Taner kaya

Taner kaya
Okur,okuduğunu anlamaya çalışır, en zor olanın da bildikleri (bildiğini sandığı)doğrultusunda yaşamak olduğunu düşünür...
55 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Ey oğul ,dedi Âdem,vicdan,kaybetmeye en fazla hakkımız olduğu ânda koruyabildiğimiz şey değil midir? (Not:Rica etsem bu cümleden ne anladığınızı benimle paylaşabilir misiniz?)
Sayfa 327·Kitabı okudu
1000Kitap Kullanıcısı isimli okura yanıt verildi
Taner kaya
Teşekkür ederim.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2020 194. kitabı
Kitap; kendimiz, yaşamımız, ilişkilerimiz konusunda bilincimizi donatmak için ve 'iletişim ve etkili yaşam' seminerini yansıtacak biçimde yazılmıştır. Yazar seminerin içeriğini oluştururken, zaman zaman, daha önce yazmış olduğu kitaplarda ele aldığı kavramlardan ve örneklerden yararlanmıştır. Kitabın amacı için ise; 'zihninizi açmak' demiştir. ~ Doğan Cüceloğlu iletişim donanımları'nı 23 bölüme ayırarak anlatıyor. İlk bölümde 'bilincim donanınca ne olacak?' sorusuna cevap olarak; 'bilinci donanmış insan, bilinci donanmamış insandan her zaman ve her koşulda daha etkili ve güçlü olacaktır' sonucuna varıyor. Ardından insanın, muhteşem bir potansiyele sahip olduğuna değiniyor ve bu potansiyeli meşe palamuduyla anlatıyor. 'Toprak, güneş ve su, meşe palamudu için ne ise, içinde yetiştiği iletişim ortamı da insan için odur.' Sonrasında 'insanoğlu algı dünyasında yaşar' başlığı ile; algılanan şeye fenomen adı verildiğini ve biz insanların, yalnız algıladığımız kadarını bildiğimizi, yani ancak fenomen dünyasının farkında olduğumuzu açıklıyor. 'Sürekli iletişim içindeyiz' başlığında ise; iki insanın birbirinin farkına vardığı andan itibaren iletişimin başladığını söylüyor ve konuyu bu şekilde izah ediyor. 5. 6. ve 7. bölümlerde; ortamın verdiği mesajları, iletişimin çok kanallı bir süreç olduğunu, iletişimin iki düzeyi olan iç ve dış dünyadan bahsediyor. 8. kısımda; iç ve dış dünya arasındaki fark ne kadar çok olursa varoluş stresinin de o kadar fazla olacağını bir grafik yardımıyla anlatıyor. Aynı zamanda özgün olan ve olmayan insanı tanımlayıp özelliklerine değiniyor. Sonrasında can (kişinin iç dünyası) hem ait hem bağımsız olmak ister başlığıyla yaşamın iki bacak üstünde durduğunu, bu bacakların da ait olmak ve birey olmaktan oluştuğunu yorumluyor. Bacaklarından biri
1000Kitap
İletişim DonanımlarıDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20238,6bin okunma
Taner kaya
Çok nitelikli bir özet olmuş. Teşekkürler
9/10
·382 syf.··
2019 73. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2019 23:54
LÂ:Sonsuzluk Hecesi Şiir tadında güzel bir kitap.O hep bildiğimiz hikayeyi Âdem ile Havva'nın, Habil ile Kabil'in hikayesini bir de Nazan Hocanın ağzından dinleyin derim size.Dinleyin diyorum çünkü insanda bu hissi uyandırıyor. Okumalarımın çoğunluğunu yüksek sesle yaptım ve bundan müthiş zevk aldım.Bana göre en büyük hatayı ben bunu biliyorum dediğimiz şeyleri okumaktan vazgeçerek yapıyoruz. O hep bildiğimiz hikayede bize anlatılan öğretilen öyle büyük öğütler ve dersler var ki biz bunları unutmuşuz en azından onları hatırlıyorsunuz. Her şeyin ilklerini anlatmış Nazan Hoca.İlk adamı, ilk kadını, ilk aşkı, ilk günahı, ilk sürgünü, ilk kıskançlığı, ilk cinayeti, ilk pişmanlığı, ilk kaçışı, ilk kendinden kaçışı, kaçamayaşı bir de bu şekilde okuyun. Âdem yasak meyveyi yedi ama sonunda ne hissetti, Kabil bu ilk çıkmaza nasıl sürüklendi ve kıskançlığı onu mutluluğa mı, huzuramı, yoksa müthiş bir pişmanlığa mı sürükledi... Size bildiğiniz bir şeyi daha iyi anlayacağınız şekilde anlatıyor... Şeytanı, kibrini ve kibrinin onu nasıl bir gazaba sürüklediğini şeytanın şeytanlığa neden giriştiğini anlıyorsunuz. Tüm kötü karanlık duygulardan tüm insanların içinde bulunur.Onu beslemek yahut köreltmek sizin elinizde...Neden iyi yanlarınızı sürekli beslemeniz gerektiğini anlıyorsunuz. Şeytanın size sürekli kötü öğüt verirken zafere ulaştığında sizi nasıl da yalnız bırakacağını hatırlıyorsunuz. Bazı kimselere göre bu bir din öğretisidir ve din öğretileri din adamlarının ağzından başka bir yere yakışmaz fikri var.Bunu kafanızdan atın.Bu kimsenin haddi değil.Âdem ile Havva ilk insandır ve onları konuşmak anlatmak herkesin hakkıdır.Kaldı ki Nazan Hoca da bunu en güzel bir dille anlatmıştır... Uzun zamandır kitaplıkta bekleyen bu kitabı okumak bu zamana nasipmiş....Belki de şimdi tam
Lâ: Sonsuzluk HecesiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202114,5bin okunma
Taner kaya
Çok güzel bir yorum ... Ben de aynı duyguları hissettim okurken.Teşekkürler.
