Puan vermedi·94 syf.··
2026 233. kitabı
Anton Çehov, modern tiyatronun dönüm noktalarından biri kabul edilen bu dört perdelik dramında; sanatın, şöhretin, imkansız aşkların ve kuşak çatışmalarının gölgesinde ezilen insan ruhunu muazzam bir melankoliyle masaya yatırıyor. Bir taşra malikanesinin durgun atmosferinde; yazar olmak isteyen idealist genç Treplev, onun aktris olma hayalleri kuran sevgilisi Nina, dönemin ünlü ve bencil yazarı Trigorin ile Treplev’in geçmişe takılıp kalmış aktris annesi Arkadina’nın yollarını kesiştiriyor. Büyük umutlarla yola çıkan ama hayatın sert gerçekleri karşısında kanatları kırılan bu karakterler üzerinden Çehov; insanın kendi trajedisine nasıl hapsolduğunu, iletişimsizliği ve sanatta yeni yollar aramanın getirdiği o sancılı yalnızlığı işliyor. Göl kıyısında kaygısızca uçarken sırf birinin canı sıkıldı diye vurulan o "Martı" simgesiyle yazar; hayallerinin peşinden giderken hoyratça harcanan, kırılan ve yok edilen tüm hassas ruhların ebedi ve lirik bir ağıtını sunuyor.
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Merhabalar,kitabı iki kısımda inceleyeceğim ilk yarı ve ikinci yarı şeklinde. !!!!!DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!!! lütfen ona göre okuyun. içerik hakkında baya bilgi içeriyor!!! Martı 1.yarı kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şey sıkışmışlık içerisinde olmasıydı. Herkesin kendince sorunları ve bunalımları vardı. Bu açıdan asıl sinirlendiğim nokta hiç kimsenin birbiriyle gerçekten iletişim kurmaya çalışmaması, çözmeye de çalışmaması. bana ciddi bir iletişimsizlik söz konusu olduğunu düşündürdü. Kitabın en başındaki Medvedenko ve Maşa'nın konuşmasından örnek verecek olursam: Medvedenko geçimden, yaşam şartlarından, daha çok maddiyat ağırlıklı şeylerden bahsediyorken Maşa ise "hayatımın yasını tutuyorum, mutsuzum" diyor. Aslında iki taraf da haklı ama iki taraf da bambaşka tellerden çalıyordu. Ayrıca konuşmak için konuşan, konuşmalarda sadece kendi kısmını bekleyen kişiler gibi geldiler. Yüzeysel karakterlere sahipmişler duygusunu hissettim. ​Treplev karakterini başta sevmiş gibiydim fakat ilerledikçe düşünce olarak uyuşmadığım bir karakter olduğuna karar verdim gibi. Başta eski olanı bırakıp yeniye yönelmesini oldukça atılgan ve cesur bir hareket olarak görürken son kısımlarda (Nina'yla Martı konuşmasında) bunu aslında kendisini, annesine ispat etme -sevgi- için bir araç gibi kullandığını düşünmeye başladım. Kendi çıkarları için yapıyor gibi bir his baskın hale geldi. Bu noktada onun samimi olup olmadığına karar veremedim. Arkadina'ya ise başta oldukça gıcık kaptım. Kendi bildiğini yapan ve okuyan baskın bir karakter vibe'ını verdi. Kendine güvenmesi ve daima mükemmele oynaması bir seviyeye kadar güzel gelirken o seviyeden sonrasında da kendi egosunun esiri haline düşmüş gibiydi. Onun da arka planda bir şeylerin bunalımında olduğu hissedilmekteydi. Son olarak 40-46.
