tarihi bir hazin balkıma gibi
biliyorum kafiyeyi bozduğumu.
başka şeyleri de bozduğumu. ve biliyorum ki
hüzün varsa içinde, bozukluk bile hoşuna gider naci'nin
biliyorum ki bozukluk bağışlanır, sevilir bile
Kitap, ataerkil bir dünyaya doğmuş bir adam olan Devrim'in bir gün işsiz bıraktığı Bade yüzünden lanetlenerek "anaerkil" bir dünyaya düşmesiyle başlıyor. Erkeklerin dünyasında ona normal gelen her şeyin dengeler değiştiğinde aslında neden olmaması gerektiğini ve kadınların hayatlarını, bu sefer de erkeklerin ezildiği bir dünyada bizzat tecrübe ederek aslında ne kadar zorlaştırdıklarını öğreniyor.
Kitabın yazım dili güzeldi, insanın kafasını yoran uzun ve gereksiz sözcükler yoktu. Aksine aktıkça aktı. Eğer biraz daha sağlam kurgulanmış olsaydı on bile verebilirdim ama bence Devrim karakterinde oturmayan bir şeyler vardı. Mesela yansıtılmaya çalışılan çarpık dünya da biraz acemice kurgulanmış gibiydi. Fakat bütün bunlara rağmen okurken gayet keyif veren ve düşündürten, yer yer üzen noktaları olması çok hoşuma gitti. Ayrıca her yaştan insana da uyuyor. İçinde olumsuz örnek oluşturabilecek ya da rahatsız edici bir nokta ben gözlemlemedim. Bunu 13 ya da 14 yaşımda özellikle okumayı da çok isterdim. O zaman düşünce yapıma katkı sağlamış bir kitap olabilirdi.
biz de kadınlara bunu mu yapıyorduk? onları önce kendimize muhtaç hale getirip sonra da 'aman ali rıza bey, tadımız kaçmasın' dedikleri için dalga mı geçiyorduk? neden tadımızın kaçmaması gerekiyordu? neden korkuyorlardı huzuru kaçan bir evden? duydukları sevgiden mi yoksa sahiden sahipsiz kalma korkusundan mı?