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2016 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2016 18:06
İyi insanların devri...Yetimlerin ortada kalmadığı, mahalle kültürünün yozlaşmadığı, babacan kabadayıların devri...  Etrafında oturan herkesin menemene ekmek bandığı, yemeklerin dibinin sıyrıldığı devir... Düşene el uzatılan, evsize ev olunan devir... Kötülerin azınlık devri... Üç sevda vurgunu, bir felek vurgunu... Ah be usta nerden bulup çıkardın  iyi insan türünün son örneği bu adamları? Feleğin okkalı sillesini yemiş o adamları bi menemenin etrafına nasıl topladın? Menemen önemli feleğin çemberinden geçen, sofrası herkese açık adamların milli yemeği galiba, kitapta çok sık yeniliyor.Tirenimiz, yarım kalmış sevdalarımız vardı kitaplarında sık rastgeldiğimiz ; bir de menemenimiz oldu sayende. Onların buluştuğu kahveyi nasıl da hayat mektebine dönüştürdün? Bu adamlara eş olsun diye bulduğun kadınlar da hep tencere kapak misali, çok mu aradın? Yalnız usta bize önceki kitaplarda yarım kalmış bi sevda yetiyordu bu kitap çok ağır geldi,katlamışsın bu kez. Bu kitap uzun hikayeyi de geçmiş. Ara ara estirdiğin o yeşilçam havası hep aynı acımtırak hissi getiriyor ötelerden. İnandırıcılığı da etkililiği de draması da tam kıvamında. Üslup desen sade ve akıcı, samimiyet desen benim inceleme bile nasibini aldı, o derece... Daha ne olsun? Ustayla böyle konuşmak ne haddimeyse artık...? Neyse fazla laubali olmadan keseyim burda. Bi söz var ya hani : "İyi bir kitap okuduğumda yazarına çay demlemek istiyorum"  diye, ben menemen bile yaparım. Buyursun gelsin... Bu kez usta, eğitim sistemine, eğitimde fırsat eşitliğine,mesleki eğitime, askerlik alım sistemine, sosyal adalete, sanata, felsefeye, ahlaka, dine dokunuyor satır aralarında. İyilik-kötülük, kader, tevekkül, dayanışma kavramlarını irdeletiyor okuruna. O iyi insanları güzel atlara binip gittiler sanırdım. Kitabın sayfaları
İyiler ÖlmezMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20166,6bin okunma
Taner kaya
Çok güzel bir değerlendirme olmuş. Tebrik ve teşekkür ederim.
Babam onu hiçbir işinde yalnız komaz, kendi gömleğini, pantolonunu ütüler, yemek bile yapardı. Birlikte erişte keser, hatta reçel kaynatırlardı. Annemle babamın birbirlerine duyduğu aşk, gün geçtikçe azalacağına artmış, bütün o yolculukları, sürgünleri, yoksulluğu, çaresizliği birlikte göğüslemişlerdi.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Taner kaya
Önemli olan bu yapılanların bir sevgi gösterisi olduğunun bilinebilmesi. Kültürümüzde dille söylenemeyen “seni seviyorum “ sözcükleri ,kimi zaman bir işe yardımcı olarak kimi zaman bir sofra kurarak eylem ve hizmet olarak gösteriliyor. Eğer bu dil karşılıklı olarak bilinirse kişi sevdiğini gösterebilir ve sevildiğini anlayabilir. Kısaca anlatmak istediğim şey “Beş sevgi dili “ kitabında anlatılıyor.