. I read the book, and it’s incredibly well-written. Some parts are genuinely disturbing; his descriptions of the future and the era he comes from are pretty terrifying. It's pretty dystopian. It’s impressive how he explains how time travel supposedly works, and he even touches on several taboo topics like Hitler, aliens and their origins, why they abduct humans, as well as God, the Bible, the Qur’an, who built the pyramids and why, whether humans will achieve eternal life, what happens after death, and so
Edebiyat
The Hidden SimulationSilas Orven · Independently Published · 20261 okunma