9/10
·464 syf.··
2026 3. kitabı
🅼🅴🆁🅷🅻🆁🆁 Cemal Süreya'nın: Nasıl bir his biliyor musun? oda geniş ama sığamıyorsun, bak kapı orada ama çıkamıyorsun, pencere açık ama nefes alamıyorsun, birşeyler düğüm düğüm dizilmiş boğazına, ama ne yutabiliyorsun ne atabiliyorsun Sorarsan eğer ‘hayat nasıl’ diye, ‘tatsız tuzsuz ekmek gibi’ dersem, anlar mısın?” dediği yerdeyim yerdeyiz. Unutması mümkün olmayan acılar yaşadık son 1 aydan fazladır.Rabbim bir daha yaşatmasın.Milletimizin başı sağolsun,geride kalanlara sabırlar şifalar versin... Bugün size Alfa Kitap ‘tan çıkan @akyuz_sinan ‘nın yürek yakan kaleminden #elvedaaşk kitabının yorumu ile geldim... #kitapözeti Yıl 1914-1915... İstanbul Sultanisinde okuyan Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev Çanakkale Savaşı'nın zorlukları içinde karar verip vatanları için ailelerinden,sevdalarından ve hayallerinden vazgeçip düşman toprağını çiğnemesin diye izcilik yeminlerine bağlı kalıp askere giden daha 15-17’lerinde arkadaşlardı.Bu gençlerden Feyzi ve Süreyya' nın sevdiği Refika ve Güzide hem vatanları için hemde onlara daha yakın olmak için gönüllü hemşire olup onların ardından cepheye giderler.Fakat Yusuf’un Mehpare’si için aynı durum geçerli değildir. Çünkü sevmek her insanın harcı olmayan bir duygudur. Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev bu cephede neler yaşadılar? Refika ve Güzide sevdiklerini bulup kavuşabildi mi? #kitaphakkındadüşüncelerim Dönem kitapları sever misiniz? Ben pek sevmezdim ama Sevgili @akyuz_sinan sayesinde ön yargılarımı yendim. Çünkü elveda aşk sadece dönemi değil; dostluğu ,sevgiyi, ve en önemlisi insanın her karış toprak için neleri göze alabileceğini anlatıyor. İşte bu yüzden okuyun efendim hemde okutun okutun ki, damarlarımızdan akan kanı, bastığımız toprakları,
Elveda AşkSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20211,685 okunma
9/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:09
Adsız Roman Çerkes soykırımı hakkında bu kitaptan önce hiçbir şey bilmiyormuşum.. Sema Soykan, yine yapmış yapacağını Çerkes tarihini, kültürünü ve soykırımını bir çok kaynaktan araştırarak (kitabın sonunda bütün kaynaklara yer veriyor) kurguyla birleştirip akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde ışık tutmuş. Okuyacakları şimdiden uyarayım, Adsız Roman, sadece hayalî roman olarak yazılmış olsaydı keşke ama yaşanmış olaylara dayanması yüreğinizi incitecek, sizi okurken fazlasıyla üzecek ve uzunca bir süre etkisinden çıkamayacaksınız.. Kitabımız Neri ile Aras’ın karşılaşması ile, Neri’nin anneannesi tarafından kaleme alınan Adsız Roman’ı, satmak istediği küpün içinde bulmasıyla bizleri 1864 yılına Çerkeslerin yaşadığı sürgün ve soykırıma götürüyor. Yani roman içinde roman okuyoruz.. Çerkesler 3 yıl boyunca toprağını, yaşamını, hakkını ve özgürlüğü cesaretle savundular. Ancak strateji ve güç haklının değil Rus çarının yanında oldu. 1,5 -2 milyon Çerkes anavatanı Kuzey Kafkasya’dan zorla sürüldü. Sürgünün kayıtları tutulmadı ve sayı hep az gösterildi.. Zorlu yolculuk koşullarında açlık, soğuk ve hastalık nedeniyle hayatlarını kaybedenler çok insan oldu.. Kurtulanlar ise başta Türkiye olmak üzere küçük gruplara bölünerek çeşitli ülkelere gönderildi… Bu sürgünde Janset ile nişanlısı Jankat’ın ayrı düşmesi, aşklarını yüreğine gömüp vatan için nasıl direndiklerini de okuyoruz. Janset’in en yakın arkadaşı Elbruz ise Janset’in hep yanındadır ve aşkını kalbine gömerek ona yardımcı olmaya söz vermiştir. Peki ya, büyük aşıklar Janset ile Jankat kavuşacaklar mı ? Yoksa Janset kendisine aşık olan Elbruz’la mı bir gelecek kuracak? Neri ve Aras’ın olduğu kısımlar da gerçek hayata dönmek gibiydi. Neri’nin dedesiyle ilişkisi, anne-babasının başına gelenlerin sonuçlarını da merak
