TKP ve Erken Dönem Solun "İlerici Kemalizme" Biçtiği Rol Erken dönem Türkiye solunun (özellikle illegal TKP hattının ve Şefik Hüsnü ekolünün) en büyük zihinsel bariyeri, Kemalizm'i "feodalizme ve emperyalizme karşı burjuva demokratik devrimi" olarak görmesiydi. Bu kuramsal körlük, şu sonuçları doğurdu: Kürt İsyanları (1925 Şeyh Said, Ağrı, Dersim): Sol, bu isyanları feodalizmin, aşiretçiliğin ve İngiliz emperyalizminin gerici birer provokasyonu olarak kodladı. TKP’nin o dönemki yayın organlarında (örneğin Aydınlık dergisinde), isyanların bastırılması "feodalizmin tasfiyesi ve cumhuriyet ilericiliğinin zaferi" olarak alkışlandı. Ezilen halkın ulusal ve kültürel hakları, "mürtecilik" (gericilik) parantezine alınarak feda edildi. Mübadele ve Homojen Ulus İnşası 1923 mübadelesi döneminde meclisteki ve basındaki genel hava, ülkenin iktisadi ve toplumsal olarak homojenleştirilmesi üzerine kuruluydu. Dönemin ilerici/sol eğilimli aydınları dahi, gayrimüslimlerin gidişini "yerli ve milli bir burjuvazi ile işçi sınıfı yaratmanın ön koşulu" olarak gördü. Sınıf siyaseti yapması beklenen aktörler, ulus-devletin nüfus mühendisliğini "ilerici bir modernleşme hamlesi" olarak rasyonalize ettiler. 1942 Varlık Vergisi: "Sınıf Siyaseti" Maskeli Şovenizm Varlık Vergisi faciası yaşanırken, mecliste hiçbir "sol veya demokrat" mebus buna karşı çıkmadı. Aksine, dönemin kendisini solda, halkçılıkta konumlandıran figürleri (örneğin dönemin Başbakanı Şükrü Saracoğlu) bu vergiyi "piyasayı gayrimüslim spekülatörlerden temizlemek ve Türk esnafını/işçisini korumak" gibi sahte bir "halkçı" argümanla savundu. İktisadi milliyetçilik, solun "sermaye düşmanlığı" jargonuna tahvil edilerek gayrimüslimlerin mülksüzleştirilmesi meşrulaştırıldı. 6-7 Eylül 1955: "Milli Galeyan" Bahanesi 6-7 Eylül
1000Kitap
Yumuruklar havaya.. Tek taşınızı kendiniz aldınız..
Bakın Tkp Genel Başkanı Kemal Okuyan Özgür Özel için ne demiş: * Ya Koç’un 100. yıl resepsiyonu sırasında içeride gözlenen mutlu-mesut aile fotoğrafının parçasısındır ya da o fotoğrafın kaçınılmaz sonucu olan yoksulluk ve adaletsizliğe itirazın ve isyanın tarafındasındır. Aynı anda ikisi olmaz, olmuyor. * #koçholding #RahmiKoç #AliBabacan #DevletBahçeli #RahmiKoç
Siyaset
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
17 Mart 1978 "Ümraniye Katliamı" Ümraniye'nin 1 Mayıs Mahallesinde memleketleri Giresun'dan İstanbul'a çalışmak için gelen 5 işçi, milliyetçi oldukları gerekçesiyle TKP-ML-TİKKO terör örgütü tarafından hunharca katledildi. 🔺Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) teröristlerinin katlettiği Milliyetçi işçilerin: Bazılarının kulakları kesilmiş, ikisinin gözleri oyulmuş, bazılarının erkeklik uzuvları kesilmiş, her birinin başına da ateş edilmişti. Dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu: "Emniyet Görevlileri, Ümraniye'de gereken tedbirleri alsalardı bu 5 kişi ölmeyecekti, insanlık dışı bu cinayetler işlenmeyecekti. Bu 5 kişi ülkücü oldukları için kurulan 'halk mahkemelerinde' vahşice katledilmişlerdir." 🔺TKP/ML'nin yayın organı İşçi-Köylü Kurtuluşu'nun Nisan 1980 tarihli sayısında; öldürülenlerin "işçi görünümlü faşist" oldukları, amaçlarının "1 Mayıs Mahallesi'nde provokasyon yaratmak, faşist örgütlenmeye girişmek ve ajan-ihbarcı ağı yaratmak" olduğu ve "cezalandırıldıkları" yazıldı. Katliam itiraf edilip sahiplenildi. Ümraniye'de 5 işçiyi acımasızca öldüren TİKKO'lu 5 terörist yakalandı. Hıdır Fırat, Hıdır Özdemir, Hıdır Aktaş, Mehmet Kurtoğlu ve Hüseyin Gökdemir cinayet zanlısı olarak tutuklandılar. 19 Mart 1978'de Ümraniye'de işçileri kurşunlayan TİKKO'cular, 1991 Affı'nda serbest kaldılar Tarihler 17 Mart 1978'i gösterdiğinde Ümraniye'de bulunan Mustafa Kemal mahallesi korkunç bir katliama sahne oldu. Memleketlerinden çalışmak için İstanbul'a gelen 5 işçi, başlarını sokacakları gecekondu inşaatı için çalıştıkları sırada TİKKO-TKP terör örgütü mensuplarınca "gelin size daha ev yapımı için yardımcı olalım" denilerek İçerenköy'de bulunan taş ocaklarına götürüldüler. Yaşanacaklardan habersiz taş ocaklarına, daha iyi bir hayaliyle giden işçiler
