Öğrenciler kendilerine yüklenen yığma malzemeleri istiflemekle ne kadar meşgul olurlarsa dünyaya bu dünyanın dönüştürücüleri olarak müdahale etmeleri halinde oluşacak olan eleştirel bilinçleri o kadar güdük kalacaktır. Kendilerine dayatılan edilgen rolü ne kadar kapsamlı bir şekilde kabul ederlerse, dünyaya nasılsa öyle benimsemeye, kendilerinde yığma malzeme halinde biriktirilen kısmi bir gerçeklik görüşüne kabule o kadar yakın olurlar.
The more students work at storing the deposits entrusted to them, the less they develop the critical consciousness which would result from their intervention in the world as transformers of that world. The more
completely they accept the passive role imposed on them, the more they tend simply to adapt to the world as it is and to the fragmented view. of reality deposited in them.
ChatGPT'nin eğitim süreci etkileyici ve bir o kadar da zahmetli bir serüveni içeriyor. Model, öncelikle web sayfaları, e-kitaplar ve bilimsel makaleler gibi yaklaşık 45 TB'lık bir veri kümesi ile ön eğitime tabi tutuldu. Bu aşama, modelin temellerini atmada büyük bir öneme sahip. Hem zaten modelin adı da bu eğitim sürecinden geliyor: GPT ifadesi aslında, İngilizce ön eğitim görmüş üretken dönüştürücü anlamına gelen "generative pre-trained transformers" tamlamasının kısaltması. Yalnız modelin gelişimi o noktada bitmedi. Daha sonra, sırasıyla gözetimli öğrenme ve insan geri bildirimlerinin kullanıldığı pekiştirmeli öğrenme yöntemleriyle (RLHF) model daha da geliştirildi. Bu aşamalarda, model gerçek dünya etkileşimlerinden dersler çıkararak, daha akıcı ve anlamlı yanıtlar üretme becerisini kazanarak ChatGPT hâlini aldı. İnsanlar tarafından desteklenen bu öğrenme süreci, ChatGPT'nin gerçek bir sohbet deneyimi sunmasını sağlıyor.
1912'de Kaliforniya'da doğan John Cage genellikle rastlamsal müziği
keşfeden kişi olarak kabul edilir. Gençken Henry Cowell ve Schönberg'in
öğrencisiydi ve sonra Varese ve Satie'nin hararetli bir müridi oldu. Ilk
"tııhaflığı" hazırlanmış piyano denilen gelişmede kendini gösterdi. Cage,
piyanonun telleri arasına yabancı cisimler sokarak çalgının sesini dönüştürebileceğini keşfetti. Piyano yeni bir kişilik kazanmıştı- sesi belli belirsiz bir Bali gamelan grubunu andıran teneke gibi bir vurmalıya dönüştü