Miraç Buğra Tokaç

Miraç Buğra Tokaç
GAYB-I MUTLAK&GAYB-I İZAFİ
GAYB: His ve ilimde veya vücudda hazır olmayan demektir. Birçok şeyler nefse'l-emirde, vücudda âlemi şehadette hazır olduğu halde birbirlerine nazaran gaib olurlar. Bir defa birine nazaran mevcud, mahsus veya malúm, hazır, diğerine nazaran mechul ve gaib olur. Mesele, bir kişinin kalbindeki kendisine nazaran hazır olduğu halde, başkasına nazaran gayb olur. Ve o kalb onun, başkasına nazaran gaybıdır. Nitekim يُؤْمِنُون بالغيب "Onlar ki gaybe iman edip" Bakara-2/3) bir mânaca بالقلب diye tefsir olunmuştur. Lakin gayb-ı mutlak değil, gayb-ı izafidir. Haddi zatında mevcud ve hazır olduğu için doğrudan doğru veya delâil ve emaratından bilinmek şanıdır. Henüz vücuda gelmeyen ve deläil-ü emaratı da bulunmayan bâzılarına nisbetle gayb olanları bildiği gibi henüz vücuda gelmemiş olanları da bilir. Ona nazaran gayb yoktur. فلا يُظهر على غيبه أحداً Fakat o kendi gaybına, yâni bütün kâinata nazaran gayb-ı mutlak olan ve bâtın isminin mazharı bulunan kendi ilmine kimseyi zâhir kılmaz. Açık ve kat'i surette izhar edecek yakînî bir keşf ile muttali' kılmaz. Onun için ins, ne cinn, ne Melek, ne bir şey gayb-ı mutlakı yakînen bilemez, böyle olması gayb-ı nisbiye dair bâzı ma'lūmat edinilebilmesine münafi olmayacağı gibi rüya, ilham, keramet veya hafi bazı esbab ile gayb-ı mutlaka dair bazı şeyler sezilebilmesine de münafi olmaz ise de, bunların hiç birisi zann ve vehimden ârî tam bir keşf ve izhar mânâsına yakînî bir ilim olamaz. Bundan dolayıdır ki, vakı'at üzerinde cereyan eden fennî istikraların, mantıkî istidlâllerin bile yarın için hükmü bir kıyastan ileri geçemez. Riyazî bir kat'iyyet ifade edemez. Zâhire nazaran mülahaza yürütmek başka, zahir olmak yine başkadır. Allah Teâlâ, henüz vücuda çıkarmamış olduğu gaybini kimseye zâhir kılmaz, izhar etmez. ٍاِلاَّ مَنِ ارْتَضَى مِنْ
Sayfa 299 - 8.cild 72/26,27·Kitabı okudu
Din İslam
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İncillerin kaynaklarına ilişkin en yeni metin tenkidi araştırmaları, metinlerin teşekkülünde çok daha karmaşık bir sürecin olduğunu ortaya koydular. Kudüs Kitabı Mukaddes Okulu profesörlerinden Benoit ile Boismard'ın müştereken yazdıkları Dört İncilin Kaynaklarının Topluca Özeti adlı eser (1972-1973), İncillerdeki metinlerin, sözlü rivayetin geçirdiği bir oluşum sürecine paralel ola- rak birçok safhalardan geçmek suretiyle teşekkül ettiklerini önemle belirtmektedir. Benoit, kitabın Boismard'a ait kısmının takdimini yaparken, metinlerin çeşitli safhalardan geçmesiyle ne gibi değişmelere maruz kaldığını şu sözlerle sergilemektedir: «(...) sözlü rivayetin uzun bir oluşum safhası geçirmesi sonunda meydana gelen sözlerin veya öykülerin aldığı şekiller, bu söz veya öykülerin ilk zamanlardaki şekillerinin sahip olduğu sıhhâte sahip değildir. Bazı okuyucularımız, İsa'nın şu sözü veya bu meselinin yahut da ileride başına gelecek şeylere dair falan haberinin, Inciller'de okuduğumuz gibi Onun ağzından, çıkmadığını fakat, onları bize nakleden kişilerce değiştirilerek çevreye intibak ettirildiğini öğrenince belki şaşıracaklar yahut rahatsız olacaklardır. Bu tür tarihi araştırmaya alışık olmayanlar için bu araştırmada, hayrete, hattå skandala yol açabilecek çok şeyler vardır.»
