Uyumadan dinlenmeyi çok küçük yaşlarda keşfettim. Gözlerim kapalı ne kadar uyumadan
kalabileceğimi test ediyordum. Ve uyanık kalmanın tek yolu hayaller kurmaktı. Gözkapaklarımı
araladığımda, normal bir uyku sonrasından çok daha fazlaymış gibi görünen bir dinlenmişlik
buluyordum kendimde. Benim hatam bu oldu. Hayal etmeye çok ufakken başladım. Artık hayal
edecek pek bir şey bulamıyorum. Belki çok meşgulüm. Belki de yeteneklerim köreliyor. Ve
dinlenme seanslarım artık eskisi kadar rahatlatıcı geçmiyor.
“Düşün! Bize, matematik dünyasının kurgusal ve sonsuz olduğu öğretildi. Bunu kabul ederim.
1’den sonra 2 gelir dendi. Bunu da kabul ederim. Ama sonra, 1 ile 2 arasındaki sonsuzluğu
düşündüm. Peki o nereye gitti? İrrasyonel sayılar varken bir sayıdan sonra diğer bir tam sayı
nasıl gelebilir? Eğer 1’den sonra virgül konursa ve bunun da kıçına sonsuz sayı konabiliyorsa 2
nasıl gelir? İşte! Soru bu! Yanıtsız bir soru. Ve işte matematiğin hatası! Dolayısıyla matematik
yok. Onun üzerine kurulmuş dünya düzeni de yok... Ama ben anlayabilirim. Anlayabilirim bu
sorunu. Ve o zaman ortaya yaklaşık sayılar çıkar. Yani hiçbir sayı tam değildir. Hepsi tama
yaklaşır. Ama varamaz. Demektir ki, 1,999...9’u bize 2 diye yutturmaya çalışan bir dünyanın
çocuklarıyız. Ve dünya da aslında tam gibi görünürken, aslında bir irrasyonellik harikası. İşte
bunun için hayat yoktur. Olsa dahi o da irrasyoneldir! Yani anlamsızdır. Ne bir başlama nedeni,
ne de bir oluş nedeni vardır. Evrende uçuşan kocaman bir irrasyonellik. Tabiî ki dünyanın bir
anlamı olması gerekmiyor. Belki de onu anlamlandıran üzerinde yaşayan akıl sahibi
yaratıklardır. Ama onların da bizi getirdiği nokta ortada!”
Evrenin uzak bir köşesinde, sayısız güneş sistemi
arasında parıldayan bir yıldız vardı, bu yıldızın üzerindeki akıllı hayvanlar bilgi diye bir şey icat etti.