Duygu ve Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Reklam
Martı
Puan vermedi
Dört perdelik bir tiyatro eseri Martı. Kitabın sonuna kadar yazarın martı metoforu ile neyi anlatmak istediğini düşündüm ama galiba ucunu açık bırakarak herkesin çeşit çeşit anlamlar çıkarmasını istemiş yazar. Ama ben tatmin edici bir anlam bulamayıp kısa bir araştırma yaptım ve martının bazı yerlerde ''yaşamda özgürlük ve kaygısız davranışı'' simgelediğini öğrendim. Eserdeki bir martıyı öldüren Treplev, bu martıyı öldürmekle kendi özgürlüğünü ve yaşamını tehlikeye mi atmıştı acaba? Bu martı kaderini mi etkilemişti acaba onun? Hoş, bunun tam olarak cevabını öğrenemeyeceğimize göre martıyı bir kenara bırakıp kitaba ve karakterlere dönelim. Benim Anton Çehov'dan okuduğum ilk eserdi ama yazardan tek bir eser okuyacak olsam sanırım bunu seçmezdim. Tiyatro okumak beni kitaba tam bağlayamıyor ve sürekli bir kopukluk hissediyorum. Bunu Martı'da da hissettim ve kısacık bir tiyatro olmasına rağmen çok fazla karakter olması da okumamı zorlaştırdı diyebilirim. Ama karakterler çok zengindi. Çeşit çeşit kişilikte, meslekte, duygudaki karakterler okuyucuya da farklı bakış açıları açıyor. En beğendim nokta ise eserdeki iki farklı dünyası olan yazarların, Treplev ve Trigorin'in yazarlığa, şöhrete, aşka dair yorumlarıydı. Özellikle şöhret içindeki Trigorin'in sanıldığı kadar mutlu olmaması benim için can alıcı noktaydı. ''Başka bir yerde olma özlemi'' demiş buna yayın arka kapağında. O özlem ne zaman tükendi ki? ''Nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi gelir'' der Charles Baudelaire de. Martı'yı okuyunca bu durumu daha iyi anlayacağınıza eminim. Keyifli okumalar!
1000Kitap
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Puan vermedi·94 syf.··
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 00:00
Konstantin Treplev kendini kanıtlamaya çalışan bir yazar ama hem annesi hem de sevdiği kadın tarafından yeterince görülmediğini düşünüyor. Sevdiği Nina Zarechnaya ise hayallerinin peşinden gidiyor ama o da istediği mutluluğu bulamıyor. Karakterler birbirini seviyor gibi ama kimse gerçekten istediği kişiden karşılık göremiyor. Sonunda hayal kırıklıkları, karşılıksız duygular ve başarısızlıklar herkesin hayatını ağır şekilde etkiliyor.
Edebiyat
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
Martı, her karakterin içinde ayrı bir kırılganlık taşıdığı, insanın iç dünyasını sahneye çıkaran güçlü bir tiyatro eseridir. Okurken ilginç bir çağrışım yaşadım. Nina Zareçnaya bana Neriman’ı, Trigorin Macit’i, Treplev ise Şinasi’yi hatırlattı. Bu yüzden eseri yer yer Fatih-Harbiye ile düşünmeden edemedim. Treplev yeni biçimler arayan genç bir yazardır. Annesi Arkadina tarafından sürekli küçümsenir, sevdiği kadın Nina ise Trigorin’e hayranlık duyar. Böylece Treplev hem sanatta hem aşkta yalnız kalır. Trigorin’in anlattığı “martı hikâyesi” aslında eserin sembolüdür. Göl kıyısında özgürce yaşayan bir martı, sırf can sıkıntısı yüzünden vurulur. Bu martı bazen Nina’yı, bazen hayalleri ama en çok da Treplev’i simgeler. Bana kalırsa Martı’nın asıl gücü olaylardan değil karakterlerin iç dünyasından gelir. Her biri kendi hayallerinin ve kırılmalarının içinde kaybolur. Bu yüzden oyun bittiğinde insanın aklında şu soru kalıyor: Gerçekten kim martıdır? Nina mı? Hayaller mi? Yoksa yenilik peşinde koşarken yalnız kalan Treplev mi?
Edebiyat
MartıAnton Çehov · İndigo Kitap Yayınları · 201926,6bin okunma
silah sesi
7/10
·94 syf.··
2026 30. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 23:29
Dört perdelik bir tiyatro eseri. Yazar olmaya çabalayan ana karakterimiz Treplev. Annesi ise aktrist Arkadina. Ve annesinin sevgilisi yazar Trigorin. Zaten asıl problem yazar Trigorin’den kaynaklanıyor. Çünkü Treplev onun hem yazarlığını hem annesinin ona olan sevgisini hem de sevdiği kız Nina’nın da yine yazara olan hayranlığını kıskanıyor. Kıskançlık ve aşkın barizce hissedildiği bir tiyatro eseri anlayacağınız. Son perdede ise düğüm kopuyor. Aradan iki yıl geçiyor ve Treplev artık bilinen bir yazar olmuştur. Aynı zamanda iki yıl önce orayı terk eden Nina’nın da geri dönüşüyle bir yüzleşme yaşanıyor. Kitabı okurken Martin Eden’ın hayatına benzettim. Treplev’in hayatını. O da yazar olmak için çabalıyor ve nihayet oluyor da. Aynı zamanda sevdiği biri de vardı. Sonu ise intiharla bitiyordu. Tıpkı bu kitabın sonunda duyulan o silah sesi gibi… Keyifli okumalar…
1000Kitap
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Reklam
Reklam