Tiryaki Sözleri /İnceleme/
Puan vermedi·176 syf.·
2026 103. kitabı
Cenap Şehabettin, insan ruhunun o en kuytu köşelerine sinmiş bencil zaafları ve toplumsal riyakarlıkları kelimelerin keskin gücüyle avlayan entelektüel bir kaplan gibi fırlıyor karşımıza Tiryaki Sözleri adlı bu zamansız tefekkür atlasında. Sayfaları araladığınızda karşınıza öyle ucuz kişisel gelişim zırvaları ya da tepeden bakan, didaktik ahlak dersleri değil; hayata, aşka, dostluğa ve insan kibirliliğine dair incelikle elenmiş, damıtılmış ve her biri zekâ pırıltısıyla parıldayan edebi kristaller çıkıyor. Asıl dehası da buradadır yazarın; koca bir hayat felsefesini, sayfalarca sürecek teorik bir tartışmayı tek bir cümleye sığdırırken kelimeleri adeta birer şairane mermi gibi kullanmayı bilmesidir. Kitabın doğası gereği bir olay örgüsü veya son barındırmaması, okura kurgusal sürprizlerden uzak, tamamen saf düşünceye dayalı bir alan açıyor. Yazar, Servet-i Fünun’un o içe dönük estetiğini toplumun ve bireyin zaaflarına çevirirken o kadar eyvallahsız, o kadar zarif ama bir o kadar da can acıtıcı bir dille konuşuyor ki, her aforizmada kendinizi yakalanmış, ifşa edilmiş hissediyorsunuz. İşte bu yüzden; dilin ne kadar büyük bir silaha dönüşebileceğini görmek, kelimelerin o yoğunlaştırılmış gücüyle sarsılmak ve insan ruhunun o karanlık, bencil sınırlarında entelektüel bir yolculuğa çıkmak isteyen her sıkı okurun bu kılavuz kitabı satır satır zihnine kazıması gerekiyor. Kitabın kapağını kapattığınız an, kendi içinizdeki o cilalı yalanların maskesi düşüyor ve insan, hayatı boyunca kaçtığı o en büyük zaafın —aslında bizzat kendisinin— tiryakisi olduğu gerçeğiyle çırılçıplak ortada kalıyor.
Edebiyat
Tiryaki SözleriCenap Şahabettin · Nesil Yayınları · 20131,373 okunma
bütün kuralları baştan yazan o kadın: jane eyre
Puan vermedi
selamlar benim gibi bütün kitap kaçakları. aslında bu kitap yıllar evvel aldığım, okumaya başlayıp da sıkıcı bulduğum için okumayı bıraktığım bir kitaptı. sonradan çok sevdiğim birinin bana bu kitabı okumam için yaptığı baskıyla, ben de bu kitaba bir şans daha vermeye karar verdim. iyi ki de vermişim. kitabı bitireli üç gün oluyor ama onu okumayı bitirmiş olduğum aklıma geldikçe hâlâ hüzünleniyorum. dürüst olacağım ilk birkaç bölüm size çok sıkıcı gelecektir ve bu size kitabın tamamen sıkıcı olduğunu düşündürecektir. bu yargınızda acele etmeyin çünkü aynı yanılsamaya ben de kapıldım. bunun nedeniyse ilk bölümlerde jane'in bize pek de neşeli olmayan, aksine oldukça karamsar ve travmatik çocukluk anılarını, ardından da yengesinin onu yatılı okula göndermesiyle orada yaşanan hüzünlü olaylar silsilesini anlatarak kitaba giriş yapmasından kaynaklanıyor. ama inanın bana kitabın bu bölümünü atlattıktan sonra kitap sizi tamamen içine çekecek ve sizi bir daha ayrılamayacağınız bir dünyaya sürükleyecek. jane'in o saf kalbi, vermesi çok güç olan doğru kararları, asla yolundan sapmayacağına yemin ettiği ve asla da sapmadığı o ilkeleri; toplumla, en önemlisi kendisiyle verdiği savaş sizi etkilemek için yeterli olacaktır. fakat bunların yanı sıra çok doğru olmamakla birlikte gerçek, iliklerimize kadar işleyen bir aşk hikayesini; bununla birlikte kendine olan saygısını, aşkından ayrı ve hatta üstün tutuğunu anlatır bize jane. bir noktada bence jane bize o birbirinden ayıramadığımız aşk ve gururun iç içi değil birbirinden ayrı tutulması gereken iki konu olduğunu, bir insanın diğer insanı hem kendinden çok sevebileceğini hem de buna rağmen kendini seçebileceğini anlatıyor. aşk ilgili her şeyin bir tiryakisi olarak, bu romanda kusursuz olmasa da çok gerçek ve her okuduğum sayfada
İnceleme
