(Spoiler içerir.)
Sir John Everett Milliais’in ünlü Ophelia tablosuyla karşılaştığımda başladı benim Hamlet oyunu ile tanışmam. Tablodaki o sessiz, trajik güzellik ilgimi çekince önce oyunu sahnede izlemek istedim, fakat denk getiremeyince kitabını okumakta buldum kendimi.
Belki de tablodan gelen o bağın da etkisiyle en çok etkilendiğim ve en çok üzüldüğüm karekter Ophelia oldu. Bana göre hikayenin en masumuydu. Hiçbir suçu yokken intikam oyunlarının kurbanı haline geldi. Babası, abisi ve Hamlet’in inkarları içinde paramparça oldu. Onun deliliği, bana kalırsa, babasının ölümünden çok önce başlamıştı. İçine sıkıştığı bu düzen, onu adım adım uçuruma sürükledi.
Hamlet’in ertelemeleri ve tereddütleri ise bana göre onun en insani yönüydü. Çünkü öldürmek, özellikle de Hamlet gibi güce kolayca erişebilecek bir karakter için aslında çok basit olabilirdi. Ama o içten içe bunun gerçek olmamasını diledi. Bir yanda babasının ölümü ve gerçeğin ağırlığı, bir yandan annesinin ihaneti, bir yanda da amcasının tahtı vardı. Bu yük karar vermesini geciktirdi. Hamlet’in bir sahnede söylediği “Zalim oluşum iyi bir insan olmak İçin yalnız.” İfadesi bana şu soruyu düşündürttü: İnsan bir kötülüğü zalimlikle söküp atabilir mi? Peki sonrasında ne kadar iyi kalabilir?
Son olarak Hamlet, bir kahraman olamayacak kadar zalimleşti; bir kurban olamayacak kadar da ne yaptığını bilen bir oyun kurucuydu.
Özellikle ophelia’ya karşı öfkesinde, onun içten içe yaşadığı güvensizliğin ve annesine duyduğu kırgınlığın gölgesi vardı. Kadınlara olan inancını annesi üzerinden yitirdi ve bu yitim en çok ophelia’yı vurdu. Bu yüzden ophelia’nın ölümü benim için, Hamlet’in en büyük yenilgisiydi.
Sizin için en uygun zamanda okumanız ya da izlemeniz dileğiyle…