Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
Devlet ve iktidar, evrensel bir pazar yeri gibidir. Orada bilimlerin ve sanatların ürünleri sergilenir, yitik hikmetler orada aranıp bulunur. Her çeşit haber ve hikâyeler de orada ortalığa serilir. Herkes tarafından aranan her şey orada bulunur. Dolayısıyla bütün bunlar hükümete bağlıdır. Eğer hükümet adaletsizlikten, kayırmacılık yapıp taraf tutmaktan, ahmakça tavır takınmaktan ve yüzeysellikten kaçınır, orta yoldan ayrılmaz ve doğru istikametten sapmazsa, o zaman onun pazarında sadece saf altınla ve katıksız gümüşle alışveriş yapılır. Fakat devlet kişisel çıkarlar, kinler, zorbalık ve yalanla yönetilirse, o zaman da, o pazarda işlemler sadece sahte parayla yapılır!
Sayfa 47·Kitabı okudu
Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Miraç Buğra Tokaç

, bir kitap okudu
Puan vermedi·396 syf.·
23 günde okudu
·
2024 14. kitabı
Acaba bundan yaklaşık ondört asır önce bir insan, Tevrat'taki o devirde geçerli olan yaratılış kıssasını ele alarak, içerisinde bilim açısından hatalı olan hususları atıp onun yerine doğruluğunu ilmin en nihayet asrımızda ispat edeceği birçok verileri kendi başına dile getirmek suretiyle kıssayı bu derece tashih etmiş olabilir miydi? Böyle bir varsayımı savunmak mümkün değildir. Kur'ân, Tevrat'ın yaptığından tamamen farklı bir yaratılış öyküsünü sunmaktadır.
Sayfa 241·Kitabı okudu
Düşünce
Kur'ân Bilime Ters Düşmez
Gerek Kitabı Mukaddes için olsun gerek kur'ân için olsun kutsal kitabın bu bilimsel karşılaştırmasının, ancak ispatlanmış bilimsel kavramlarla yapılması gerekir. Karşılaştırmanın geçerli olabilmesi için kendisine itimad edilen ilmi kanıt tamamiyle kesinlik kazanmış olmalı, hiçbir ihtilafa yol açmamalıdır. Kutsal din kitaplarının değerlendirme işinde ilmin devreye girmesine surat ekşitenler, ilmin geçerli bir mukayese unsuru teşkil edebileceğini inkâr etmektedirler (ister Kitabı Mukaddes söz konusu olsun, ister Kur'ân; Kitabı Mukaddes, bu karşılaştırmadan daha önce gördüğümüz sebepler yüzünden hep zararlı çıkmıştır. Kur'ân'ın ise bundan hiçbir korkusu yoktur). İlim zamanla değişkendir, doğruluğu birgün kabul edilmiş bir olgu, daha sonra reddedilebilmektedir, diye itiraz ederler. Bu itiraz karşısında şu husus aydınlığa kavuşmalıdır: bilimsel teori ile, gereğince denetlenmiş gözleme dayalı gerçek biribirinden farklı şeylerdir. Teori anlaşılması güç bir olayı yahut birlikte birkaç olayı izah etmeği amaçlar. Teori pek çok hallerde değişkendir: Çünkü bilim alanındaki ilerleme, olayları daha iyi tahlil etmeğe, daha kabule şayan bir izah düşünmeğe imkân verince, teori değişmeye veya yerini bir başka teoriye bırakmağa uygundur. B ına karşılık gerçekliği deneyle sabit olmuş gözleme dayalı olgu, değişmeğe müsait değildir: Çünkü özellikleri zamanla daha iyi tesbit edilebilir ama, ne idiyse yine öyle kalır. Meselâ Dünya'nın Güneş etrafında, Ay'ın da Dünya'nın çevresinde döndükleri tesbit edilmiş olduğuna göre, artık bu, yeni baştan gözden geçirmeğe konu olmayacaktır; ileride olsa olsa yörüngeler daha iyi tanımlanabilecektir. Bir müslüman fizikçinin, antimatier (1) kavramını bildirmektedir diye düşündüğü bir âyeti, benim meselä inceleme dışında bırakmamın nedeni, kuramların
Sayfa 203·Kitabı okudu
Düşünce
Kur'ân, amacı evrende câri olan bazı kanunları izah etmeğe kadar varan bir kitap değildir. O, temel bir dinî amaç güder. Insanları evrenin yaratılışındaki sanat üzerinde düşünmeğe yönelik dâvetler, esas itibariyle Allah'ın mutlak kudretiyle ilgili tasvirler vesilesiyle yapılmış bulunmaktadır. Bu dâvetler sırasında, gerek tabiat ilimleri alanında, gerek insanın kendi varlığiyle ilgili konuda, insanın gözlemine açık bulunan hususlara yahut evrendeki düzeni sağlayan Allah tarafından tanımlanmış kanunlara işa- ret edilmektedir. Kur'ân'daki bu ifadelerin bir bölümü rahatlıkla anlaşılır cinstendir, fakat diğer bir kısmının ise ne demek istediğini kavrayabilmek, konuyla ilgili, gerekli fen bilgilerine sahip olmakla mümkündür. Bu demektir ki geçmiş asırların insanı, bunlardan sadece zâhirî bir anlam çıkarabilmekteydi. Bu zahiri mana ise insanı, yaşadığı asırda sahip olduğu bilgisinin yetersizliği nedeniyle, bazı hallerde yanlış neticelere götürmüştür.
Sayfa 201·Kitabı okudu
Düşünce