Hep böyle olurdu zaten. İster biri vurulsun, ister biri soyulsun, ister biri dövülsün, bir an kalabalığın akışı durur, kısa bir aradan sonra kimse ölmemiş, kimse yaralanmamış, kimsenin malı çalınmamış gibi cadde eski çalkantısına geri dönerdi.
Odysseus gittiğinde ben de yitirdiği sevgilisi Patroklos'un başında feryat figan eden Akhilleus gibi mi olacaktım? Saçlarımı yolarak, Odysseus'un geride bıraktığı bir tunik parçasını kucaklamış halde kumsallarda koştuğumu hayal etmeye çalıştım. Ruhumun yarısını kaybettiğim için ağlayarak.