Cenap Şehabettin, insan ruhunun o en kuytu köşelerine sinmiş bencil zaafları ve toplumsal riyakarlıkları kelimelerin keskin gücüyle avlayan entelektüel bir kaplan gibi fırlıyor karşımıza Tiryaki Sözleri adlı bu zamansız tefekkür atlasında. Sayfaları araladığınızda karşınıza öyle ucuz kişisel gelişim zırvaları ya da tepeden bakan, didaktik ahlak dersleri değil; hayata, aşka, dostluğa ve insan kibirliliğine dair incelikle elenmiş, damıtılmış ve her biri zekâ pırıltısıyla parıldayan edebi kristaller çıkıyor. Asıl dehası da buradadır yazarın; koca bir hayat felsefesini, sayfalarca sürecek teorik bir tartışmayı tek bir cümleye sığdırırken kelimeleri adeta birer şairane mermi gibi kullanmayı bilmesidir. Kitabın doğası gereği bir olay örgüsü veya son barındırmaması, okura kurgusal sürprizlerden uzak, tamamen saf düşünceye dayalı bir alan açıyor. Yazar, Servet-i Fünun’un o içe dönük estetiğini toplumun ve bireyin zaaflarına çevirirken o kadar eyvallahsız, o kadar zarif ama bir o kadar da can acıtıcı bir dille konuşuyor ki, her aforizmada kendinizi yakalanmış, ifşa edilmiş hissediyorsunuz. İşte bu yüzden; dilin ne kadar büyük bir silaha dönüşebileceğini görmek, kelimelerin o yoğunlaştırılmış gücüyle sarsılmak ve insan ruhunun o karanlık, bencil sınırlarında entelektüel bir yolculuğa çıkmak isteyen her sıkı okurun bu kılavuz kitabı satır satır zihnine kazıması gerekiyor. Kitabın kapağını kapattığınız an, kendi içinizdeki o cilalı yalanların maskesi düşüyor ve insan, hayatı boyunca kaçtığı o en büyük zaafın —aslında bizzat kendisinin— tiryakisi olduğu gerçeğiyle çırılçıplak ortada kalıyor.