Okurken "Bir tiyatro oyunu olsa nasıl olurmuş acaba", dediğim oldu ve kıtabın sonunda yazarla yapılan röportajda yazarın bu hikâyeyi önce oyun şeklinde yapmak istediğini ancak sonradan romana dönüştüğünü okuduğumda taşlar yerine oturdu. Ayrıca BoJack Horseman dizisinin 6. sezonunun 15. bölümüne, Hirokazu Koreeda'nın After Life filmine, hatta bazı yerlerde de Mike Flanagan'in The Haunting of Hill House ve The Haunting of Bly Manor dizilerine beni götürdü bu kitap. Yani bence kitap hem koro cümleleriyle tiyatroyu çağrıştırıyor hem sahneleriyle sinematik bir havası var. Yasa ve ölüme, hayata, vazgeçmeye dair farklı bir romandı. Roman olarak da farklı, klasik bir roman formatına da sahip değil. Yüreğimin ta içine işlemese de hem etkileyici anlatımıyla hem de bana sevdiğim başka şeyleri hatırlatmasıyla severek okuduğum bir kitap oldu.