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Merhaba Bugün masamda Ayşe Erbulak’tan Kanlı Kanatlar kitabı var. Bir süredir polisiye türünden uzak kalmış biri olarak, bu türle aramdaki buzları eritmek için bundan daha sürükleyici bir tercih yapamazdım sanırım. Daha önce Ahmet Ümit’in birkaç eserini okumuş olsam da genel anlamda çok sıkı bir polisiye okuru sayılmam; ancak buna rağmen bu kitap beni daha ilk sayfalarından içine çekmeyi başardı. Kitabın en dikkat çekici yanı, alışılagelmiş "Katil kim?" sorusuna odaklanmak yerine, katili daha en başlarda bize hissettirmesi. Yazar burada odağını suçluyu bulma ve o karanlık süreci deşifre etme üzerine kurmuş; bu da hikayeye farklı bir heyecan ve merak unsuru katmış. Toplamda birkaç saat içinde, bir çırpıda bitirebileceğiniz kadar akıcı ve tempo dolu bir roman. Olayların başlangıç yeri Yıldız Koleji. Ünlü ve prestijli isimlerin çocuklarının eğitim gördüğü bu okulun mezuniyet töreni, hiç beklenmedik sarsıcı bir patlamayla sarsılıyor. Birçok hayatın yarım kaldığı bu felaket, aslında buzdağının sadece görünen kısmı. Kanlı Kanatlar, parıltılı dünyaların altındaki o derin ve karanlık hesaplaşmaları, bir suçun anatomisini çıkarır gibi önümüze seriyor. Karakterlere dair psikolojik gözlemlerin ön planda olduğu harika bir anlatım. Ve sonu hiç beklemediğim bir şekilde bitti. Cinayeti çözmeye çalışan ekip bana bir tık bir zamanlar tiryakisi olduğum Behzat Ç dizisini de anımsattı. İzleyenler bu kitabı sever gibi hissediyorum:) Sanırım bu kitaptan sonra biraz daha polisiye okumayı devam edeceğim gibi görünüyor. Yazarın kalemini çok sevdim. Öyle dümdüz olay örgüsü anlatan bir polisiye değil. Edebi yoğunluğu da yüksek. Ve temposu da harika olduğu için hiç sıkılmadan bitirebiliyorsunuz. Eğer sizi yormayan ama merak duygunuzu sürekli diri tutan bir kitap arıyorsanız, bu romana mutlaka
Kanlı KanatlarAyşe Erbulak · Eksik Parça Yayınları · 018 okunma
10/10
·372 syf.··
2026 23. kitabı
️Bugün sizlere, okurken hem merak duygumu diri tutan hem de duygusal olarak bir hayli iz bırakan bir kitaptan bahsetmek istiyorum Ağaç İncir Kuşu. Serap Tiryaki’nin “Camlı Teras” serisinin ikinci kitabı olan bu eser, polisiye ile dramı oldukça etkileyici bir şekilde harmanlıyor. Hikâye Başkomiser Ali ve Komiser Kürşad’ın, geçmişten gelen karanlık dosyaların izini sürerken yaşadıkları olayları merkezine alıyor. Ali’nin Sofia’nın kayboluşuyla birlikte içine düştüğü kırılgan ruh hali, Kürşad’ın ise adalet uğruna verdiği mücadeleyle dengeleniyor. Olaylar sadece bir soruşturma etrafında dönmüyor her karakterin taşıdığı yük, geçmişle yüzleşmeleri ve birbirleriyle olan bağları hikâyeyi daha derin bir noktaya taşıyor. İstanbul’dan Atina’ya, oradan Paris’e uzanan bu yolculukta kayıplar, ihanetler ve saklanan sırlar adım adım ortaya çıkıyor. Nilgün’ün ailesiyle yüzleşmesi, Eleni’nin kaçışı ve beklenmedik ölümlerle şekillenen olay örgüsü, okuru sürekli tetikte tutuyor. Her bir detay, büyük bir resmin parçası gibi yerli yerine oturuyor. Kitabın en etkileyici yanlarından biri ise atmosferi. Yağmurlu sokaklar, sigara dumanına karışan düşünceler ve geçmişin ağırlığı… Tüm bunlar hikâyeye karanlık ama bir o kadar da şiirsel bir hava katıyor. Okurken zaman zaman bir film sahnesinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Serap Tiryaki’nin kalemi ise gerçekten çok güçlü. Polisiye bir hikâyeyi sadece “olay” üzerinden değil, karakterlerin duyguları üzerinden anlatması kitabı farklı bir noktaya taşıyor. Her karakterin iç dünyasına dokunabilmek ve bunu okura hissettirebilmek kolay değil ama yazar bunu oldukça başarılı bir şekilde yapmış. Benim için Ağaç İncir Kuşu, sadece bir gizemin peşinden sürükleyen bir roman değil aynı zamanda insanın içindeki kırılganlıkları, kayıpları ve suskunlukları
Ağaç İncir KuşuSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202538 okunma
Prof. Dur. Salih Tuğ’un Hatıratı..
