Selin Üstüner

Selin Üstüner
@tonalitess
Biz kendini ifade etme becerisi çok yüksek bir millet değiliz. Az kelime biliyoruz. Az kelimeyle konuşuyoruz. Entelektüel faliyetlerimiz az… Az dinliyoruz. Az okuyoruz. Az düşünüyoruz. Daha sezgisel yanları önde olan bir topluluğuz. Sezgi de bir yere kadar idare ediyor. Ben şahsen sezginin çok önemli olduğunu düşünüyorum ama onun da bilgiye ihtiyacı var.
Sayfa 59
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Kimlik kendini korumak istiyor. Öbürüyle hemhal olurken korkuya kapıyor. Varlığını ve bütünlüğünü kaybetmekle ilgili daha tekinsiz hissediyor. Bilinçdışı ‘Gel sen beni yumuşat,’ ya da ‘Gel sen beni daha çok karar veren biri haline getir,’ derken bilincin üst mertebesi bir çatışmaya giriyor. Karşıdakiyle çekişiyor. Neticesinde de marazımız artıyor. Çok acıklıdır bu. Bizi bir araya getiren şey ile bizi birbirimizden ayıran şey sıklıkla aynıdır.”
Sayfa 46
Alıntı
“Adem itaataizlik etmeseydi cennetten kovulmayacağı söylenebilir. Bu ifade içinde bulunduğumuz karmaşık zamanda insanlara düşünülenden çok daha cazip gelmektedir, ne de olsa endişe çağlarında bakım ya da istek ya da endişe ya da çatışma ya da kişisel sorumlıluk ihtiyacının olmadığı cennete karşı aşırı bir arzu duyulur. Dolayısıyla benlik bilinci geliştirmemek dolaylı yoldan ödüllendirilir. Bu durum soru sormadan itaat etme eğiliminin artması ya da kişisel sorumluluğun en aza inmesinin istenmesinden farksızdır.”
Sayfa 179
Şu dünyada insanlar can sıkıcı olmayan şeylerden hemen bıkarlar. Bıkmadıkları şeyler ise çoğunlukla can sıkıcı şeylerdir. Bu her şeyde böyle olur. Benim sıkılmaya harcayacak zamanım var, ama bir şeylerden bıkmaya harcayacak zamanım yok.
Sayfa 158
Bir buçuk ay boyunca sallandım. mürettebatla bir sorun yaşamadım. pek konuşmuyordum onlarla. vahşetlerini amerika'ya saklıyorlardı. yolculuğun tek heyecanı, aşçının yamağına sarkan birinin linciydi. adamı dövüp bir depoya kapattılar. tabii genç tecavüzcü yerde kıvranırken çevresinde oluşmuş ve tekme yağdıran zincirin halkalarından biri de bendim. yanımdakilerin omuzlarına tutunarak birkaç tekme de ben fırlattım, kendi kanında boğulmak için dua etmeye başlamış olan adamın kafasına. iki gün sonra unutuldu her şey. ve aşçı yamağının kalçaları başkalarının da ilgisini çekmeye başladı. bu sefer kimse linç girişiminde bulunmaya çalışmadı çünkü yamağı düzenlerin sayısı ahlakçılık oynayanlarınkini geçmişti. kanıksanmıştı çocuğun kalçalarının lezzeti. ama ilk hareketi yapıp dişleri paramparça olan adam, tabuyu yıkan kişi olarak, bütün insanların günahlarına karşılık çarmıha gerilmiş isa gibi, yolculuk boyunca hücresinde tutuldu.