Atatürk'ün uşağı olan Cemal Granda'nın anılarından Atatürk'ün özellikle son 10 yılı hakkında oldukça detaylı bilgiler içeren bir eser. Okumaktan ziyade 10-12 gün içerisinde Storytel uygulamasından dinledim. Tarihte ki büyük şahsiyetlerin özel hayatları hakkında okumalar yapmak gerçekten faydalı olabiliyor. Genelde, Atatürk, Napolyon, Büyük İskender vb. tarihi şahsiyetler hakkında basmakalıp bilgilere sahip oluyoruz. Bu tarihi figürlerin özel hayatları hakkında eserler okuyarak onların da insan olduğunu, günlük hayatta neler yaptıkları hakkında üçüncü bir ağızdan da olsa fikir sahibi olabiliyoruz. O yüzden, bu tarz okumalar yapmayı herkese tavsiye ediyorum.
Kitaba gelirsek, Atatürk'ün yakın çevresi ile muhabbeti, ülkenin kurucusu olarak aslında özgürlüğüne ne kadar düşkün bir karakteri olması beni oldukça şaşırttı. Aslında, birçok yerde Cumhurbaşkanlığı vb. birçok sıfattan ziyade daha sakin bir hayat istiyor fakat o dönemde bu mümkün olmadığı için bazı durumlarda şikayet ediyor. Bir gün tebdil-i kıyafet dışarı çıkıyor. Kimseye haber vermeden halkın arasına karışarak insanlara kendisi hakkında sorular soruyor. Onu tanıyanlarla eğlenip tekrar Çankaya Köşküne geri dönüyor. Bu tip bilinmeyen ve okuyanı şaşırtacak birçok detay kitapta mevcut. Okumanızı tavsiye ederim.
Araştırdıklarım arasında bulduğum hazine Schopenhauer’dı. Öbürlerinin farkına bile varmadıkları, vardıklarında da tümü
kapsayan bir uyum ve anlaşılırlıkla çözümleyiverdikleri, bizi gözle
görülür bir biçimde alev alev saran dünyadaki acılardan, karmaşadan, ihtirastan ve kötülükten söz eden ilk oydu.
Ağaçlar gizem doluydu ve bence, yaşamın anlaşılması olanaksız anlamının nesnelleşmesiydiler. Bu nedenle, insanın bu anlamı ve onun şaşırtıcı işlemlerini en yakından duyumsadıkları yer ormanlardı.
Bukowski içi dışı bir ve neyse o olan, benim gözümde belki de en samimi yazardır. Yazmaya en tutkulu yazar bile olabilir. Yazmayı gerçekten sevdiğini hayat hikayesini az çok bilen birisi tahmin edebilir. Kitap ise diğer kitapları gibi otobiyografik bir tarzda ve kendi dilinde bolca argo, cinsellik vb. ögeler barındıran bir yapıya sahip. Ama, Bukowski hikaye akarken öyle bir laf ediyor ki mesela şunun gibi :
“ İnsan ruhunun kökleri midededir. Güzel bir bifteği midene indirip viskini içmişsen bes sentlik gofretle beslenen adamdan çok daha iyi yazarsın. Aç sanatçı efsanesi bir aldatmacadır. Her şeyin bir aldatmaca olduğunu idrak ettiğin an uyanıp insanları kanatmaya
, mahvetmeye çalışırsın.”
O yüzden yazarın kitaplarının sürükleyiciliği ve tema çeşitliliği bana göre çok iyi olmasa bile az ve öz olan çıkarımları ve sözleri için bile okunmaya değer bir yazar.