Puan vermedi·408 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Başıma Gelenler - Prof. Dr. Salih Tuğ Salih Tuğ Hoca İlim Yayma, İSAV, Aydınlar Ocağı, Türkiye Milli Kültür Vakfı gibi kurumlarda yönetim kurullarında yer almış bir büyüğümüz. Pertevniyal Valide Sultan mezunu olan Hoca’nın çocukluğu Fatih civarında geçmiş. Yüksek İslam Enstitüsünde müdürlük yapmış. Daha da önemlisi Marmara İlahiyat’ın kurucu dekanı. Doktora öğrencileri arasında Prof. Dr. Fahrettin Atar, Prof. Dr. Saim Yeprem, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın gibi hocalar bulunuyor. Mahmud Bayram, Muhammed Hamidullah, Fethi Gemuhluoğlu, Yusuf Ziya Kavakçı ve Fuat Sezgin gibi isimlerle yakın ilişkileri var. Bekir Berk, Kadir Mısıroğlu, Esad Coşan ve Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’ne dair de kısa da olsa bölümler var. Evlilik için istişarelerini yaparken ve dini nikahını kıydırırken yanındaki başrol isim baba dostu olan Mahmud Bayram Hoca. Nikah şahitlerinden birisi Bekir Berk birisi Fuat Sezgin bir başkası İsmail Dayı. Muhammed Hamidullah’la Türkiye’ye geldiğinde yakın ilişkiler kuran tercümelerini yapan, yanında konferanslara katılan Hoca’yla bol bol vakit geçiren isimlerden bir tanesi de Fuat Sezgin’in ve Yusuf Ziya Kavakçı’yla beraber Salih Tuğ Hoca. Salih Tuğ’un arşivinde hala tercüme edilmemiş Muhammed Hamidullah makaleleri varmış. Kitapta dikkat çeken bir kısım da şu ki; kendi hayatını anlatırken yaklaşık 60 sayfa Hamidullah Hoca’dan bahsediyor. Kitabın o bölümü adeta muhtasar bir “siret-i Muhammed Hamidullah”. Fransa’daki hayatından Türkiye’de karşılaştığı eleştirilere Hoca’nın zühdünden ilmi bakışına kadar her şeyine değiniyor. Yusuf Ziya Kavakçı’nın da hatıralarında yer verdiği Hamidullah Hoca kesitleriyle beraber okunduğunda çok daha geniş bilgi elde edilebilir. Hoca sporu ve gezmeyi seven, yönetim ve iç çözme kabiliyeti yüksek,
Alıntı
Başıma Gelenler...Salih Tuğ · Çamlıca Yayınları · 20241 okunma
9/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 09:59
Herkese merhabalar Bugün sizlere kalemini her satırda hissettiğim sevgili Serap Tiryaki’nin “Ağaç İncir Kuşu” ile geldim. “Camlı Teras” serisinin ikinci kitabı… Bazı hikâyeler vardır; bittiği yerden değil, bıraktığı duygudan devam eder. İşte tam olarak öyle bir kitap. Bu kez olayların peşinden gitmekten çok, karakterlerin içlerinde sakladıklarıyla yüzleşiyoruz. Başkomiser Ali’nin içindeki o dağınık sessizlik… Kaybın bıraktığı boşluk… Okurken olanlardan ziyade hissedilenleri taşıyorsunuz sayfalar boyunca. Yazarın dili sade ama bir o kadar derin. Bazen bir cümlede durup kalıyorsunuz, bazen bir sokakta… Eski İstanbul’un içinden geçip Paris’in yalnızlığına karışıyorsunuz. Zaman kırılıyor, sahneler değişiyor; gelgelelim his hep aynı yerde kalıyor. Hikâyede suç, gizem, çözülmesi gereken düğümler var… Lakin asıl mesele bunların ardında kalanlar. Söylenemeyenler, saklananlar, yarım kalanlar… Ve yine altını çizmeden geçemediğim satırlar oldu. Hani bazı cümleler vardır, size ait değilken bile sizi anlatır… “Ağaç İncir Kuşu” işte tam da böyle cümlelerle dolu bir kitap. Seriye başlayacak olanlara naçizane önerim, ilk kitaptan ilerlemeniz. Zira bu hikâye aceleye gelmiyor; sindikçe derinleşiyor. Benim için bu kitap biraz hüzün, biraz suskunluk, biraz da kabullenişti. Okurken durduğum, düşündüğüm ama en çok da içimde bir yere dokunduğunu hissettiğim bir yolculuk oldu. Kitapla kalın
Edebiyat
Ağaç İncir KuşuSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202538 okunma