...bir yaşamın nasıl bu kadar çabuk tüketilebildiğine şaşıyordu. Becerememişti. Bunu hissediyordu. O da babasının ayak izlerini takip etmişti bilmeksizin. Ya da kader diye bir şey vardı ve bu, babadan oğula geçiyordu. Bu kayboluş öyküsünü babasının sarışınlığı gibi üzerinde taşıyordu. Bir lanet gibi...