Okuduğum ilk R. F. Kuang romanıydı. Savaş ve Barış’ın ikinci cildini okurken bana yüklenen okur tıkanıklığından kurtardı beni :) modern bir dünyada nefes almak için iyi bir seçimdi.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Beş on sayfada yine de edebi bir şekilde aktarılacak hikayeyi elli sayfaya yayan Fransız yazarımızın gereksiz sayıdaki fazla karakterler ve gereksiz uzun betimlemeleri ile beni bunalttığı hikayesi. İçinde kayboluyorsunuz, kötü anlamda. Güzel işlenebilecek bir hikayeyi çöp etmiş elinde. Kesinlikle tavsiye etmem.
Birbirinden farklı, okuması güzel beş kısa hikayeyle karşılaştım bu kitapta. Ne zamandır hikaye okurken böylesine eğlendiğimi hatırlamıyorum. Tavsiye ederim.
Genç bir doktorun anılarından derleme üç hikayeyi bir oturuşta bitirdim. Aslında uzun süre okumuş, kitapları yalayıp yutmuş birinin işe başladığında nasıl sıfırdan başlıyormuş gibi hissettiğini görmek hiç de yabancı hissettirmedi. Bir öğretmen olarak her sonbaharda sanki ilk defa başlıyormuş gibi hissedip paniğe kapılırım. Genç doktorumuzun da deneyimi olmamasından ötürü yaşadığı yoğun kaygı bozuklukları ve endişeler. Görüyoruz ki bilgiler asla bir yere gitmiyor, onları hatırlayamasak bile bilinçaltımızdan bir şekilde bizi yönlendiriyor.
Diziyi hiç baştan sona oturup da izlemedim, diziyi izlemeden önce de kitabını okumak istedim. Güntekin'in kalemi gayet akıcı ve yalın. İnkılap yayınlarının artık günümüz kelimeleriyle yeni basım yapmasını isterdim ama kitabı temin etmek bile çok zor. Bir ailenin evvela başına gelecek olan yaprak dökümünün Güntekin'in bağnazlık dolu gelenekçi bakışından örneklenmesi benim keyfimi kaçıran büyük bir detay oldu.
Kitabı okurken sürekli Ali Rıza Bey'e hayret ve lanet ettim. Zeval gelmemesi gereken namusunu kendisiyle alakasız olaylardan bile korumak için ailesini sefalete sürüklemesi, çocuklarına yük olması ve kös kös evin köşesine çekilmesi bana buhranlar getirdi. Güntekin'in de romanda gelenekçi, erkek egemenci ve Arap düşkünü yaklaşımı da dikkatimi çekti.