Adsız RomanSema Soykan · Alfa Yayıncılık · 2024908 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bence bir şans verin derim
Puan vermedi
Bakın şimdi, size öyle bir kitaptan bahsedeceğim ki, bitirdiğinde oturduğun koltukta şöyle bir doğrulup "Ben az önce ne okudum?" diyeceksiniz. John Steinbeck’in Gazap Üzümleri’nden bahsediyorum. Hani hep duyduğumuz ama kalınlığından gözümüzün korktuğu o klasikler vardır ya, işte bu kitap o önyargıların hepsini yerle bir ediyor. Sana bu kitabı edebi terimlerle değil, bende bıraktığı o derin hisle anlatmak istiyorum. Çünkü bu roman, sadece bir hikaye değil; insanın içine işleyen devasa bir deneyim. Nedir Bu Kitabın Olayı? Hikaye aslında çok basit ama bir o kadar da vurucu: 1930'ların Amerika’sındayız. Büyük bir ekonomik kriz var, üstüne bir de korkunç bir kuraklık patlak veriyor. Bizim odağımızda ise Joad ailesi var. Bu insanlar nesillerdir ektikleri topraklarından, bankaların ve dev şirketlerin açgözlülüğü yüzünden bir günde kovuluyorlar. Ellerinde kalan son kuruşla eski püskü bir kamyonet alıp, "Kaliforniya’da iş varmış, orada broşürler dağıtıyorlar, cennet gibi yer" diyerek yola çıkıyorlar. Kitap, bu ailenin o meşhur Route 66 otoyolundaki göç yolculuğunu ve Kaliforniya'ya vardıklarında karşılaştıkları o tokat gibi gerçekleri anlatıyor. Neden Bu Kadar Etkileyici? (Beni Sürükleyen Ne Oldu?) Kitabı okurken Steinbeck sana çok zekice bir oyun oynuyor. Kitap bir bölüm Joad ailesini anlatıyorsa, bir sonraki bölüm araya girip o dönemki tüm Amerika'nın halini, sistemin nasıl çürüdüğünü, insanların nasıl acımasızlaştığını anlatıyor. Yani tek bir ailenin dramını okurken, aslında o dönemin bütün dünyasını izliyorsun. Ama beni asıl vuran şey kitaptaki karakterlerin dönüşümü oldu: "Ben"den "Biz"e geçiş: Yolun başında aile sadece "biz kendimizi kurtaralım, çocuklarımızın karnı doysun" derken; yolda diğer ezilen insanları gördükçe "Biz tek başımıza kurtulamayız, hepimiz biriz"
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere şahane bir tavsiye ile geldim. Milli mücadeleyi anlatan kitapları okurken o kadar çok gururlanıyorum ki, bu hissi anlatmaya kelimelerim yetmiyor. Keşke diyorum bende o zamanda yaşasaydım da ülkem için edenlerden biri olsaydım, ama biz biliyoruz ki Türk'lerin mücadelesi hiçbir zaman bitmez, çünkü yine hepimiz biliyoruz ki bu cennet vatana göz diken ve bayrağımızı indirmek isteyen bir sürü düşman var. Hatta günümüzde bu düşmanlarla kol kola girmiş insanlar da var. Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk "Şayet bir gün, çaresiz kalırsanız bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı kendiniz olun." Atatürk tüm umudunu gençlere bağlamıştı ve gençliğe hitabesinde yapılması gerekeni de anlatmıştı. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE Şehr-i Esaret, güçlü bir direnişin ve bir milletin yeniden doğuşunu, Mustafa Kemal paşa ve silah arkadaşlarının Türk milletinin bağımsızlığını kazanıp onlara huzur içinde yaşayacakları bir ülke inşa etmek için verdiği mücadelenin hikayesi. Sene 1918, 1.Dünya savaşı bitmiş sözde barış antlaşması adı altında Osmanlı Devletinin toprakları işgal edilmişti, bayraklar indiriliyor ezanlar susturuluyordu. Padişah vatanını, milletini ve namusunu düşman kuvvetlerine teslim etmiş, tüm komutanlara da silah bırakma emri vermişti. Padişahın emri ile İstanbul'un sokaklarında başlayan işgal yavaş yavaş vatan toprağına yayılmaya başladı. Halk korkudan sesini çıkaramazken düşman yanlısı bazı insanlar din adı altında bu emri desteklemeye devam ediyordu, halbuki ki asıl sorun din değil makam sevdasıydı. Yaşanan bu zulme ve eziyete katlanamayan gözü kara bir komutan vardı. Mustafa Kemal paşa, o hiçbir zaman umudunu kaybetmedi, milleti için mücadele etmekten hiç korkmadı. Yaşanan tüm olumsuzluklara ve Padişahın hakkında çıkardığı ölüm emrine rağmen birkaç
