Michael Haneke'nin 2001 yılında çektiği, bu kitaptan uyarlanmış La Pianiste filmini 6-7 yıl önce izlemiş ve çok etkilenmiştim. Ta o zamandan beri aklımdaydı kitap ama o dönem kitabı bulamamıştım bir türlü diye hatırlıyorum. Okumak şimdiye kısmetmiş.
Zorlayıcı, hele ki yaklaşık son 50 sayfası inanılmaz sarsıcı bir metin, zaten filmden "rahatsız ediciliğine" aşinaydım ama okurken bu kadar etkileneceğimi yine de tahmin etmemiştim. Herkese hitap etmediğinin farkındayım, üslûbu da konusu da biraz farklı ama ben böylesi kışkırtıcı şeyleri çok severim. Erika'nın karanlık iç dünyasını anlamaya çalışmak, bastırılmış arzuların açığa çıktığında ne denli yıkıcı olabileceğine şahit olmak, erkeklerin toksik güç özgüvenini, en entelektüellerinin bile kışkırtılınca nasıl da vahşileşebildiğini okumak, ebeveynle kurulan yanlış ilişkilenme biçiminin bireydeki hasarlarını görmek, ve kusurlu, çelişkili olmaya, 35 yaşını geçmeye bile hakkı olmayan kadınların kadınlık bedelini yeniden, yeniden, yeniden ödemesi... Finaliyle, tıpkı filmi ilk izlediğimde olduğu gibi, âdeta "bıçaklandım".
Mektubun bayağı dili için özür diliyor aceleyle; niyeti, iyice gerilmiş olan atmosferi dağıtmak. Erika tiksinti duymadan hatta neşeyle, aşktan geriye kalan tortunun her zaman bir hayli bayağı olduğunu söylüyor.
Aşkta iç içe geçmiş bu iki insan, henüz savaş başlamadan önce birbirlerinden ne istedikleri ve birbirlerine ne verecekleri konusunda kendi kendilerini aldatıyorlar.