Karanlık her yere girerdi. Çünkü her yerde gece olur, Ben
Yekta bunu pek hoş buluyordum.
Karanlık, serin örtülü minderleri sarmalayan az ışıklılığı alt edemezdi
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
... Don’t be afraid
and we will pass the simple ugliness
of exact tombs,where a large road crosses
and all the people are minutely dead.
Then you will slowly kiss me
e.e.cummings
SONNETS-ACTUALITIES XXIII, CHIMNEYS, Tulips & Chimneys (1922)
... Korkma
geçeceğiz yalın çirkinliğinden
ölçülü mezarların, büyük bir yolun kestiği yerde
ve bütün insanların ufak ufak ölü olduğu.
O zaman yavaşça öpeceksin beni
but that when light fails and this sweet profound
Paris moves with lovers,two and two
bound for themselves,when passionate dusk
brings softly down the perfume of the world
(and just as smaller stars begin to husk
heaven)you, you exactly paled and curled
with mystic lips take twilight where i know:
proving to Death that Love is so and so.
e.e.cummings
SONNETS-REALITIES III, CHIMNEYS, Tulips & Chimneys (1922)
ama ışık yitince ve bu tatlı derin
Paris dolunca aşıklarla, ikişer ikişer
kendilerine yönelmiş, günbatımı tutkuyla
getirince yumuşakça kokusunu dünyanın
(ve tam da küçük yıldızlar suskunlaştırırken
göğü), sen, sen tamıtamına solgun ve kıvırcık
gizemli dudaklarla götür alacakaranlığı bildiğim o yere:
gösterip kanıtla Ölüm'e ki Sevgi şöyle şöyle.
Baylar!
Bin dokuz yüz seksen birdeyiz
Karşınızda eylülün sesi
Ağustosa çekildi, eylülün sesi
Birazdan konuşacak
"Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar."
Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği
Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim.
Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği
Yosunların kapılara usulca
Tırmanıp yerleştiği
Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar.
Yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk
Eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan
Upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden
Eylül ki, sorabilir mi
Hüzünler iç kamaştırıyor,
aşklarsa niye yoksul
Bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız
Oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar.
Dahası
Bu düğmesiz giysileri şöylece giymek
Bir boşluğu giyinmek mi olur
Olsun
İşte karşınızda ekimin sesi
Kasımın sesi sonra
Yağmurun eşliğinde - çocuğunu emziriyor yaz -