Pusula

Pusula
@theoverthinker
İflah Olmaz Bir ASOSYALİM : Yaşamak zorunda bırakıldığım bu son derce garip gerçek dışı dünya sanki hasta bir beynin ürünü kötü bir fantezi.
LİSE
İSTANBUL
İSTANBUL, 3 Aralık
1070 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Ey biçare! Kendini dünyada padişah, vezir veya izzet sahibi hürmetli bir kul sanıyorsun. Bu kuruntuyu bırak, bunlar boş hayallerdir. Sana lazım olan, insaf edip önceni ve sonranı düşünmendir. Öncen, idrar yolundan gelmiş bir damladır; sonran ise, murdar bir gövde. Çok sevdiğin dostlar bile, öldüğünde bir gün dahi beklemeyip seni toprağa gömer. Zira insan ölüsü, bir-iki gün kalsa, kimse kokusundan yanına yaklaşamaz. Evet, önce bir damla su idin ki bu damla üzerine bulaşsa, namaz kılamayacak duruma düşersin. Sonunda, kokup çürümeye mahkûm murdar bir gövde olacaksın. Bu iki halini unutma, hep bil. Sen bu iki hal, bu iki murdar durum arasında necaset hamalısın. Günde iki-üç kez tuvalete gitme ihtiyacın var. Bu halinle büyüklenip ahirette sana lazım olacak şey için çalışmayı bırakman doğru mu? Nefsini, emmârenin kovulası kötü huylarıyla huylandırdın. Kendini beğenmek, riya, hased, cimrilik, mal ve dünya sevgisi, fitne gibi birçok kötü ahlakı kendine ahlak edindin. Bu çirkin huyların kabirde korkunç canavarlar sûretinde sana yoldaşlık edeceğini unutma. Bunu hiç düşünmüyor musun? Ne kadar büyük, güçlü ve rahat olursan ol, Azrail’in(as) elinde zelil ve hakir olacaksın. Sahibinin huzuruna çıkıp yaptıklarının hesabını vereceksin.
Sayfa 53 - Sufi Kitap
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kabrinde uyanan bu insanın hasretini, ah-vah etmesini düşün. O kabirde salih amelin nuru yoksa nefs-i emmârenin pis kokulu huyları, korkunç bir canavara dönüşüp saldırır. Daracık kabirde yatan insanın feryat edip yardım çağırması, inlemesi boşunadır. Bu çukurda yılan, çıyan, sıçan, kurbağa gibi mahlûkat bulunur. Bu mahlûkat, nazlı bir şekilde beslediğin vücudunun etlerini yemeye koyulur. Nefs-i emmâre sahibine bir yanda kötü huylar canavar şeklinde saldırırken, her türlü haşerat da vücudunu yer. Heyhat, kişi pişmanlık içinde feryat ve figan eder, gözyaşı döker. Zira yok yere ömrünü harcadığını anlar. Meğer eğlence saydığı şey dertmiş, rahatlık bildiği zorlukmuş, canına sefa diye yedikleri cefa imiş, uzak sandığı ölüm yakınmış.
Sayfa 52 - Sufi Kitap
Din
Yine bir gün Peygamber Efendimiz, Ebu Hüreyre’ye(ra), “Ya Eba Hüreyre! Gel sana bu dünyanın ne olduğunu göstereyim.” diyerek elinden tutup onu bir derenin kenarına götürür. Dere çer-çöple dolu bir mezbeleliktir. Resûl-i Ekrem(sav), “Şu dereye baktığında ne görüyorsun?” der. Ebu Hüreyre baktığında, kurumuş bir sürü insan kafası, eski bez parçaları, hayvan leşleri, kemikler ve insan pisliği görür. Fahr-i Kâinat Efendimiz(sav) buyurur: “Ya Eba Hüreyre! Gördüğün bu kuru kafaların sahipleri; kimi yiğit, kimi erkek, kimi kadın, kimi çocuk, kimi hoca, kimi zengin, kimi fakir, bizim gibilerdi. Hırs ve tamahları, geleceğe dair emelleri vardı. Onlar da yemek yer, güzel elbiseler giyer, atlara biner, dört tarafı gezerlerdi. Kimi gezmek için, kimi de ticaret için seyahat ederdi. Ama şimdiki hallerine bak! Hepsi kuru birer kemik halinde öylece yatıyor. Kendilerine ne bir kabir ne de kefen nasip olmuş. Et ve derileri çürüyüp toprak olmuş. O güzel yemekleri yiyen nazik ağızlar, bülbül gibi nazlı ve nağmeli konuşan diller, şimdi çenelerinden ayrılmış yatıyor. Bunlardan kimileri haram-helal demeden mal toplar, kalın ve dolu döşeklerde yatar, saray gibi evlerde otururdu, ama şimdi iğrenilerek bakılan bu mezbelelikte yatıyorlar. Gelen geçen üstlerine basıp gidiyor, onlara bakmaya dahi katlanamıyor. Akıllı olan buradan ders alır. Rüzgârın savurduğu şu eski paçavralar kimi yünlü, kimi ipekli, kimi kemha, kimi Mısır ve Hint kumaşından yapılmış güzel elbiselerden kalma. Gördüğün kemiklerin sahipleri bu elbiseleri giyer, öğünürdü. Şimdi şu hallerini gör, esen yelde savrulup duruyorlar. Şu hayvan iskeletlerine bak! At, deve, katır, eşek, hepsine ait iskeletler… İnsanlar bu hayvanlara biner, istedikleri yere giderdi. Şimdi bu hayvanlardan geriye sadece iskeletleri kalmış. İşte dünya böyle
Sayfa 50 - Sufi Kitap
Din
İnsan çok iyi ve yakinen bilmeli ki dünya fani ahiret ise bakidir. Baki olanı bırakıp geçici olanı istemek kötülüğe işarettir. Allah korusun, bunun neticesinde imanın yitirilmesi vardır. Ârifler şöyle demiştir: “Dünya fahişe kadın gibidir. Önüne gelenin yüzüne güler, koynuna girer ama kimseye yar olmaz.” Böyle bir kadına gönül vermek, onunla yaşamak ve “Bu kadın benimdir.” diyerek ona sahip çıkmak akıl işi değildir. Böylesi bir kadına gönül verenler alçak, namert ve haindir.
Sayfa 49 - Sufi Kitap
Din
Ey aziz! Aklını başına devşir. Senin için dünyanın biteceğini unutma, ahiretteki rezilliğini düşün. Dünyadan kaç, senden önce gidenlerden ibret al. Ehl-i dünya, dünyayı sevmekle zarar etti, ahiretlerini yıktılar. Dünya da ellerinden çıktı. Hem dünyanın muradına erişemediler hem de ahiretten mahrum kaldılar.
Sayfa 48 - Sufi Kitap
Din