Ayşenur

Ayşenur
@timeohominemuniuslibri
Timeo hominem unius libri
Puan vermedi·282 syf.·
2022 6. kitabı
Bir kurgunun değil, doğrudan yaşanmış olayların arasından bizlere göz kırpan, hatta çoğu zaman yüzümüze tokat gibi çarpan bir yozlaşmışlığın portresi adeta bu kitap. Toplumun, onun en küçük birimi olan aileden başlayarak, yavaş yavaş bir kanser gibi yayılan istismarının filtresiz, kurgusuz, tüyler ürpertici bir gerçeklikle işlenmiş hali. Okurken zaman zaman dönüp bir yerlerden bu olaylar geçtiğinde Aleksey'in kaç yaşında olduğunu kestirmeye çalıştım. Fakat bir türlü tahmin ettiğim yaşla onun bu olayları karşılama, işleme biçimi birbirine uymadı. Elbette Gorki'nin bu kitabı bir yetişkinken kaleme almış olmasının da etkisi vardır ama yine de tüm bu olaylara karşı Aleksey'in duruşu, bir çocukta olmaması gereken kadar asil davranışı beni hayretlere boğdu. Kitapta geçen olayların kitabı kaleme aldığı tarihte hala yaşandığını vurgulasa da aslında anlatılarından bu geçen süre içerisinde bir hayli yol kat edildiği kestirilebiliyor. Yine de bu yol kat ediş nesiller boyu süren yaralara ve travmalara bir ilaç olamıyor. Aleksey'in içinde bulunduğu toplumu sevgisiz diye ifade etmeyi çok isterdim. Çünkü bu hal ve tavırlar sevgisiz insanlara belki çok görülmeyebilirdi. Ama birbirlerine olan bağlarından, ne olursa olsun birbirlerini kabul etmeye devam etmelerinden de anlayabileceğimiz üzere bu yaşananlar bir sevgisizliğin değil sevginin yanlış aktarımının bir sonucu. Bunu da küçük Aleksey'in annesinden azar yemesini beklerken bir anda annesinin onu kucaklayıp başını yanağına bastırdığında sarf ettiği sözlerden anlayabiliyoruz. "Gözleri billur gibi yaşla dolu doluydu, başımı yanağına bastırdı. Bu benim için öylesine ağır bir şeydi ki, beni dövseydi, daha iyiydi!". Seni sevmeyi bilselerdi daha iyiydi Aleksey. Belki o zaman tüm bu travmalardan kaçıp farklı bir kimliğe bürünmeye
ÇocukluğumMaksim Gorki · İş Bankası Kültür Yayınları · 201419,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·724 syf.·
2021 24. kitabı
Bu kitap hakkındaki görüşlerimi her yazmaya başlayışımda “benim haddime mi?” diyerek bırakıyorum. Şimdi ister haddime olsun ister olmasın dökmek geliyor içimden bu yükü. Ben bu kitabı okurken hep Turgut oldum. “Uyumsuz” bir dostu yitiren, yitirdiğini bir türlü kabullenemeyen, bildiği gerçekleri tekrar tekrar sorgulayan Turgut oldum. Sonra Selim’in Günseliye mektubu geldi, sonra Selim’in günlükleri geldi. Ben selim oldum. Ben baştan aşağı Selim oldum. Kara ekmeği yemek zorunda olan ama kötü şiiri okumadan da yaşayabilen Selim. “Uyumsuz” dedim Selimden bahsederken. Çünkü o bir uyumsuz. Kendisine her ne kadar “tutunamayan” dese de aslında o, toplumun “uyumsuz” diye telaffuz ettiği kelimenin ete kemiğe bürünmüş hali. Zaten onu uyumsuz yapan da bu toplumun ta kendisi. Oğuz Atay akıl almaz bir ustalıkla, toplumun farklılara ve farklılıklara açtığı sessiz savaşı, uyumsuzu herkesleştirme yolunda sarf ettiği amansız çabayı ilmek ilmek işlemiş bu eserinde. Yer yer o toplumun bir parçası olup yer yer Selim’in acısına ortak olmak aslında bu kitabın okuyucusu olmak. Sonra sormak kendi kendine, niye öldü bu Selim? Aslında bir cümleyle özetliyor kendisini “Yaşamamaktan yorulmuştum.” diyor. Kendisi olmasına, farklı olmasına müsaade etmeyen bir toplumun içinde yaşayamamaktan yorulmuştu. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asamadı, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadı Selim. Koskoca bir dünya, milyarlarca insan, herkesin milyonlarca işi, onca iş arasında el birliğiyle hazırladılar Selim’in ölümünü. Kolektif hafıza Selim’in katili oldu. Bir silgi gibi tükendi. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştı, mürekkeple yazmışlar oysa. O, kurşun kalem silgisiydi. Tükendiğiyle kaldı. Yazıldığı dönem de göz önünde bulundurulduğunda çokça Freud etkisi gördüm bu romanda. Selim’in
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Puan vermedi·95 syf.·
2021 16. kitabı
Herhalde ben öykü yazsam tam olarak Tomris Uyar gibi öyküler yazardım. Yanılmıyorsam Füruzan da bu tarz öyküler yazıyordu. Tarzı özellikle çabuk sıkılan okurlar için uygun değil o nedenle güçlü bir okuyucu iradesi gerekiyor okumak için. Bu kitaba neden inceleme yazdığımı tam olarak bilmiyorum. Tomris Uyar’ın hayatını ve edebi kimliğini eserlerinden önce tanıdım. Uzun yıllardır okumak isteyip her seferinde kitabevi sınırlarında kalan bir Tomris Uyar okuyucusu oldum. Birkaç ay önce ilk defa bu kitabını satın aldım ve yarım bıraktım. Dün gece bir heves dedim bu kitabı bitireyim. Benim için kitabevi sınırları Tomris okumak için ideal mekanmış meğerse. Çünkü ayak üstü okuyup eve dönüş yolunda düşündüğüm satırlar olurdu. Bir kitabını baştan sona okumayı bir daha denemem diye düşünüyorum.
Gecegezen KızlarTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2018803 okunma
Puan vermedi·330 syf.·
2021 15. kitabı
Livaneli’nin okuduğum üçüncü kitabı. Öncekilere oranla bu hikaye beni çok da şaşırtmadı. Ama sanırım Livaneli okumanın en güzel yanı bir roman okuyup aynı zamanda birçok şey öğrenmek. Anlatımın akışını bölüp bilgi veren, kültür birikimini kitaba zorla sokuşturmaya çalışan yazarlardan değil Livaneli. Bilgisini, görgüsünü, kültürünü hikayenin içine işleyerek okuyucunun hem hikayeden kopmamasını hem de kendi birikiminden yararlanmasını sağlıyor. Üstelik bunu yaparken de bizden, hepimizden bir dil kullanıyor. Bu yönden yine okurken sahiplendiğim, aynı zamanda da bilgilendiğim bir hikaye oldu.
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,6bin okunma