Sayfa 129·Kitabı okudu
Din
Hıristiyan çevrelerde hakim olan Kitabı Mukaddes'e ilişkin bu tedirginlik, 2. Vatikan ruhânî meclisi çalışmaları (1962-1965) sırasında da kendini göstermiştir. Üç yıl süren tartışmalardan sonra, Kitabı Mukaddes hakkında verilecek beyanat metninin son şekli üzerinde anlaşmağa varmak ve Mgr. Weber'in Kitabı Mukaddes hakkında 4 numaralı meclis belgesine yaptığı girişteki (1) tabiriyle, <<<ruhânî meclisi çıkmaza sokmakla tehdit eden bu acı duruma» bir son vermek için resmî metni bu meclis en az beş defa kaleme almak zorunda kalmıştır. Bu belgenin Eski ahid ile ilgili iki cümlesi (bab 4, s. 53) bazı metinlerin zayıf ve hükümsüz olduklarını hiç bir itiraza yer vermiyecek şekilde şöyle dile getirmektedir. <<Eski Ahid'de yer alan kitaplar, insanlığın İsa'nın gerçekleştirdiği kurtuluş öncesindeki durumunu göz önünde tutarak herkese Tanrı'nın kim olduğunu, İsa'nın kim oldu- ğunu bilme fırsatını verdiği gibi, insanlara karşı Tanrı'nın nasıl adâletle, merhametle muamele ettiğini öğrenmede de onlara yardımcı olmaktadır. Bu kitaplar her ne kadar gayrı sahih ve hükümsüz metinler ihtiva ediyorlarsa da, yine Tanrı'nın insanlar için uyguladığı gerçek bir terbiye usûlünün en güzel tanıklarıdır.>>> Bazı metinler için kullanılmış olan «gayrı sahih» ve <<hükümsüz>> sıfatları, bu metinlerin tenkit edilebileceklerini hattâ terkedilebileceklerini en güzel bir şekilde yansıtır. Bu durum, ilke olarak açıkça kabul edilmektedir.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Din
cerbeze
Müteferrik büyük işlerde, yalnız kusurları görmek cerbezeliktir; aldanır ve aldatır. Cerbezenin şe'ni, bir seyyieyi sünbüllendirerek hasenata galib etmektir. .. Elhasıl: Cerbeze bir hâkimdir.. Yalnız seyyiat tarafını konuşturmamalı, onun hasmı olan hasenatı da dinlemeli. Sonra müvazene edip, mizan-ı haşirdeki hükm-ü âdilane gibi, racih gelene muhabbetle hak vermelidir.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Düşünce
Yaratılış, Yer Yüzüne Ayak Basma,Nuh Tufanı
Netice itibariyle, Kitabı Mukaddes'te yer alan üç kıssa, insanlara olayları gerçeğe uygun bir şekilde rivayet etmektedir diye değerlendirilemez. Olayları rivayet eden ve bize kadar gelen kıssa metinlerinin gerçeği yansıtmadıklarını, eğer tarafsız olmak gerekirse, kabul etmek zorunluğu vardır. Allah acaba gerçek olmayan bir şeyi vahyetmiş olabilir miydi? Gerçekten, asılsız, uydurma şeyler yardımiyle, üstelik birbirine ters düşen şeylerle insanları talim ve terbiye eden bir Allah mefhumunu kabul etmek mümkün değildir. Bu durumda bu üç kıssa için doğal olarak şu hipotez ileri sürülür: Kıssalar ya nesilden nesile şifahen nakledilirken, yada bu şifahî rivayetin yazıyla tesbit edilmesinden sonra kıssa metinleri ortaya çıkarken insanlar tarafından tahrif edilmişlerdir. Nitekim Yaratılış kitabı gibi bir eserin üç asır boyunca en az iki defa yeniden düzenlenmiş olduğu bilinmektedir. Böyle olunca Yaratılış kitabında bir takım gerçeğe benzemeyişlerle veya gerçekle bağdaşmıyan bir takım kıssalarla karşılaştığımızda hayret etmiyoruz. Çünkü, insanlığın elde ettiği bilgilerdeki ilerlemeler sayesinde, Yaratılış kitabının hikâye ettiği eski olaylardan bir kısmı hakkında tamamiyle olmasa bile hiç değilse bu olayların ne derece bilimle bağdaştıklarına karar vermede yeterli olacak bir bilgiye sahibiz. Kitabı Mukaddes metinlerindeki hatalar, sadece insanlar tarafından yapılmış tahrifattan ileri gelmiştir, şeklinde yapılan izah tarziyle iktifa etmekten daha mantiki ne olabilir? Gerek Yahudi gerek Hıristiyan müfessirlerinin ekserisi tarafından bu izah şeklinin dikkate alınmaması şayanı teessüftür. Bununla beraber, bu müfessirlerce öne sürülen kanıtları incelemede yarar vardır.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Düşünce