Sultan Abdülhamid çok sevdiğim bir padişah olduğu için ve Sultan Hamid'e en yakın olan Tahsin Paşa'nın yazmış olduğu bu kitabı okumak istedim ve başladım ama malesef ki hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Kitabın bir çok yerinde Sultan Abdülhamid'in evhamından ve korkak oluşundan bahsedilmiş ve hatta Sultan Hamid'in taht sevdalısı olduğu bile söylenmiş! Sultan Hamid'in evhamlı olduğunu kabul edebilirim ama korkak damgası fazla. Sorarım size tahta çıktığı ilk günden beri suikast üzerine suikast yapılan bir padişah, en yakınlarının bile hainliklerine şahit olmuş bir padişah, 4 bir yanı düşmanla çevrili bir padişah nasıl evhamlı olmasın? Tedbir almak ayrıca ne zamandan beri korkaklık oldu? Bunlara istinaden de Sultan Hamid'in şu sözlerini paylaşmak isterim; ''Ok atmayı öğrettiğim bir kimse dahi yok ki sonunda beni nişan almış olmasın'' bu sözü bu durumlara oldukça açıklık getiriyor. Kendimizden örnek verelim bir yakınımızdan yada herhangi birinden şahsımıza karşı yanlış bir hareket gördüğümüzde bile ona göre davranır ona göre tedbirimizi alırız değil mi şimdi bunun adı korkaklık mı oluyor! Onun dışında kitap tarihimizle alakalı birçok bilgiyi barındırıyor içinde ama bu kitabı okudukça kitabın dogruluğuyla alakalı bir şüphe duymaya başladım. Tahsin Paşa'nın bazı olaylara ve kişilere pekte objektif yaklaşmadığını ve yazdığı dönemin şartlarından etkilenmiş olarak yazdığını düşünüyorum ya da kitap Osmanlı Türkçe'sinden günümüz Türkçe'sine çevrilirken bilerek hata yapılmış olabileceğini düşünüyorum. Bir kitabı yarıda bırakmak hiç adetim değildir ama içime giren şüphelerden dolayı bu kitabı yarım bırakıp daha fazla okumaya tahammül edemiceğim kanaatini getirdim. Umarım Sultan Abdülhamid'i hiç bilmeyen biri bu kitap ile karşılaşmaz.
Tarih bilgisine güvendiğim Ahmet
Sultan Abdülhamid çok sevdiğim bir padişah olduğu için ve Sultan Hamid'e en yakın olan Tahsin Paşa'nın yazmış olduğu bu kitabı okumak istedim ve başladım ama malesef ki hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Kitabın bir çok yerinde Sultan Abdülhamid'in evhamından ve korkak oluşundan bahsedilmiş ve hatta Sultan Hamid'in taht sevdalısı olduğu bile söylenmiş! Sultan Hamid'in evhamlı olduğunu kabul edebilirim ama korkak damgası fazla. Sorarım size tahta çıktığı ilk günden beri suikast üzerine suikast yapılan bir padişah, en yakınlarının bile hainliklerine şahit olmuş bir padişah, 4 bir yanı düşmanla çevrili bir padişah nasıl evhamlı olmasın? Tedbir almak ayrıca ne zamandan beri korkaklık oldu? Bunlara istinaden de Sultan Hamid'in şu sözlerini paylaşmak isterim; ''Ok atmayı öğrettiğim bir kimse dahi yok ki sonunda beni nişan almış olmasın'' bu sözü bu durumlara oldukça açıklık getiriyor. Kendimizden örnek verelim bir yakınımızdan yada herhangi birinden şahsımıza karşı yanlış bir hareket gördüğümüzde bile ona göre davranır ona göre tedbirimizi alırız değil mi şimdi bunun adı korkaklık mı oluyor! Onun dışında kitap tarihimizle alakalı birçok bilgiyi barındırıyor içinde ama bu kitabı okudukça kitabın dogruluğuyla alakalı bir şüphe duymaya başladım. Tahsin Paşa'nın bazı olaylara ve kişilere pekte objektif yaklaşmadığını ve yazdığı dönemin şartlarından etkilenmiş olarak yazdığını düşünüyorum ya da kitap Osmanlı Türkçe'sinden günümüz Türkçe'sine çevrilirken bilerek hata yapılmış olabileceğini düşünüyorum. Bir kitabı yarıda bırakmak hiç adetim değildir ama içime giren şüphelerden dolayı bu kitabı yarım bırakıp daha fazla okumaya tahammül edemiceğim kanaatini getirdim. Umarım Sultan Abdülhamid'i hiç bilmeyen biri bu kitap ile karşılaşmaz.
Tarih bilgisine güvendiğim Ahmet
Çok sayıda mektep açmak diploma dağıtmak yarışı öğretimi cansız ve kansız bıraktı. Okuyup yazma bilenlerin sayısı arttırıldıkça, öğretim değerinden kaybetti.
Bence, nitelikli 1000Kitap kullanıcısının da öğretmenler günü, kutlanmaya değer.
@meftunbey
SÜMEYYE
@Kitabiuz
Musab YolcusuBaşakk
@Munzevii_elf
Turkuaz
@BirAcizKulLahza
MehcûreBilal Günaydın
@Gnyhans
@mehdikara59 ve diğerleri (Siz de ekleyebilirsiniz)
Gününüz kutlu olsun güzel insanlar. Çünkü, insana değer katmaktan daha değerli bir şey yok.
Her şeyden çok sıkıldığım bir evreye geldim. Tahammül seviyem yok artık. Kimseye gereğinden fazla katlanamıyorum. Kimsenin peşinden koşacak gücüm yok. Belki de bırakmayı öğrendim. Olacak her şey kabulüm, olmayana da üzülecek zamanları çoktan geçtim.