İyi insanların devri...Yetimlerin ortada kalmadığı, mahalle kültürünün yozlaşmadığı, babacan kabadayıların devri... Etrafında oturan herkesin menemene ekmek bandığı, yemeklerin dibinin sıyrıldığı devir... Düşene el uzatılan, evsize ev olunan devir... Kötülerin azınlık devri... Üç sevda vurgunu, bir felek vurgunu... Ah be usta nerden bulup çıkardın iyi insan türünün son örneği bu adamları? Feleğin okkalı sillesini yemiş o adamları bi menemenin etrafına nasıl topladın? Menemen önemli feleğin çemberinden geçen, sofrası herkese açık adamların milli yemeği galiba, kitapta çok sık yeniliyor.Tirenimiz, yarım kalmış sevdalarımız vardı kitaplarında sık rastgeldiğimiz ; bir de menemenimiz oldu sayende. Onların buluştuğu kahveyi nasıl da hayat mektebine dönüştürdün? Bu adamlara eş olsun diye bulduğun kadınlar da hep tencere kapak misali, çok mu aradın? Yalnız usta bize önceki kitaplarda yarım kalmış bi sevda yetiyordu bu kitap çok ağır geldi,katlamışsın bu kez. Bu kitap uzun hikayeyi de geçmiş. Ara ara estirdiğin o yeşilçam havası hep aynı acımtırak hissi getiriyor ötelerden. İnandırıcılığı da etkililiği de draması da tam kıvamında. Üslup desen sade ve akıcı, samimiyet desen benim inceleme bile nasibini aldı, o derece... Daha ne olsun? Ustayla böyle konuşmak ne haddimeyse artık...? Neyse fazla laubali olmadan keseyim burda. Bi söz var ya hani : "İyi bir kitap okuduğumda yazarına çay demlemek istiyorum" diye, ben menemen bile yaparım. Buyursun gelsin...
Bu kez usta, eğitim sistemine, eğitimde fırsat eşitliğine,mesleki eğitime, askerlik alım sistemine, sosyal adalete, sanata, felsefeye, ahlaka, dine dokunuyor satır aralarında. İyilik-kötülük, kader, tevekkül, dayanışma kavramlarını irdeletiyor okuruna.
O iyi insanları güzel atlara binip gittiler sanırdım. Kitabın sayfaları