Hayata Dair
Bayadır kullanmıyordum Artık instagram hesabıda açtım Benim dünyama hosgeldiniz Linkler bioda Tkp edblrsnz
Hadiselerin Muhasebesi - 10
Hem içinden geldiğini iddia ettiği devrimci hareketler nezdinde, hem de hükümetler ve Devlet katında hiçbir zaman ciddiye alınmayan; ciddiye alınmadıkça daha da şımaran, istihbarat dünyasında FABRİKATÖR (yalan haber yayan) diye kodlanan şahıs, çıkmış Fethullahçılarla "uzlaşma yol haritası" çiziyor. FETÖ meselesi ayrı bir mevzu. Onu ayrıca ele alırız. Kim bu kişi? Hayatı baştan sona yalan, iftira ve pozisyon alma üzerine kurulmuş; devrimci arkadaşlarını satmakta mahir, zoru görünce sıvışmayı meziyet sayan; mahkemelerde diğer sol fraksiyonlara "kravat takmayın" diye baskı yaparken, kendi örgütü TİİKP mensuplarını kravatla hâkim karşısına çıkaran; KARANLIK’tan ayrılıp TKP/ML’yi kurmaya hazırlanan İbrahim Kaypakkaya’ya suikast tertipleyen; istihbarat mensuplarını deşifre ederek suikasta uğramalarına zemin hazırlayan; ülkücüleri hedef gösterip katlettiren bir şahıstan söz ediyoruz. Hiç kimseden yüz bulmayan, deli muamelesi gören bu şahıs, mevcut iktidar çevreleri tarafından ciddiye alınınca şımarıklığını bir üst boyuta taşıyor ve Devlet’e rol biçip yol gösteriyor. Bakmayın “ciddiye alındı” dediğime; o olayda tamamen DUYGUSAL!.. Kafelerde kandırıp tavladığı birkaç askere sözü geçince, Ergenekon’un ideolojik rehberi olduğu imajını yayıyordu. Komediye bak!.. ERGENEKON gibi TÜRK’ün sembolü olan bir isim, TÜRK düşmanı Çinli MAO’nun artığıyla anılıyor. 12 Mart öncesi ve sonrasında, devrimci hareketlerin silahlı mücadelesi karşısında tecrit olmamak için solcu maskesi takmış; Mao’dan "iktidar namlunun ucundadır", "bir kıvılcım bütün bozkırı tutuşturur" sloganlarıyla rol çalan bir hırsız. Solculuğu asla ilke olarak benimsememiştir. 1970’lerin sonlarında devrimci hareketler bunun foyasını ortaya çıkarınca, "Üç Dünya" masalı üzerinden Türkiye’yi ABD eksenine çağıran; Sovyetler'i
Veryansın TV Yıldırım Koç yazdı… * Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye’ye özgü bağımsızlıkçı, milliyetçi ve demokratik sosyalizm modelini, Şevket Süreyya Aydemir’in “sosyalizme yönelik kapitalist olmayan yol” stratejisini, Sovyetler Birliği’nin dönem dönem değişen dış politikasını ve eski TKP’nin Sovyetler Birliği’ne bağlı ve bağımlı çizgisini anlayabilmek için, çeşitli kişi ve örgütlerin sömürge ve yarı-sömürgelerdeki anti-emperyalist mücadeleye yaklaşımı öğrenmek gereklidir. * Mustafa Kemal Paşa ve Şevket Süreyya Aydemir ile Sovyetler Birliği ve eski TKP arasındaki temel farklılık bu noktadan başlamaktadır. * İşin ilginç yanı, Sovyetler Birliği’nin Marks’ın sömürgelere ilişkin son dönem beklentilerini dikkate almaması; buna karşılık Mustafa Kemal Paşa’nın zaferlerinin ve Şevket Süreyya Aydemir’in önerilerinin bu doğrultuda olmasıdır. Marks’ın sömürge halklarının zaferi konusundaki beklentisini gerçekleştiren Mustafa Kemal Paşa olmuştur. * Sosyalist harekette sömürgeler konusuna ilk kapsamlı yaklaşım Marks ve Engels’in yapıtlarındadır. * Marks değerlendirilirken, onun sömürgelerdeki devrimci mücadeleye verdiği büyük önem genellikle bilinmez. Avrupa’da devrim beklediği; devrim olmayınca da yanıldığından söz edilir. Halbuki hayatının son döneminde devrim umudunu bağladığı yerlerden biri sömürgelerdir. Bu nedenle, Marks ve Engels’in bu konuya yaklaşımında geçirdikleri dört evre kısaca özetlenecektir. Marks’ın dördüncü evrede vardığı nokta, Avrupa’da devrim beklentilerinden vazgeçip, umutlarını iç savaşı sona erdirmiş olan A.B.D., Çarlık Rusyası ve sömürgelere bağlamasıdır. * Sovyetler Birliği ise sömürgelerdeki mücadeleyi hep emperyalist ülkelerdeki işçi sınıfları üzerindeki etkileri ve Sovyet dış politikasına katkıları açısından değerlendirdi. * Marks’ın kafasındaki devrim
Mustafa Kemal'in Askerleriyiz!