"Bir mümin kendine şöyle demeli: Üç günüm var. Dün ve onda bulunan ne varsa geçip gitti. Yarın ise elde etmeyebileceğim bir tûl-i emelden ibaret. Ne varsa şu içinde bulunduğum anda var. Yarının ehlinden yazılmışsan yarının Rabbi sana yarının rızkını verecektir. Ama yarından evvel hâlâ yaşanacak bir gün ve gece var ve bu süre zarfında nice insan emaneti teslim edecek. Belki sen de onlardan birisin."
Üzerinde durulması gereken bir başka önemli konu ise ÖSYM
sınavlarında zayi olan millî servetin ekonomiye kazandırılıp eğitim alanında kullanılmasının gerekliliğidir. Bir vida, küçük bir
ustura ve birkaç gram plastikten oluşan ve bunları monte etmek
için üst düzey bilgi ve teknolojiye gerek olmayan basit bir kalemtıraş bile Gazze’de rakamlar günbegün değişmekle birlikte
80 binin üzerinde sivili katleden soykırımcı İsrail’e siyasi-ekonomik-askerî destek veren Almanya’dan ithal edilmektedir. Rakamlar yıldan yıla değişmekle birlikte her yıl TYT’ye, ortalama
3 milyon; AYT’ye de ortalama 2 milyon olmak üzere toplamda
yaklaşık olarak 5 milyon adayın girdiği YKS’de adaylara verilen kalemtıraşın ithalat maliyetini en az 5 TL’den hesaplarsak
yıllık 25 milyon TL gibi astronomik bir rakam, tek kullanımlık
çöp olmakta; öte taraftan ise ekonomik gerekçeler gösterilerek
öğretmen alımları olabildiğince kısılarak tasarruf edilmeye çalı-
şılmaktadır. Ki bu rakam, yaklaşık olarak 41 öğretmenin (bu bir
okul demektir) bir yıllık maaşına tekabül eder. Eğitimde tasarruf
olmamalı, aksi takdirde çağın gerisinde kalmak kaçınılmaz olacaktır.
Abes değil mi bu tûl-i emeller inşana
Değer mi bunca tekâpûları şu dehr-i fenâ
"İnsanın bitmek bilmeyen uzun arzular peşinde koşması saçma değil mi?
Şu geçici, yok olmaya mahkûm dünyada bunca çabaya değer mi?"
Uzun emel(dünyaya hırsla yönelmek), insanın öleceğini bildiği halde, gelecekte olacak işleri düşünmesidir.
Allahu Zülcelal hepimize, uzun emelden uzak kalmayı nasip etsin.(Âmin)
"Sanki güvenli bir çıkış kapısı var da çıkmamışlar gibi bir rapor düzenlenmiştir. Oysa çıkılacak bir güvenli kapı yoktur. Nitekim çıkış kapısına yönelen Necla Özveren de hayatını kaybetmiştir. O kapı güvenli bir çıkış kapısıydı da Özveren neden öldü? Yangında kurtulan olmasa bütün işçiler kusurlu mu olacaktı?"
Bir canın bedeli: 36.500 TL
Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi de bu yorumu insafsız bulmuş olacak ki, "Olayda kendisini göz göre göre ölüme atmayacakları için maktuller ve mağdurların kusurlu oldukları" yönündeki raporu reddetti. Buna rağmen mahkeme "adalet tanrıçasını" dizleri üzerine çökertip ağlatacak bir karara hükmetti. Özay'a verilen on iki yıllık hapis cezası, "duruşmada gözlenen iyi hali" nedeniyle on yıla düşürüldü. "Suç kusurla işlendiği" için 182.500 TL para cezasına çevrildi.
Bu kararı göre bir canım Bedeli 36.500 TL'ydi!
Kazanan adalet değil, para olmuştu.
Bu sıcakta kasabaya inip, Akbank’ta sıkıcı ve uzun bir kuyruğa girip bilgisayar sis teminin arızaya geçip, canı istediği zaman arızadan çıkmasını bekledikten epey sonra, sıra bana gelerek, size borcum olan 2535500 TL.’yi hesabınıza havale ettim. Benim için az eziyet olmadı. Oysa ben bu parayı, 20 Temmuz 1994 çarşamba günü öğlen suları, resepsiyona nakit olarak uzattım ve terbiyesizce reddedildim.