Allah Rasûlü'nün Türklerle savaşmaktan sakındıran ölçüsü mucibince İslâm yayılması, Türkistan sınırlarında durdu. Bununla beraber Emevîler devrinde olsun, Abbasîler devrinde olsun, İslâm'a karşı savaşan Türkler olduğu gibi, İslâm için savaşan Türkler de az değildir. Buna bakarak veya sadece bir tarafa bakıp diğer tarafı gargaraya getirerek Türkler hakkında genelleme yapılamaz.
Türkler'in kitleler hâlinde Müslüman olmalarında üç belirleyici vardır: Hakanlı Hükümdarı Satuk Buğra Han, Oğuz şeflerinden Selçuk Bey, Pir-i Türk Şeyh Ahmed Yesevî... Başka belirleyiciler de sayabiliriz: Gazneli Mahmud, Halife Harun Reşid gibi... Ama bu üçü, büyük yığınları gönüllü olarak peşlerinden sürüklemişlerdir.
Ve üçü de Ehl-i Sünnet vel Cemaat yolundandır. Şöyle derler: Biz Türkler bid'ât nedir bilmez saf Müslümanlarız! Kılıçlarımız dünyalık içindi, bundan böyle Allah içindir. Anadolu Türklerinin ataları olan Oğuzlar, Sünnet ve Cemaat Ehli'ndendi. Aralarında, eski geleneklerini sürdüren itaatsiz Türkmenler de vardı. Ak Budun, Kara Budun; Göktürklere de illallah ettirdi, Osmanlılara da, Cumhuriyet döneminde ise krallığını ilân etti.
Oğuzlar Anadolu'ya girdiğinde Sünnî idi. Alparslan, Süleyman Şah, Kılıç Arslan, Alaattin Keykubat, Ertuğrul Gazi, Danişmende Gazi, tümü sünnî idi. Anadolu'ya giren mânevî önderlerin hepsi de sünnî idi: Seyyid Mahmud Hayranî, Hacı Bektaş-ı Velî, Tapduk Emre, Yunus Emre, Sarı Saltuk, Barak Baba, Şeyh Edebali, Geyikli Baba, Ahi Evran, alayı...
__Anadolu'ya Oğuzlar'la beraber Sasani batıniliği de girmiş midir? Buna hayır demek zor. Zira ilk asır sonunda Babai ayaklanması gibi devasa bir ayaklanma var. Bu ayaklanmaya katılan kitlelerin batınî olduğuna veya Alevîliğine dâir hiçbir işaret yok. (Bu konuda söylenenler spekülasyondur.) Bu bir