Issiz ve sessiz yollar uzayip gidiyor ve "Niçin ötekilerini de düsünemivorum?" dive vicdan azabı duvan Deli Kurt, valnız Gökçen'le dolu olduğu halde, bu tükenmez mesafelerde at sürüyordu
Arada bir kövlerden gecivor; insanlara, hayvanlara, arabalara raslıyor: fakat hiçbirini görmeden yoluna devam ediyordu
Gece indi. Karanlık yavaş yavaş her yeri örttü ve ebedf yollarda kâh "Allah" dive inleyerek, kâh "Gökçen" diye sayıkladayarak giden yolcuyu kavradı. Bu meçhul Osmanlı sehzadesi, kendisinden önce gelen ve gelecek olan sayisız Osmanlı sehzadesine tarihin mukadderatının çizdiği büyük ıstırap içinde, ancak kendisinin görebildiči yesil isıklar içinde, bütün gözlerden silinerek kayboldu.
Artık hiçbir şey görünmüyor, firtinanın uğuldadığı bu yolda yalnız bir atin nal sesleri ve bir insanın hıçkırıkları işitiliyordu..
Dünyaya gelmek, bir saldırıya uğramaktır. Doğan bebek, havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. Açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. Bir gün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz. Savaş bitmiştir.
// İsmet Özel
"Gerçeğin ne olduğunu, iyileşme ve mutluluk becerisinin nasıl kazanılacağını soruyorsun. Söyleyeyim azizim iki şeyle: Tevazu ve kendini tanıma. İşin bütün sırrı bu."