Rousso'nun daha önce aforizmalar başlığı altında bir kitabını okumuştum. Orada daha naif aforizmalar serisi sunulmuştu ama yinede yerinde çok fazla güzel tespitler içeren bir aforizma serisiydi.
Aforizma kitabında her ne kadar çeşitlilik fazla olduğundan gerek midir bilmem naifliğin yanında russonun bu kitabında hissedilen yer yer kesin betimlemeler ve sert hitaplı yazım, aforizma kitabında azda olsa hissediliyordu.
Bu kitapta aynısını görüyoruz. Russonun bazı fikirleri onun mizacındaki keskinlikle sunuluyor.
İlk dikkatimi çeken kitabın başlarında yasa kelimesinde bir kanun olarak değilde Kant'ın mutlak olarak doğa yasası anlamına benzettim. Cassrier'e göre bu tam tersi Kant, Rousso'nun akılcığından etkilenmiş olduğu okuyoruz. Daha sonrasında bu mutlak bir rasyonel sonuç yada yasanın ne olduğunu bulma çabası kitabın ortalarına doğru yasa ile toplum sözleşmesinin iç içe geçmesiyle son buluyor.
Bundan sonra artık devreye toplum sözleşmesi ve toplumun devlet ile olması gereken ilişkinin ideal tanımı yapılıyor. Böylelikle en hakiki yasa toplum sözleşmesi zemininde başlayıp toplum sözleşmesinden "devlet nedir"arayışına tamamlanıyor.
"Devlet nedir" arayışını ise devletin bölümleri üzerinden aktarıyor. "Devlet nedir?" diyorum çünkü "ideal devlet" bana pek uygun gelmiyor. Belki birçok yorumcu "ideal devleti" daha çok tercih edecektir. Çünkü günün sonunda elimizde bir yazılı bir sözleşme yok.
Toplum sözleşmesi en temelinde demokrasinin üzerine yayılan ve sadece halk ile uyumun devamlılığı.
Çünkü bu anlamda bir devletin devlet olabilitesini Rousseau mümkün görüyor.
Ne kadar kısa cümlelerle tanım,eleştiri,sonuçlara varıyorsa o kadar doğru olduğunu düşünüyorum. Bir konu hakkında çok fazla açıklamaya gittiğinde ise kısalar kadar doğru gözükmedi bana. Bunun sebebinide kısa
Ama yanılgı ve yalan dolan üzerine kurulu olan bu din, insanları aldattığı,çabuk kanan, kör inançlı kişiler durumuna soktuğu ve gerçek tapınmayı birtakım boş törenlere boğduğu için ayrıca kötüdür. Yine kötüdür, çünkü tekelciliğe ve zorbalığa kaçarak, bir ulusu can kıyıcı ve hoşgörüsüz yapar; öyle ki , o ulus artık asıp kesmekten başka bir şey düşünmez olur ve kendi tanrılarına inanmayanları öldürmekle kutsal bir iş yaptığına inanır.
Sayfa 130 - İş bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu