çok etkileyici, aşık olunan bir insanın yüzü, birlikte yaşadığımız, tanıdığımızı inandığımız birinin yüzü, belki de yıllar boyunca çok kısa mesafeden baktığımız, tarif edebileceğimiz tek yüz - o yüzün bile birden beklenmedik şekilde yeni ifadeler takınabileceğini bilmek güzel ama bir taraftan da korkunç. daha önce hiç görmediğimiz ifadeler. belki de bir daha hiç görmeyeceğimiz ifadeler.
büyükler öldürürken ya da ölürken biz bir köşede resim yapıyorduk. ülke paramparça olurken biz konuşmayı, yürümeyi, peçeteleri katlayarak kayık ve uçak yapmayı öğreniyorduk. roman örülürken biz yok olmak için saklambaç oynuyorduk.
boşlukta düşme rüyası en yaygın rüya deneyimidir, bütün insanlar tarafından ilk elden tecrübe edilmiştir. hocamın anlattığına göre bu, ırksal hatıralarımızdan biridir. ağaçlada yaşayan uzak atalarımıza kadar uzanan bir geçmiş vardır. ağaçları mekan tutan atalarımız açısından, düşme olasılığı her daim var olan bir tehlikeydi. hepsi feci düşme deneyimleri yaşamış, son anda bir dala tutunup kendilerini kurtarmışlardı; birçoğu hayatını bu şekilde kaybetmişti. bu şekilde önlenen feci bir düşüş, şok yaratıyordu. böyle bir şok da beyin hücrelerinde bazı moleküler değişikliklere neden oluyordu. bu değişiklikler sonraki kuşakların beyin hücrelerini aktarılarak, kısaca ifade edecek olursak, Irksal hatıralar haline geliyordu. yani siz ve ben uyurken veya uyku bastırıp içimiz geçtiğinde, boşlukta düşüyor ve tam yere çarpmak üzereyken sıkıntı içinde uyanıyorsak, ağaçlarda yaşayan atalarımızın başına gelenleri ve beyin hücrelerinde meydana gelen değişikliklerle insan ırkının kalıtsal mirasına kazınmış şeyleri hatırlamaklamaktan başka bir şey yapmıyoruz demektir. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki sizin, benim, hepimizin aşina olduğumuz bu düşme rüyasında asla yere çarpmayız. yere çarpmak yok olmak olurdu. ağaçlarda yaşayan atalarımızın yere çarpanları hemen olmuştur. elbette düşüşlerinin şoku beyin hücrelerini iletilmiş olmalı, ama onlar hemen, yani çocuk sahibi olmadan ölmüşlerdi. siz ve ben yete çarpmayanların soyundan geliyoruz ve bu yüzden rüyalarımızda asla yere çarpmıyoruz.