Doymamış olmanın faziletlerini anlamak için şu kedilere bakmak lazım. Bu kediler henüz açtır ve bizden Yemek bekliyor. Gözlerindeki sürekli yırtıcı parıltının bu dakikada ne tatlı, sevimli bir ışık geldiğini görüyor musunuz? Miyavlamaları âdeta yanık bir yalvarıştır, her halleri ikna edici sanatı andırıyor. "Gel" diye işaret etseniz hemen gelecekler, sürünecekler, ayaklarınızın altında yuvarlanacaklar; kovsanız derhal çekilip uzaklaşacaklar. Bu dakikada anlayışları üst düzeyde, sevgileri üst düzeyde, insafları üst düzeydedir. Bunları gururlu , ahmak ve insafsız birer hayvana döndürmek istiyor musunuz? Doyurunuz.
Murat, tahtayı çürütmemek ha!... Bu kadarcık mı? Nilüferli göller hiçbir şey demek değil mi? Sapları tomurlu al al karanfiller?...
Fırçanın ucu iyice titredi. Bir kuşun kanadı kırıldı. Kanat, başını alıp gitti. Onu yakalayamadı. Kulağının arkası yandı,kaşındı...
Caddeler, sokaklar ne kadar kalabalık. Dükkan, vitrin önleri omuz omuza insan. Yüzler pek renksiz,ışıksız, gözler pek parıltısız.
Işim mi?... Eh işte...
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu