Esra

Esra

, bir kitap okudu
8/10
·104 syf.·
2025 4. kitabı
Adania Shibli
7.9/10 · 831 okunma
Reklam
8/10
·120 syf.··
2025 3. kitabı
Öncelikle, ne çok konuştun be Henrik! "Kenan ve Ramiz?" diyerek çok düşük seviye bir yorum bırakacağım buraya. Hatta spesifik olarak üç sahneyi o kadar anımsattı ki bana, gidip izledim birkaç kere. (Ezel, 37. bölüm, dakika: 7:25 - 9:55 ve 51:20 - 54:10. | 57. bölüm, dakika: 31:30 - 34:50) Sevgi ve nefret duygularının birbirine geçişkenliğini, dostluğu enine boyuna tartışmasını ve dostluğun karanlık katmanlarını de eşelemesini çok sevdim. İlişkiler yalnızca sevgi ile kurulmuyor; nefret, kıskançlık, kibir, sınıf farkı... Ne çok şey dahil oluyor aslında ilişkilere. İşin tuhafı bunların aynı anda da var olabilmeleri. Ne karmaşığız ve her şeyi nasıl da karmaşıklaştırıyoruz! Alıntı konusunda epey zengin bir kitap, çok konuşan, hep konuşan, 41 yıldır biriktirdiklerini kusan ve ağzı iyi laf yapan bir karaktere sahip çünkü, hangisini seçsem bilemedim. İki tane alıntı bırakıyorum yine de. "Sadakat korkunç bir bencillik ve aynı zamanda insan hayatındaki çoğu menfaat gibi kibirli bir şey değil mi? Sadakat beklerken, ötekinin mutluluğunu istiyor muyuz? Ve o, sadakatin incelikli hapishanesinde mutlu olamıyorsa, yine de ondan sadakat beklerken onu gerçekten sevdiğimizi söyleyebilir miyiz? Ve eğer onu mutlu olacağı şekilde sevmiyorsak ondan herhangi bir şey, sadakat ya da başka bir kurban talep etmeye hakkımız var mı?" (sayfa 101) "Kırk bir yıldır hiçbir şey ve her şey arasında yaşıyorum ve senin dışında kimse bana yardım edemez. Böyle ölmek istemiyorum. O zaman kırk bir yıl önce, Krisztina'nın tespit ettiği gibi daha hayırlı ve insanlık onuruna yakışır olurdu; evet, zamanın silemediğini bir kurşunun silmesi daha insani olurdu: İkinizin birlikte iş çevirip beni öldürmeyi planladığınız ve senin bunu gerçekleştiremeyecek kadar korkak olduğun süphesini. Bilmek istediğim bu. Gerisi
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Şimdi yakınlaşan sözde özgürlük günlerinde kendi baskılarını yenilemesi gerek. Kendisine direnme, örgütlenme, kişiliğini koruma olanağı veren tutukluluk ve sürgün gibi durumlar kalkıyor. Kolayca soyutlaşabilen özgürlük ve insanca yaşama kavramlarını bir yerinden yakalamalı. Yoksa tavırsız, savaşsız, şaşkın bir yeni Oya olmak öyle kolay ki. Üstelik kavgayı, direnmeyi sürdürdüğünü sanarak. Çünkü artık karşı çıkılacak şeyler eskisi kadar somut, elle tutulur olmayacak. Doğruyla yanlışın ayırt edilmesinin zorlaşacağı gibi. Sapmak, sürdürmek yakın, çok yakın. Eski Oya'yı, onun alışkanlıklarını unuttu, bıraktı mı gerçekten? Yoksa buna zorlandığı için öyle mi sandı? Artık zorlanmayınca ne olacak? Şimdi, özgürlüğe yeni bir adım attığı bu sabahta, sevincini azaltan bu korku. Bundan sonraki Oya'dan korku.
Sayfa 223·Kitabı okudu
8/10
·229 syf.··
2025 2. kitabı
8,5/10 Kitabın başında Semih Gümüş'ün Şafak için yazdığı bir inceleme var. Onun başlığı bence kitabı çok iyi tanımlamış: "Şafak ve Politik Bireyin Sancısı". Kitaptaki karakterlerin politik fakat sancılı, çelişkili düşüncelerini okumayı çok sevdim. Sevgi Soysal'ın karakterleri gri bırakmasını ve bu grinin ton ayarını çok sevdim, 12 Mart dönemini bir propagandaya çevirmeden anlatmasını, ideolojileri ve o ideolojilere mensup insanları romantize etmeden de savunabilen anlatısını, edebî anlamda tatmin eden cümlelerini, özellikle Baskın bölümünün kurgusunu... Ben bu kitabı epey sevdim. Türk edebiyatından iyi bir şey okumak beni ekstra mutlu ediyor. Oya ve Mustafa'nın salıverildikten sonra farklı yollara ayrılıp bundan sonraki özgürlükleri hakkında benzer kaygılı şeyleri düşündükleri cümleleri çok anlamlıydı. Oya'nınkinin bir kısmını bırakıyorum buraya. "Şimdi yakınlaşan sözde özgürlük günlerinde kendi baskılarını yenilemesi gerek. Kendisine direnme, örgütlenme, kişiliğini koruma olanağı veren tutukluluk ve sürgün gibi durumlar kalkıyor. Kolayca soyutlaşabilen özgürlük ve insanca yaşama kavramlarını bir yerinden yakalamalı. Yoksa tavırsız, savaşsız, şaşkın bir yeni Oya olmak öyle kolay ki. Üstelik kavgayı, direnmeyi sürdürdüğünü sanarak. Çünkü artık karşı çıkılacak şeyler eskisi kadar somut, elle tutulur olmayacak. Doğruyla yanlışın ayırt edilmesinin zorlaşacağı gibi. Sapmak, sürdürmek yakın, çok yakın. Eski Oya'yı, onun alışkanlıklarını unuttu, bıraktı mı gerçekten? Yoksa buna zorlandığı için öyle mi sandı? Artık zorlanmayınca ne olacak? Şimdi, özgürlüğe yeni bir adım attığı bu sabahta, sevincini azaltan bu korku. Bundan sonraki Oya'dan korku." (sayfa 223)
ŞafakSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 2012643 okunma