zikrikaratas

''yaşarken başımızdan hiçbir şey geçmez. dekorlar değişir, kişiler girer çıkar yalnız. başlangıçlar da yoktur; günler anlamsız bir biçimde birbirine eklenir durur; sonu gelmez, tekdüze bir ekleniştir bu. ara sıra şöyle bir hesap yapılır: “işte üç yıldır yolculuk yapıyorum. bouville'e geleli üç yıl oldu.” denir. başlangıç olmadığı gibi, son da yoktur. bir kadın, bir dost, bir kent bir kerede terk edilmez. hepsi birbirine benzer zaten. aradan iki hafta geçince şangay, moskova, cezayir birbirinin aynıdır. kimi zaman (pek sık değil), durumu gözden geçirir, bir kadına bağlandığınızı, kötü bir işe girdiğinizi fark edersiniz. göz açıp kapayıncaya kadar sürer bu. sonra geçit yeniden başlar, günleri ve saatleri birbirine eklemeye koyulursunuz. pazartesi, salı, çarşamba. 1924, 1925, 1926.”
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
aşkı bir lütuf olarak düşün. başlangıcı ve sonu dışında hiçbir anlamı yok. kendi sonun için
“kayıp kayıp gidiyor dünya bıkkın bakışlarımdan.”
kediler hayvanlar aleminin gangsterleridir, kolay kolay ecelleri ile ölmezler.ya araba altında kalırlar ya da bir sokak köpeğinin kurbanı olurlar.eğer eceliyle ölecekse bir kedi, siz o ölüme şahit olamazsınız.çünkü kedi gider bir köşede sessizce ölür
''Zincirlerim düştü,elime alıp son bir kez bakmak istiyordum .daha biraz önce bunların ayaklarımda olduğuna şaşırıyordum.'' özgürlük ve tutsaklığın saniyeler arasındaki farkını anlatan daha iyi bir cümle yoktur sanırım.