Şehr-i EsaretOnur Can Ekinci · Perseus Yayınevi · 202524 okunma
Bir Ailenin Değil, Bir Dönemin Çığlığı: Gazap Üzümleri
Puan vermedi·540 syf.··
2026 18. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 12:50
Bir insanın elinden toprağını almak, bazen hayatını almaktan daha ağırdır… John Steinbeck’in Gazap Üzümleri, yalnızca Büyük Buhran dönemini değil; insanın sistem karşısındaki çaresizliğini bütün çıplaklığıyla gösteren güçlü bir toplumsal eleştiridir. Evlerinden edilen Joad ailesinin California’ya uzanan yolculuğu, aslında umutla hayal kırıklığı arasındaki o ince çizginin hikâyesidir. Açlık, göç ve sömürü gibi ağır temalar; Steinbeck’in kaleminde abartıdan uzak, oldukça sade ama sarsıcı bir dille hayat buluyor. Fareler ve İnsanlar’daki bireysel yalnızlık ile Bitmeyen Kavga’daki toplumsal çatışma, bu romanda muazzam bir dengede birleşiyor. Zaman zaman uzayan betimlemeler anlatının ritmini yavaşlatsa da bu detaylar dönemin acımasız ekonomik düzenini anlamak adına oldukça kıymetli. Üstelik yazar, iyiyi ve kötüyü basitleştirmiyor; buradaki asıl suçlu tek bir insan değil, insanı tüketen sistemin kendisi. Gazap Üzümleri, kitlelerin çaresizliğini ve insanın hayatta kalma direncini işleyen büyük bir onur mücadelesidir. Steinbeck’in o gösterişsiz ama derinden vuran sade üslubu, okuru sadece bir seyirci olmaktan çıkarıp o tozlu göç yolculuğunun içine çekiyor. Toplumsal gerçekçi edebiyatın bu görkemli başyapıtı, insanlığın ortak hafızasına kazınmış zamansız bir eserdir. Eğer bu romanı listenize ekleyecekseniz kendinize sakin bir zaman dilimi ayırın derim. Çünkü Joad ailesiyle o kamyonun arkasına bindiğinizde, yolculuk bitene kadar kolay kolay inemiyorsunuz. Sayfaları çevirirken bazen boğazınız düğümlenecek bazen de insanın pes etmeyen direncine hayran kalacaksınız. Şimdiden keyifli okumalar Gazap Üzümleri John Steinbeck
1000Kitap
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202145,7bin okunma
10/10
·320 syf.··
2026 19. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 15:55
Doğan Cüceloğlu hocamın okuduğum ilk eseri. Şimdiye dek kısa videolarda o teskin edici sesi, yumuşak anlatısının altında hep bir derinlik, bir öz, bir imbikten süzülmüş anlam bularak dinledim kendisini. Var Mısın? Isimli söyleşi-kitap çalışmasında Deniz Bayramoğlu'nun emeği büyük. Yine kitap kendisinin önsözü ile açılıyor. Gönlümüzün muradını bulmak, ekip içinde olmak, yaşamı korku temelli denetim kültüründe değil sevgi temelli gelişim kültürü içinde kurmak, canın küçüğünün büyüğünün olmaması, birey olurken kendi toprağının özünde de evrensel değerlerde de anlam bulmak ve en çok da içine doğru yolculuk yapmak. Yaşamımızın en büyük tanığı olan kendimizi, beni, tanımak ve farkında olarak yaşamak. Süreyya'nin dedigi gibi kabul etmekle yetinmeyip idrak ve izah etmek. 80 yıllık ömür farklı cografyaları, yaşantıları, kültürleri barındırıyor. Ve her bir yaşantısı ile demlenen bir bakış açısını bize sunuyor. Bolca referans ve öneriler de bulabileceğiniz eseri okumanızı tavsiye ederim.
Var mısın?Doğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202137,8bin okunma