Bazı kitaplar vardır, gece uyumanıza yardımcı olurlar. Yatağa girer, biraz okur ve göz kapaklarınızın ağır gelmeye başladığını hissedersiniz. Ama sakın bu kitapta denemeyin. Uykularınız kaçacaktır!
Alın size yaşadığınız hayatı dibine kadar sorgulatacak, bir değişimin başlangıcı olabilecek bir eser!
Kendimize bir şeyler itiraf ederek başlayalım mı?
Bir hayat yaşıyor -ya da hayatta kalmaya çalışıyor- ve karşılığında bir ömür harcıyoruz.
Yaşadığımız hayatı güzel göstermek adına sosyal medya hesapları açıyor, storyler paylaşıyoruz.
Daha iyi bir iş, daha iyi bir ev, güzel bir araba, daha iyi giysiler vs derken bir bakıyoruz bir apartman dairesinde ömrümüz tükeniyor.
Adına hayat dediğimiz bir mağaraya sıkışmış gibiyiz. Ellerimiz telefonla kelepçeli adeta, onda da sürekli reklamlar ile uğraşıyoruz. Dışarı çıkıyoruz, AVM'ler karşılıyor bizi, onda da iri yazılar ile reklamlar. Otobüs durakları, yollarda tabelalar... Nasıl yaşayacağımıza biz değil onlar karar veriyor adeta. Kemal Sunal'ın "100 Numaralı Adam" filminde olduğu gibi: Bay Halk böyle yapıyor, siz de böyle yapın!
MağaraJosé Saramago'dan okuduğum altıncı eser. Kabil'den sonra bir süre okumama kararı almıştım ama daha fazla karşı koyamadım kalemine.
İyi ki de koyamamışım. Ne Körlük ne Görmek, kendimi bulduğum eseri oldu Saramago'nun...
Kısaca bahsetmek isterim. Spoiler korkusu olanlar bu paragrafı atlasın lütfen...
Çömlek yapımı ile geçimini sağlayan, kızı Marta ve "Merkez"de güvenlik görevlisi olan damadı ile yaşayan bir adam Cipriano Algor. Eşi ölmüş... Üç kuşaktır çömlek yapımı ile uğraşıyorlar. Yapılan çömlekler Merkez'de satılıyor. "Merkez"i büyük bir yaşam alanı olarak düşünebilirsiniz. İçinde oturma alanları, mağazalar, ihtiyaç duyabileceğiniz her şey var. İnsanlar orada oturmak için birbirleri ile yarışıyor